ABD Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi milletvekilleri, eski Başkan Donald Trump'ın seçim sistemine yönelik taleplerini karşılama amacıyla, posta yoluyla oy kullanmayı yasaklayan ve seçmen kimlik zorunluluğu getiren yasa tasarısını bütçe yasa tasarısına ekleyerek yeniden gündeme getirdi. Çarşamba günü yapılan hamle, 'Amerika'yı Kurtar Yasası' (Save America Act) olarak bilinen düzenlemenin Meclis'ten geçirilmesi için yapılan son girişim oldu. Tasarı, daha önce Temsilciler Meclisi'nden geçmiş ancak Senato'da Demokratların engeliyle karşılaşmıştı. Şimdi ise bütçe görüşmeleri kapsamında yapılacak oylamada, tasarının geçmesi durumunda Senato'da da kabul edilmesi ümidi taşınıyor.
Gelişmenin arka planı
'Amerika'yı Kurtar Yasası' ilk olarak 2023 yılında Cumhuriyetçi çoğunluklu Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmiş, ancak Demokratların kontrolündeki Senato'da engellenmişti. Tasarı, ülke genelinde posta yoluyla oy kullanmayı yasaklamanın yanı sıra, seçmenlerin oy kullanmak için federal bir kimlik kartı ibraz etmesini zorunlu kılıyor. Ayrıca, erken oy kullanma sürelerini kısıtlayan ve oy pusulalarının toplanmasını engelleyen hükümler de içeriyor. Cumhuriyetçiler, bu düzenlemelerin seçim güvenliğini artıracağını savunurken, Demokratlar ve sivil haklar grupları, yasanın özellikle azınlık, düşük gelirli ve yaşlı seçmenlerin oy kullanmasını zorlaştırarak seçim hakkını ihlal ettiğini belirtiyor.
Trump, 2020 seçimlerinde hile yapıldığı iddialarını sıkça dile getirerek, posta yoluyla oy kullanımının kısıtlanmasını talep etmişti. Cumhuriyetçi tabanında da bu konuda güçlü bir destek bulunuyor. Ancak, tasarının Demokratların yoğun muhalefetiyle karşılaşması bekleniyor. Özellikle, bütçe yasa tasarısına eklenmesi, hükümetin kapanma riskini de beraberinde getiriyor. Cumhuriyetçiler, bu taktiğin tasarının geçmesi için son şans olduğunu düşünüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, ABD'de seçim sistemine duyulan güvenin giderek azaldığı bir dönemde yaşanıyor. 2020 seçimlerinin ardından yaşanan tartışmalar, Cumhuriyetçi ve Demokrat seçmenler arasındaki kutuplaşmayı derinleştirmişti. Tasarının geçmesi durumunda, ABD'de seçimlerin federal düzeyde daha sıkı kurallarla yönetilmesi söz konusu olacak. Bu da eyaletler arasındaki farklılıkları azaltabilir ancak seçmen katılımını olumsuz etkileyebilir. Dünya genelinde ise, ABD'nin demokratik standartlarındaki bu tür değişiklikler, diğer ülkelerde de örnek alınabilir. Özellikle popülist liderlerin seçim sistemlerine müdahale ettiği bir dönemde, ABD'deki gelişmeler yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki seçim güvenliği tartışmalarını yakından izlemektedir. ABD'nin demokratik mekanizmalarındaki bu tür değişiklikler, küresel demokrasi algısını etkileyebilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi seçim sistemi, posta yoluyla oy kullanma gibi uygulamaları içermemektedir. Ancak ABD'deki bu tartışmalar, uluslararası toplumda seçim güvenliği konusunda yeni normların oluşmasına yol açabilir. Türkiye, bu süreçte kendi seçim mevzuatını uluslararası standartlara uyumlu hale getirme konusunda farkındalık kazanabilir. Aynı zamanda, Türkiye-ABD ilişkilerinde seçim güvenliği gibi konuların gündeme gelmesi, iki ülke arasındaki diyaloğu derinleştirebilir.