ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Fransa merkezli FRANCE 24 televizyonuna verdiği röportajda, bu hafta ortaya atılan yeni ABD tarifelerine rağmen ABD ve Avrupa Birliği'nin (AB) mevcut ticaret anlaşmasına bağlı kalmaya devam edeceğini açıkladı. Greer, "Her iki taraf da uyum konusunda kararlı" dedi ve anlaşmanın uygulanmasında "çok fazla alan" olduğunu ifade etti. Ancak bu açıklamalar, Washington'ın Çarşamba günü AB'den yapılan bazı ithalatlara ek gümrük vergileri getirme planını duyurmasının hemen ardından geldi. Uzmanlar, bu hamlenin transatlantik ticari ilişkilerde yeni bir gerilim dalgasına yol açabileceği yorumunda bulunuyor.
Gelişmenin arka planı: Yeni tarifeler ve anlaşmazlıklar
ABD Ticaret Temsilciliği Ofisi'nin (USTR) yayınladığı resmi bildirime göre, yeni tarifeler özellikle Fransız şarabı, İtalyan peyniri ve İspanyol zeytinyağı gibi AB menşeli lüks tüketim mallarını hedef alıyor. Bu adım, ABD'nin uzun süredir devam eden uçak sübvansiyonları anlaşmazlığı ve dijital hizmet vergilerine yönelik misilleme olarak görülüyor. Greer ise röportajında, "Ticaret anlaşmazlıkları normaldir, önemli olan diyaloğu sürdürmek" ifadelerini kullandı. AB tarafından ise henüz resmi bir yanıt gelmezken, Brüksel'deki yetkililerin "orantılı ve kararlı" bir misilleme hazırlığında olduğu belirtiliyor. İki taraf arasındaki ticaret hacmi yıllık yaklaşık 1,3 trilyon doları buluyor ve bu hacmin korunması küresel ekonomi için kritik önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Transatlantik ilişkilerde denge arayışı
ABD-AB ticaret savaşının yeniden alevlenme riski, yalnızca iki tarafı değil, tüm küresel ticaret sistemini etkileyebilecek potansiyele sahip. Uzmanlara göre, Çin ile ticari gerilimlerin sürdüğü bir dönemde ABD’nin AB’ye yönelik yeni tarifeler açıklaması, Washington'ın çok cepheli bir ticaret savaşı yürüttüğüne işaret ediyor. Öte yandan, Greer'ın "anlaşmaya bağlılık" mesajı, Beyaz Saray'ın Avrupa ile tam bir kopuştan kaçınmak istediğini gösteriyor. FRANCE 24 muhabirine konuşan bir AB kaynağı, "Söylem sert, ancak kapılar hâlâ açık. Müzakere masasından kalkmak kimsenin çıkarına değil" dedi. Bu gelişmeler, NATO ve Ukrayna krizi gibi konularda zaten sarsılan transatlantik ittifakın ticari ayağının da test edildiği bir dönemde yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olmasına rağmen ABD ile ikili ticaretinde doğrudan bu anlaşmazlığın parçası değil. Ancak AB-ABD arasındaki ticari gerilim, Türkiye'nin ihracatını dolaylı yoldan etkileyebilir. ABD'nin AB'ye yönelik yeni tarifeleri, özellikle otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde Türk firmalarının AB pazarındaki rekabet gücünü artırabilir. Öte yandan, küresel ticarette belirsizliğin artması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini daha da önemli hale getiriyor. Ankara, bu süreçte hem AB hem de ABD ile dengeli bir ticaret politikası izlemeye çalışırken, olası yansımaları yakından takip ediyor.