ABD, Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in İran ile nükleer bir anlaşmanın imza törenine katılması olasılığına karşı Avrupa’ya savaş uçakları gönderiyor. Axios haber sitesinin diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgiye göre, mutabakat zaptı önümüzdeki günlerde Cenevre’de imzalanabilir ve mevcut ateşkes 60 gün daha uzatılacak. Bu gelişme, Tahran ve Washington arasında aylardır süren dolaylı müzakerelerin bir sonuca yaklaştığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Nükleer dosyada kritik eşik
ABD Başkanı Donald Trump, 2018’de ilk döneminde İran nükleer anlaşmasından çekilmiş ve Tahran’a yönelik 'maksimum baskı' politikasını başlatmıştı. Ancak 2025 yılı itibarıyla, hem İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin hızlanması hem de bölgesel gerilimlerin tırmanması, yeni bir diplomatik çabayı zorunlu kıldı. Axios’un haberinde, anlaşmanın temel olarak İran’ın nükleer programını sınırlandırması karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılmasını öngördüğü belirtiliyor.
Haberde, Vance’in Cenevre’ye gidişinin henüz kesinleşmediği, ancak ABD Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının Avrupa’daki üslere konuşlandırılmasının bu olasılığa hazırlık olarak değerlendirildiği ifade ediliyor. Uçakların hangi üslere gönderildiği ve sayılarına ilişkin detay verilmezken, bu hareketliliğin olası bir diplomatik zirve öncesinde güvenlik önlemi olarak yorumlanıyor.
İran tarafı ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, daha önce yaptığı açıklamada, “müzakerelerde önemli ilerleme kaydedildiğini” söylemişti. Uzmanlar, anlaşmanın imzalanması halinde İran ekonomisi üzerindeki uluslararası baskının hafifleyebileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu’da yeni denklem
Olası bir ABD-İran anlaşması, Ortadoğu’daki güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Anlaşmanın sağlanması, özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin tepkisine yol açabilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce İran’la yapılacak herhangi bir anlaşmanın “varoluşsal bir tehdit” olduğunu savunmuştu. Suudi Arabistan ise, ABD ile güvenlik ilişkilerini derinleştirirken, İran’ın nükleer programının sınırlandırılmasını desteklediğini ancak bölgesel faaliyetlerine karşı temkinli olduğunu ifade ediyor.
Rusya ve Çin’in nükleer dosyada oynadığı roller de kritik. Moskova, müzakerelerde arabulucu rolü üstlenirken, Pekin İran’ın en büyük petrol alıcılarından biri olarak mevcut yaptırım rejiminden etkileniyor. Anlaşma küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir; İran’ın petrol ihracatının artması, ham petrol fiyatlarını aşağı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la uzun bir sınıra sahip olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran doğalgazıyla karşılaması nedeniyle bu gelişmeden doğrudan etkilenecektir. Anlaşma, Tahran’ın ekonomik izolasyonunu kırarak bölgesel ticareti canlandırabilir ve Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, İran’ın Suriye, Irak ve Kafkaslar’daki nüfuzunun devam etmesi, Ankara’nın güvenlik politikalarını ve PKK/YPG gibi terör örgütleriyle mücadelesini de doğrudan etkileyebilir. Diplomatik bir çözüm, İran’ın nükleer programının denetim altına alınması ve bölgesel gerilimlerin azalması açısından Türkiye’nin de desteklediği bir yönelimdir.