ABD'nin Ukrayna'ya yönelik desteği, Başkan Donald Trump'ın göreve gelmesinin ardından önceki yönetimlerden belirgin biçimde farklılaştı. NPR'den Scott Detrow'un konuğu olan eski ABD'nin Kiev Büyükelçisi William Taylor, Trump'ın Rusya'ya yönelik son hamlelerini ve bunun geçmiş yönetimlerle karşılaştırmasını ele aldı. Taylor, Washington'ın Kiev'e askeri ve diplomatik desteğinin azaldığını, Moskova'ya yönelik tutumun yumuşadığını vurguladı.
Trump Yönetiminin Ukrayna Politikasında Değişim
William Taylor, NPR röportajında, Trump yönetiminin Ukrayna'ya yönelik politikasının önceki ABD yönetimlerinden keskin biçimde ayrıldığını belirtti. Taylor'a göre, özellikle 2025 yılı başından itibaren Beyaz Saray'ın Rusya'ya yönelik açıklamaları ve attığı adımlar, Kiev'in güvenlik endişelerini artırdı. Eski büyükelçi, geçmişte Demokrat ve Cumhuriyetçi yönetimlerin Ukrayna'ya verdiği desteğin iki partili bir mutabakata dayandığını hatırlatarak, bu mutabakatın şimdi erozyona uğradığını söyledi.
Taylor, Trump'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile diyalog başlatma ve Moskova'ya yönelik bazı yaptırımları hafifletme sinyali vermesinin, Ukrayna'nın Batı ittifakı içindeki konumunu zayıflattığını ifade etti. Ayrıca, ABD'nin Ukrayna'ya sağladığı askeri yardımın son aylarda azaldığına dikkat çeken Taylor, bunun cephedeki dengeleri etkileyebileceğini kaydetti.
Eski büyükelçi, Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi üyelerin de Ukrayna yardımlarına şüpheyle yaklaştığını, bunun da yönetimin elini zayıflattığını belirtti. Taylor, "ABD'nin desteği olmadan Ukrayna'nın kendini savunması çok zor" diyerek, Washington'ın tutumundaki değişikliğin Kiev için ciddi sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin Ukrayna'ya yönelik desteğindeki bu değişim, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda NATO'nun doğu kanadını ve Avrupa güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. Trump yönetiminin Rusya'ya yönelik daha uzlaşmacı bir çizgi izlemesi, Avrupa başkentlerinde endişeyle karşılanıyor. Özellikle Polonya ve Baltık ülkeleri, ABD'nin caydırıcılık taahhüdünün zayıflamasından kaygılı.
Taylor, Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya destek konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini, ancak ABD'nin liderliği olmadan bunun yeterli olmayacağını vurguladı. Ayrıca, Rusya'nın bu durumdan faydalanarak etki alanını genişletmeye çalışabileceğini söyledi. Uzmanlar, ABD'nin tutum değişikliğinin Çin'in de bölgedeki hesaplarını etkileyebileceğini belirtiyor.
NATO içindeki dayanışma sarsılırken, Ukrayna'nın müttefiklerinden aldığı sinyaller karışık. Kiev, Avrupa'dan gelen destek mesajlarına rağmen, ABD'nin askeri yardımındaki düşüşü telafi etmekte zorlanıyor. Bu durum, savaşın seyrini ve olası bir müzakere sürecini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Ukrayna desteğindeki değişim, Türkiye'nin Karadeniz ve Doğu Avrupa politikalarını yakından ilgilendiriyor. Ankara, savaşın başından bu yana Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken Rusya ile de diyalog kanallarını açık tuttu. Washington'ın pozisyon değişikliği, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabileceği gibi, Moskova karşısında denge politikası izleyen Ankara için yeni fırsatlar da yaratabilir. Özellikle tahıl koridoru ve enerji işbirlikleri açısından ABD-Rusya yakınlaşması Türkiye'nin manevra alanını etkileyecektir. NATO içindeki güven bunalımı ise Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu yeniden düşünmesine yol açabilir.