ABD Dışişleri Bakanlığı Terörle Mücadele Bürosu'nda 2018-2025 yılları arasında program danışmanı olarak görev yapan bir yetkili, Doğu Afrika'da yaklaşık 80 milyon dolar değerindeki 20 projeyi denetlediğini, ancak bu harcamaların etkinliğinin yeterince değerlendirilmediğini açıkladı. Sekiz yıl boyunca Amerikan terörle mücadele parasının işe yarayıp yaramadığına karar verilmesine yardımcı olan danışman, her projenin performans ölçümü olmadan ilerlediğini belirtti. Bu durum, ABD'nin terörle mücadele stratejisinde ciddi bir değerlendirme boşluğuna işaret ediyor.
Değerlendirme Boşluğunun Arka Planı
ABD'nin terörle mücadele finansmanı, genellikle askeri operasyonlar ve istihbarat paylaşımı üzerinden yürütülüyor. Ancak danışmanın ifadesine göre, bu fonların etkinliğini ölçmek için sistematik bir mekanizma bulunmuyor. 2018'den 2025'e kadar Doğu Afrika'da yürütülen projeler, yerel güvenlik güçlerinin kapasitesini artırmayı, radikalleşmeyi önlemeyi ve terör örgütleriyle mücadele etmeyi amaçlıyordu. Yıllık 80 milyon dolarlık bütçe, yaklaşık 20 projeye dağıtıldı. Ancak her projenin başarısı, önceden belirlenmiş somut kriterlere göre değerlendirilmedi. Danışman, "Bu paranın hiçbiri bir performans ölçütü olmadan hareket etmedi" diyerek, karar alma süreçlerinde veri eksikliğine dikkat çekti.
Uzmanlar, terörle mücadelede başarının tanımının belirsiz olduğunu vurguluyor. Bir saldırının önlenmesi veya bir terör örgütünün zayıflatılması gibi sonuçlar, doğrudan finansmanla ilişkilendirilemiyor. Ayrıca, yerel ortakların kapasitesinin artırılması gibi uzun vadeli hedefler, kısa vadeli siyasi baskılarla çelişebiliyor. Bu durum, kaynakların verimli kullanılıp kullanılmadığı sorusunu gündeme getiriyor. ABD Kongresi'nin denetim raporlarında da benzer eksiklikler sık sık dile getiriliyor.
Danışmanın görev süresi boyunca, projelerin çoğu yerel sivil toplum kuruluşları, güvenlik birimleri ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde yürütüldü. Ancak bu işbirliklerinin etkinliği, bağımsız değerlendirmelerle test edilmedi. Örneğin, Somali, Kenya ve Etiyopya'da yürütülen programlar, El-Şebab gibi örgütlerle mücadelede kritik öneme sahipti. Yine de bu programların ne kadarının hedeflerine ulaştığı belirsizliğini koruyor. Danışman, bazı projelerin beklenen sonuçları vermediğini ancak bunun nedenlerinin sistematik olarak analiz edilmediğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin terörle mücadele harcamaları, küresel güvenlik mimarisinin önemli bir parçası. Ancak değerlendirme eksikliği, sadece ABD için değil, aynı zamanda alıcı ülkeler için de risk oluşturuyor. Doğu Afrika'da istikrarsızlık, terör örgütlerinin büyümesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca, etkisiz kalan programlar, yerel halkın güvenini sarsabilir ve radikalleşmeyi tetikleyebilir. Uzmanlar, bu tür finansmanların şeffaf bir şekilde izlenmesi gerektiğini savunuyor.
ABD'nin yanı sıra Avrupa Birliği ve diğer bağışçılar da benzer programlar yürütüyor. Koordinasyon eksikliği, kaynak israfına yol açabiliyor. Örneğin, aynı bölgede birden fazla aktörün benzer projeleri finanse etmesi, mükerrer çabalara neden olabiliyor. Bu durum, uluslararası işbirliğinin önemini artırıyor. Ancak ortak bir değerlendirme çerçevesi olmadığı için, hangi programın daha etkili olduğunu ölçmek güçleşiyor.
Terörle mücadelede etkinlik değerlendirmesi, sadece finansal denetim değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik. ABD Savunma Bakanlığı ve CIA gibi kurumlar, kendi operasyonlarını farklı yöntemlerle değerlendiriyor. Ancak Dışişleri Bakanlığı'nın sivil terörle mücadele programları için benzer bir mekanizma bulunmuyor. Bu boşluk, gelecekteki bütçe tahsislerini ve stratejik kararları olumsuz etkileyebilir. Kongre'nin bu konuda daha fazla denetim yapması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin terörle mücadelede değerlendirme eksikliği, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi örgütlerle mücadelede kendi kaynaklarını kullanıyor ve müttefiklerinden destek bekliyor. ABD'nin etkisiz kalan programları, bölgesel güvenlik işbirliğini zayıflatabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki artan etkinliği, ABD ile rekabet yerine işbirliği gerektiriyor. Değerlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesi, ortak tehditlere karşı daha etkili bir mücadele sağlayabilir. Türkiye, kendi deneyimlerini paylaşarak uluslararası çabalara katkı sunabilir.