ABD Ulaştırma Bakanlığı (DOT), araştırma hibesi başvurusunda bulunan kişi ve kuruluşlar üzerindeki arka plan incelemesini derinleştirerek, potansiyel rakiplerle bağlantıları tespit etmek için yapay zeka destekli bir tarama sistemi kullanmaya başladı. Edinilen bilgilere göre, başvuru sahiplerinin yabancı kurumlar, hükümetler veya yaptırım listelerindeki kişilerle ilişkileri otomatik olarak analiz ediliyor. Uygulama, özellikle savunma ve kritik altyapı projelerinde güvenlik endişelerini artırırken, akademik çevrelerde özgürlük ve gizlilik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Hibe Süreçlerinde Yeni Dönem: Yapay Zeka Destekli İnceleme
Ulaştırma Bakanlığı'nın bu adımı, federal hibelerde yabancı etki taramasının bir parçası olarak görülüyor. Bakanlık yetkilileri, sistemin başvuru sahiplerinin açık kaynaklardaki bilgilerini, yayınlarını, kurumsal bağlantılarını ve varsa yaptırım listelerindeki kayıtlarını tarayarak potansiyel riskleri belirlediğini söylüyor. Özellikle Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerle bağlantılı kurumlarla işbirliği yapan araştırmacıların daha yakından incelendiği belirtiliyor. Ancak Bakanlık, sistemin nasıl çalıştığına dair sınırlı bilgi paylaşıyor ve hangi algoritmaların kullanıldığını açıklamıyor.
Yapay zeka destekli tarama, insan incelemesine göre daha hızlı ve geniş kapsamlı bir analiz sunuyor. Bakanlık, bu sayede binlerce başvuruyu kısa sürede değerlendirebildiğini ve potansiyel riskleri erkenden tespit edebildiğini savunuyor. Ancak uzmanlar, algoritmaların yanlış pozitif üretebileceği ve masum araştırmacıları hedef alabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle yabancı uyruklu bilim insanları veya uluslararası işbirliklerine katılan ABD vatandaşları için endişe verici olabilir.
Ulusal Güvenlik ile Akademik Özgürlük Arasındaki Denge
ABD'de son yıllarda federal kurumlar, araştırma fonlarında yabancı etkiyi kısıtlama yönünde adımlar atıyor. 2018'de başlatılan ve daha sonra kapsamı genişletilen girişimler, özellikle Çin'in bin yetenek programı gibi uygulamalara karşı önlem almayı amaçlıyor. Ulaştırma Bakanlığı'nın yeni uygulaması, bu trendin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Savunma ve kritik altyapı projelerinde yer alan araştırmacıların geçmişinin daha sıkı denetlenmesi, ulusal güvenlik açısından gerekli görülüyor.
Ancak sivil özgürlükler örgütleri ve bazı akademisyenler, bu tür taramaların ayrımcılığa yol açabileceğini ve bilimsel işbirliğini sekteye uğratabileceğini belirtiyor. Özellikle hangi kriterlere göre 'potansiyel rakip' tanımının yapıldığı ve yapay zekanın kararlarında şeffaflık olmaması eleştiriliyor. Bakanlık ise insan incelemesinin son karar mercii olduğunu ve algoritmanın sadece bir ön tarama aracı olduğunu vurguluyor.
Benzer uygulamalar, diğer ABD kurumlarında da görülüyor. Örneğin, Savunma Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı da hibelerde yabancı bağlantıları taramak için çeşitli araçlar kullanıyor. Ancak Ulaştırma Bakanlığı'nın yapay zeka kullanımı, ölçeği ve otomasyon derecesiyle dikkat çekiyor. Bu durum, diğer ülkelerin de benzer sistemleri benimseyip benimsemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin hibelerde yapay zeka destekli tarama başlatması, Türkiye'deki araştırmacılar ve kurumlar için de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye, ABD ile savunma ve teknoloji alanında işbirliği yapan bir NATO müttefiki olsa da, bazı Türk kurumları geçmişte yaptırım listelerinde yer almış veya ABD'nin dikkatini çeken bağlantılara sahip olabilir. Bu tür taramalar, Türk araştırmacıların ABD fonlarına erişimini zorlaştırabilir ve iki ülke arasındaki bilimsel işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, yapay zeka tabanlı sistemlerin şeffaf olmaması, Türkiye'nin ABD ile teknoloji transferi ve ortak projelerinde güven sorunu yaratabilir. Türkiye'nin kendi araştırma fonlarında benzer mekanizmalar geliştirmesi ve ulusal güvenlik ile akademik özgürlük dengesini gözetmesi gerekebilir.