ABD Temsilciler Meclisi, Çarşamba günü (3 Haziran) Demokratların öncülüğünde hazırlanan ve Başkan Donald Trump'ın İran'a karşı savaş yetkilerini sınırlamayı amaçlayan bir kararı kabul etti. 224'e karşı 194 oyla geçen karar, başkanın Kongre onayı olmaksızın İran'a yönelik askeri harekât başlatmasını engellemeyi hedefliyor. Karara, Trump'ın Cumhuriyetçi Parti'sinden de bazı milletvekilleri destek verdi. Bu gelişme, İran ile ABD arasındaki gerilimin yanı sıra, Trump'ın daha önce İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürme emri vermesinin ardından Kongre'nin yetkileri konusundaki endişelerin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Karar, Senato'da da benzer bir düzenlemenin kabul edilmesinin ardından Trump'ın vetosuyla karşılaşabilir.
Kongre'nin Savaş Yetkileri Tartışması ve Kararın Arka Planı
Söz konusu karar, ABD Anayasası'nın savaş ilan etme yetkisini Kongre'ye vermesine rağmen, başkanların son yıllarda bu yetkiyi sık sık aşındırdığı endişelerini yansıtıyor. Özellikle Trump'ın Ocak 2020'de İranlı general Kasım Süleymani'ye yönelik suikast emri, Kongre'nin bilgilendirilmemesi ve onay alınmaması nedeniyle büyük tartışma yaratmıştı.
Demokrat milletvekilleri, kararın sadece Trump'ı değil, gelecekteki tüm başkanları bağlayacağını ve Kongre'nin savaş yetkilerini yeniden tesis edeceğini savunuyor. Karar metninde, "İran Cumhuriyeti'ne karşı düşmanlıklar başlatmak veya bu ülkeye yönelik askeri güç kullanımına izin vermek için Başkan'ın yetkileri, Kongre'nin onayı olmaksızın sınırlandırılmıştır" ifadeleri yer alıyor.
Ancak karar, başkanın 'mevcut veya yakın bir saldırı tehdidine' yanıt vermesini engellemiyor. Ayrıca 2001 ve 2002'deki Askeri Güç Kullanımı Yetkileri (AUMF) kapsamındaki operasyonlar da kararın dışında tutuluyor. Trump yönetimi, karara şiddetle karşı çıkıyor ve başkanın 'yürütme yetkilerini' kısıtladığı gerekçesiyle veto tehdidinde bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran ile Gerilim ve Orta Doğu Dengesi
Bu karar, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini ve İran ile ABD arasındaki gerilimi de etkileyecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Trump'ın 2018'de nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve 'maksimum baskı' politikası, İran ile ABD arasında bir dizi gerginliğe yol açmıştı.
Suikast sonrası İran, ABD üslerine füze saldırısı düzenlemiş, ancak tırmanma kontrol altında tutulmuştu. Bu karar, ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesini sınırlayarak, bölgedeki aktörlerin (Suudi Arabistan, İsrail, BAE gibi) ittifak hesaplarını da etkileyebilir. Özellikle İran'ın nükleer programına ilişkin endişeler devam ederken, Kongre'nin savaş yetkilerini sınırlaması, diplomatik çözüm arayışlarını güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika dengelerini doğrudan etkilemektedir. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması nedeniyle olası bir ABD-İran çatışmasından en fazla etkilenecek ülkelerden biridir. Karar, bölgede tansiyonun düşmesine katkı sağlayabilir ve Türkiye'nin enerji güvenliği (İran doğalgazı) açısından istikrarı destekleyebilir. Ancak, Kongre'nin askeri harekatı sınırlaması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki PKK/YPG ile mücadelesinde ABD'nin İran'a yönelik politikalarındaki öngörülemezliği artırabilir. Ankara, ABD-İran geriliminin İdlib ve Kuzey Irak'taki dengeleri nasıl etkileyeceğini yakından izlemektedir.