ABD Birinci Daire Temyiz Mahkemesi, Trump yönetimi tarafından kaldırılan bazı tabela ve sergilerin Milli Park Servisi (NPS) tarafından yeniden yerleştirilmesini emreden bir alt mahkeme kararını oy birliğiyle bozdu. Boston merkezli mahkemenin 20 Şubat 2025 tarihli kararı, çevre ve iklim değişikliği konularındaki federal kurum yetkisi ve idari takdir konusunda önemli bir emsal teşkil ediyor. Mahkeme, alt mahkemenin kararının yürütmenin takdir yetkisine aşırı müdahale anlamına geldiğine hükmetti.
Gelişmenin Arka Planı
Dava, 2020 yılında Trump yönetiminin, iklim değişikliği ve çevre tarihi konularında NPS tarafından hazırlanmış eğitici tabela ve sergileri kaldırmasıyla başladı. Kaldırma kararı, dönemin İçişleri Bakanı David Bernhardt tarafından alındı ve gerekçe olarak söz konusu materyallerin "bilimsel temelden yoksun" olduğu öne sürüldü. Aralarında doğa koruma kuruluşları ve tarihçilerin bulunduğu bir grup sivil toplum örgütü, bu kararın bilimsel gerçekleri sansürlediği gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı.
2023 yılında bir alt mahkeme, NPS'ye söz konusu tabelaları ve sergileri yeniden yerleştirme talimatı verdi. Ancak Temyiz Mahkemesi, alt mahkemenin kararının federal kurumların idari takdir yetkisini ihlal ettiğine ve NPS'nin kendi materyallerini düzenleme hakkı olduğuna karar verdi. Mahkeme, "Mahkemeler, federal kurumların mesleki uzmanlık alanına giren konularda onların yerine karar veremez" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, yalnızca ABD'de değil, küresel olarak da yankı uyandırdı. Özellikle iklim değişikliği ve çevre politikaları konusunda hükümetlerin bilimsel verileri kamuya sunma biçimi tartışma konusu oldu. Avrupa ve Kanada'da benzer davalar görülürken, kararın federal kurumların bilimsel içerikleri düzenleme yetkisini genişletebileceği yorumları yapılıyor. Çevre örgütleri, kararın bilimsel iletişimde geri adım anlamına geldiğini savunurken, hükümet yanlısı gruplar federal kurumların aşırı yorumlanmasını önlediğini iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel çevre politikaları ve bilimsel iletişim bağlamında dolaylı öneme sahiptir. Türkiye'nin milli parklar ve tarihi alanlarda yürüttüğü tanıtım ve eğitim faaliyetlerinde, bilimsel verilere dayalı içeriklerin hükümet müdahalesine açık olması benzer tartışmalara yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile olan ikili ilişkilerinde çevre politikalarına yönelik yaklaşımının izlenmesi açısından da bu karar bir referans noktası oluşturabilir. Küresel ölçekte, federal kurumların takdir yetkisinin yargı denetimi dışında kalması, Türkiye'deki idari yargı reformları için de bir karşılaştırma zemini sunuyor.