ABD Başkanı Donald Trump'ın genç seçmenler arasındaki onay oranı, yeni bir ankete göre belirgin bir düşüş gösteriyor. Anket sonuçları, Trump'ın 2026 ara seçimlerine yaklaşırken genel onay oranının en düşük seviyelerinde seyrettiği bir dönemde geldi. Bu durum, başkanın özellikle 1981-1996 yılları arasında doğan Y kuşağı (Millennials) seçmenler arasında artan bir memnuniyetsizlikle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Anketin Ayrıntıları ve Trump'ın Düşen Popülaritesi
Son kamuoyu yoklaması, Trump'ın Y kuşağı arasındaki onay oranının yüzde 30'un altına düştüğünü gösteriyor. Bu oran, başkanın göreve başladığı 2017'den bu yana ölçülen en düşük seviyelerden biri olarak kaydedildi. Ankete katılan Y kuşağı üyelerinin büyük bir çoğunluğu, ekonominin yönetimi, sağlık hizmetleri ve iklim değişikliği politikaları gibi konularda başkana güvenmediğini ifade etti. Özellikle genç seçmenlerin, Biden yönetiminin öğrenci kredisi borçlarının silinmesi gibi politikalarını desteklediği ve Trump'ın bu konudaki tutumunu eleştirdiği belirtiliyor.
Anket, genç seçmenlerin yalnızca siyasi tercihlerinin değil, aynı zamanda oy verme davranışlarının da değiştiğini gösteriyor. Y kuşağı, 2020 başkanlık seçimlerinde Biden'a büyük oranda destek vermişti. Ancak 2022 ara seçimlerinde bu destek kısmen azalmış, Demokrat Parti'nin genç seçmenleri mobilize etme konusunda zorlandığı gözlemlenmişti. Şimdi ise 2026 ara seçimleri öncesinde genç seçmenlerin yeniden mobilize olup olmayacağı merak konusu. Uzmanlar, Trump'ın genç seçmenler arasındaki düşük onayının, Cumhuriyetçi Parti'nin orta vadede ciddi bir oy kaybına yol açabileceğini belirtiyor.
Trump'ın Siyasi Geleceği ve Ara Seçimler
Trump'ın genel onay oranı, son aylarda yüzde 40 civarında dalgalanıyor. Bu oran, birçok başkanın aynı dönemde aldığı desteğin oldukça altında. Hatta bazı anketlerde Trump'ın onayı, görev süresinin en düşük seviyesi olan yüzde 36'ya kadar gerilemiş durumda. Bu tablo, 2026 ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasını zorlaştırabilir. Tarihsel olarak, başkanın görev süresinin ikinci döneminde yapılan ara seçimlerde başkanın partisi genellikle kayıplar yaşar. Ancak Trump'ın popülaritesindeki bu düşüş, kayıpların daha da büyüyebileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, özellikle Y kuşağı seçmenlerin, Trump'ın politikalarından duyduğu memnuniyetsizliğin yanı sıra, başkanın üslubunun da gençler üzerinde olumsuz bir etki yarattığını vurguluyor. Trump'ın sosyal medya paylaşımları ve mitinglerdeki söylemleri, genç seçmenlerin büyük bir bölümünü rahatsız ediyor. Özellikle göçmen karşıtı politikalar ve çevre düzenlemelerinin gevşetilmesi, Y kuşağının tepkisini çeken başlıca konular arasında yer alıyor. Bu durum, genç seçmenlerin önemli bir kısmının oy kullanmaktan vazgeçmesine ya da üçüncü bir partiye yönelmesine neden olabilir.
Trump'ın Y kuşağı arasındaki düşen popülaritesi, yalnızca başkan için değil, aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti'nin gençlik kolları için de bir alarm zili niteliğinde. Parti içindeki bazı isimler, bu eğilimin tersine çevrilmesi için genç seçmenlere yönelik yeni politikalar geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak Trump'ın bu konudaki tutumu, partinin daha geniş bir kitleye ulaşmasını zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu siyasi gelişmeler, küresel ölçekte de yankı buluyor. Trump yönetiminin dış politikada izlediği agresif ve öngörülemez tutum, Avrupa ve Asya'daki müttefikler tarafından yakından takip ediliyor. Eğer Trump'ın destek kaybı devam ederse, bu durum ülke içindeki siyasi istikrarsızlığın artmasına ve dış politikada daha da öngörülemez kararlar alınmasına neden olabilir. Özellikle NATO ülkeleri, Trump'ın ittifaka yönelik eleştirilerinin dozunu artırmasından endişe duyuyor. Avrupa Birliği ise ABD'deki bu belirsizlik ortamını fırsata çevirerek kendi stratejik özerkliğini güçlendirmeye çalışıyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya gibi rakipler, ABD'nin iç siyasi çalkantılarını kendi lehlerine kullanmaya çalışabilir. Özellikle Çin, ABD'nin genç seçmenler arasındaki bu huzursuzluğu, küresel ticaret savaşlarında pazarlık kartı olarak değerlendirmeye çalışabilir. Rusya ise Ukrayna'daki savaşta ABD'nin dikkatinin dağılmasından faydalanmak isteyebilir. Bu bağlamda, Trump'ın popülaritesindeki düşüş, yalnızca iç siyaseti değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini de etkileyebilecek bir potansiyele sahip.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki siyasi gelişmeleri yakından izlemekle birlikte, bu anket sonuçlarının doğrudan bir yansımasıyla karşı karşıya değil. Ancak Trump yönetiminin zayıflaması, Türkiye-ABD ilişkilerinde belirsizlikleri artırabilir. Özellikle F-35 programı ve S-400 konusundaki anlaşmazlıklar, başkanlık seçimleri öncesinde yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi krize girmesi, Suriye'deki askeri varlığı ve PKK/YPG'ye desteği konusundaki politikalarında değişikliklere yol açabilir. Türkiye, bu süreçte ABD ile ilişkilerini çeşitlendirme ve bölgesel inisiyatifleri güçlendirme politikasını sürdürmeli. Küresel belirsizlikler, Türkiye'nin jeopolitik konumunu daha da önemli hale getirirken, Ankara'nın dengeli ve proaktif bir dış politika izlemesi kritik önem taşıyor.