ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan ve Mahkeme Başkanı Tomoko Akane dahil olmak üzere üst düzey yetkililere yönelik yaptırım kararları aldığını duyurdu. Trump yönetimi, mahkemeyi 'tuğla tuğla' dağıtma sözü verirken, bu adım uluslararası hukuk ve diplomasi çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Yaptırımlar, UCM'nin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından geldi; ABD bu kararı 'meşruiyetten yoksun' olarak nitelendiriyor.
Yaptırımların Kapsamı ve Gerekçesi
ABD Hazine Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, UCM'nin üst düzey yetkililerinin mal varlıklarının dondurulacağı ve ABD vatandaşlarıyla ticari işlemlerinin yasaklanacağı belirtildi. Yaptırım listesinde Başsavcı Karim Khan'ın yanı sıra, mahkemenin yetkili yargıçlarından bazıları ve kıdemli savcıları da yer alıyor. ABD Dışişleri Bakanı, yaptırımların gerekçesi olarak UCM'nin 'Amerikan vatandaşlarına ve müttefiklerine yönelik saldırgan ve meşruiyetsiz soruşturmaları' olduğunu ileri sürdü.
Bu hamle, Trump yönetiminin UCM'ye yönelik uzun süredir devam eden düşmanca tutumunun bir devamı niteliğinde. 2020 yılında da dönemin Başkanı Trump, Afganistan'daki savaş suçları soruşturması nedeniyle dönemin Başsavcısı Fatou Bensouda'ya yaptırım uygulamıştı. Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmış, ancak şimdi Trump'ın yeniden göreve gelmesiyle birlikte Washington'un UCM'ye bakışı tekrar sertleşti.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Avrupa Birliği, yaptırım kararını 'uluslararası hukuka ve adalete bir darbe' olarak nitelendirirken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği de endişelerini dile getirdi. UCM, yaptırımların kurumun bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedelediğini savunarak, kararı 'kabul edilemez' olarak değerlendirdi. Özellikle İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları, bu yaptırımların savaş suçları mağdurlarının adalet arayışını engelleyeceği uyarısında bulundu.
UCM, 2002 yılında kurulan ve savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılamakla görevli uluslararası bir mahkeme olarak 123 ülkenin taraf olduğu Roma Statüsü'ne dayanıyor. Ancak ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçler mahkemeye taraf değil. ABD yönetimi, UCM'nin Amerikan askerleri veya üst düzey yetkilileri hakkında soruşturma açma yetkisini tanımıyor ve bu tür girişimleri 'egemenlik ihlali' olarak görüyor.
Uzmanlar, bu yaptırımların uluslararası hukukun işleyişine ciddi zarar verebileceğini ve benzer yaptırımların diğer ülkeler tarafından da örnek alınabileceğini belirtiyor. Özellikle İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına ilişkin Netanyahu hakkında çıkarılan tutuklama emri, ABD'nin bu yaptırım kararını hızlandıran temel faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası hukuka ve adalete olan vurgusuyla doğrudan ilişkili. Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası suçların cezalandırılması gerektiğini sık sık dile getirmiştir. ABD'nin yaptırım kararı, uluslararası hukuk sisteminin zayıflatılması anlamına geldiği için Türkiye'nin 'daha adil bir dünya' söylemiyle çelişmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin yakın ilişki içinde olduğu İsrail ve ABD ile olan dengeleri düşünüldüğünde, bu yaptırımların bölgesel güç dengelerine etkisi olabilir. Türkiye, bu süreçte uluslararası hukukun üstünlüğünü savunarak arabulucu bir rol üstlenebilir.