Washington – Trump yönetimi, Perşembe günü onlarca hastane, klinik ve sağlık kuruluşunu, transgender sağlık hizmetleri için hileli fatura kesmekle suçlayarak potansiyel kovuşturma için Adalet Bakanlığı'na (DOJ) sevk etti. Başkan Yardımcısı JD Vance'in öncülüğünde yürütülen bu girişim, yönetimin trans bireylere yönelik sağlık hizmetlerini kısıtlama kampanyasının en kapsamlı adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) tarafından yürütülen soruşturmada, federal sağlık programları kapsamında trans sağlık hizmetleri için yapılan faturalandırma işlemlerinin incelendiği belirtildi. Bakanlık, bazı sağlayıcıların bu prosedürleri kasıtlı olarak yanlış kodladığını veya gerekli olmadığı halde ek hizmetler faturalandırdığını iddia etti. HHS Sözcüsü yaptığı açıklamada, "Vergi mükelleflerinin parasının kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğiz," dedi.
Vance, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Federal fonların bu tür prosedürleri finanse etmek için kullanılması kabul edilemez. Sağlık kuruluşlarının hileli uygulamalarını ortaya çıkarmak için Adalet Bakanlığı ile tam işbirliği içinde çalışıyoruz," ifadelerini kullandı. Vance'in bu çıkışı, yönetimin trans haklarına yönelik sert tutumunu sürdürdüğünü gösteriyor.
Tıp dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından gelen tepkiler ise gecikmedi. Amerikan Tabipler Birliği (AMA) yaptığı açıklamada, trans sağlık hizmetlerinin tıbben gerekli olabileceğini ve bu tür bir soruşturmanın hastaları damgalayabileceğini belirtti. İnsan Hakları Kampanyası (HRC) ise, yönetimin bu hamlesinin "trans bireyleri sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmayı amaçlayan politik bir oyun" olduğunu ifade etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD'nin iç siyasetinde trans hakları konusunda yaşanan kutuplaşmayı derinleştirirken, uluslararası alanda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesinin insan hakları ihlali olabileceğini hatırlattı. Avrupa Birliği ülkeleri ise, ABD'deki bu gelişmeyi yakından izliyor; bazı Avrupa ülkeleri trans sağlık hizmetlerini yasal çerçevelerle güvence altına almış durumda.
Uzmanlara göre, ABD'deki bu politik hamle, küresel sağlık politikalarına da yansıyabilir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) cinsiyet kimliği konusundaki rehberlikleri, trans sağlık hizmetlerinin tıbben gerekli olduğunu kabul ediyor. Bu nedenle, ABD'nin tutumu uluslararası standartlarla çelişiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ABD'nin sağlık politikalarının etkisi göz önüne alındığında, bu tür geri adımlar, küresel sağlık eşitliğini tehdit edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uluslararası toplumda trans sağlık hizmetleri konusunda çeşitli tartışmaların yaşandığı bir dönemde ABD'deki bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Türkiye'de trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi, Anayasa Mahkemesi kararları ve sağlık politikaları çerçevesinde düzenlenmektedir. ABD'nin bu tutumu, Türkiye'deki sağlık politikaları üzerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel insan hakları söylemi bağlamında Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Türk sağlık sistemi, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığı yasaklayan uluslararası sözleşmelere taraf olduğundan, ABD'deki bu tür politik hamleler, Türkiye'nin kendi mevzuatını gözden geçirmesi ve insan hakları yükümlülüklerini vurgulaması için bir fırsat olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde insan hakları konusundaki tutarlılığı, bu tür uluslararası gelişmelerde daha da önem kazanmaktadır.