Reuters muhabiri Ed Ou'nun bildirdiğine göre, ABD Donanması'na ait USS George Washington uçak gemisinde görevli genç denizciler, İran ile olası bir savaş senaryosuna yönelik alarm tatbikatlarıyla gerilime hazırlanıyor. Gemide çalan acil durum alarmıyla birlikte 23 yaşındaki Damon Dennard ve arkadaşları, uçaklara yüklenecek bombaları hazırlamak için harekete geçiyor. Bu sahneler, Washington yönetiminin Tahran'a yönelik askeri baskıyı artırdığı bir dönemde, ABD donanmasının bölgedeki varlığını ve savaş hazırlığını gözler önüne seriyor. 3 Ekim'de USS George Washington'dan aktarılan haber, genç askerlerin hem teknik hem psikolojik olarak yüksek tansiyonlu bir ortama nasıl adapte olduğunu anlatıyor.
Arka Plan: ABD-İran Geriliminde Askeri Hazırlık
ABD ile İran arasındaki gerilim, son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izlese de özellikle 2018'de Washington'un nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla ciddi biçimde tırmandı. 2020 başlarında İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta düzenlenen bir ABD hava saldırısıyla öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. İran'ın misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine füze atması sonrası taraflar geri adım attı ancak bölgedeki vekâlet savaşları ve denizde yaşanan gerginlikler sürdü. USS George Washington gibi uçak gemileri, ABD'nin Orta Doğu'daki güç projeksiyonunun bel kemiğini oluşturuyor. Bu gemiler, sadece askeri bir varlık değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj aracı. Gemide görev yapan genç denizciler ise bu gerilimin en somut tanıkları. Damon Dennard gibi askerler, rutin eğitimlerinin yanı sıra ani alarm durumlarına saniyeler içinde yanıt vermek zorunda. Bu durum, ABD donanmasının bölgedeki operasyonel hazırlığını ve olası bir çatışmaya ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.
Uçak gemisinde yaşam, disiplin ve sürekli tetikte olma hali üzerine kurulu. Genç denizciler, bombaları hazırlama, uçakları yükleme ve kalkışa hazırlama gibi kritik görevleri yerine getiriyor. Bu görevler, hem yüksek konsantrasyon hem de fiziksel dayanıklılık gerektiriyor. Reuters'a konuşan denizciler, İran ile olası bir çatışmanın kendileri için soyut bir kavram olmadığını, her an gerçekleşebilecek bir senaryo olduğunu vurguluyor. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bölgedeki askeri varlığını caydırıcılık amacıyla sürdürdüğünü belirtse de, gemideki bu hareketlilik, gerilimin ne denli ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Orta Doğu'da Tansiyon
Orta Doğu, küresel enerji arzının merkezi ve aynı zamanda birçok jeopolitik çıkarın çatıştığı bir bölge. ABD'nin İran'a yönelik baskı politikası, sadece ikili ilişkileri değil, bölgedeki tüm dengeleri etkiliyor. İran, nükleer programını hızlandırarak ve bölgesel müttefikleri aracılığıyla (Lübnan Hizbullahı, Yemen Husileri, Irak'taki Şii milisler) dolaylı bir savaş yürütüyor. ABD ise İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle iş birliğini derinleştirerek İran'ı çevreleme stratejisi izliyor. USS George Washington'un bölgedeki varlığı, bu stratejinin askeri ayağını oluşturuyor. Geminin Akdeniz veya Basra Körfezi'nde konuşlandırılması, İran'a yönelik bir mesaj olarak okunuyor.
Öte yandan, İran'ın da misilleme kapasitesi göz ardı edilemez. Tahran, balistik füze programı ve hızlı hücum botlarıyla Hürmüz Boğazı'nı tehdit edebilecek güce sahip. Bu da küresel petrol fiyatları üzerinde doğrudan bir risk oluşturuyor. Herhangi bir çatışma, dünya enerji piyasalarını alt üst edebilir ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. ABD'nin askeri hazırlığı, caydırıcılık amacı taşısa da, yanlış hesaplama veya beklenmedik bir olay (örneğin bir geminin vurulması) savaşı tetikleyebilir. Bu nedenle, USS George Washington'daki genç denizcilerin yaşadığı gerilim, aslında tüm dünyanın karşı karşıya olduğu riskin bir yansıması.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir dizi riski beraberinde getiriyor. Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve iki ülke arasında önemli bir ticaret hacmi var. Olası bir savaş, Türkiye'nin enerji ithalatını (doğalgaz ve petrol) sekteye uğratabilir, sınır güvenliğini tehdit edebilir ve mülteci akınlarına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'a yönelik yaptırımlara katılmaması, ABD ile ilişkilerde yeni sürtüşmelere neden olabilir. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin Suriye, Irak ve Kafkasya'daki çıkarlarını da olumsuz etkiler. Bu nedenle Ankara, diplomatik kanalları açık tutarak gerilimin düşürülmesi için çaba göstermeli.