ABD Temsilciler Meclisi, Salı günü yaptığı oylamada, Demokratların desteklediği ve Başkan Donald Trump'ı Lübnan'daki çatışmalara katılan Amerikan askerlerini geri çekmeye yönlendiren savaş yetkisi kararını reddetti. Oylamada 189 lehte, 235 aleyhte oy kullanıldı. İki Cumhuriyetçi vekil karara destek verirken, 22 Demokrat vekil aleyhte oy kullandı. Karar, Trump yönetiminin Lübnan'daki askeri varlığına ilişkin Kongre'nin yetkisini sorgulayan bir girişim olarak değerlendirildi.
Kararın Arka Planı ve Kongre'deki Tartışmalar
Savaş yetkisi kararı, Demokrat Parti'nin önde gelen isimlerinden Temsilci Barbara Lee tarafından sunuldu. Lee, 2001 yılında Afganistan için verilen savaş yetkisinin (AUMF) kötüye kullanıldığını ve Lübnan'da devam eden operasyonların anayasal dayanağının olmadığını savundu. Ancak Cumhuriyetçi çoğunluk, kararın zamanlamasını ve içeriğini eleştirdi. Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson, 'Bu karar, düşmanlarımıza zaafiyet sinyali göndermekten başka bir işe yaramaz. Lübnan'da terör örgütleriyle mücadele eden askerlerimizi korumalıyız' ifadelerini kullandı. Demokratlar ise kararın, Başkan'ın Kongre onayı olmadan askeri güç kullanma yetkisini sınırlamayı amaçladığını belirtti. Oylamada 22 Demokratın aleyhte oy kullanması, parti içinde derin görüş ayrılıkları olduğunu ortaya koydu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki çatışmalar, İsrail-Hizbullah savaşının bir yansıması olarak bölgesel istikrarı tehdit ediyor. ABD'nin Lübnan'daki askeri varlığı, 2023'te başlayan savaşın ardından deniz kuvvetleri ve özel operasyon birimleriyle artırılmıştı. Trump yönetimi, İran destekli Hizbullah'a karşı İsrail'in yanında yer alırken, Kongre'deki savaş yetkisi tartışması, Amerikan kamuoyunun savaş yorgunluğunu yansıtıyor. Kararın reddedilmesi, Beyaz Saray'ın Lübnan politikasında elini güçlendirse de, uzmanlar Kongre'nin denetim rolünün zayıfladığına dikkat çekiyor. Orta Doğu'daki diğer aktörler, özellikle İran ve Suriye, bu oylamayı ABD'nin bölgeden tamamen çekilmeyeceği şeklinde yorumladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Lübnan'da askeri varlığını sürdürmesi, Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Lübnan'da istikrarın sağlanmasını ve Hizbullah'ın etkisinin azaltılmasını desteklerken, ABD'nin bölgedeki varlığının meşruiyeti konusunda endişeli. Kararın reddedilmesi, Türkiye'nin NATO müttefiki olarak ABD'nin bölgesel angajmanını öngörmesini güçleştirebilir. Ayrıca, İran'ın Lübnan üzerindeki etkisinin devam etmesi, Türkiye'nin Suriye'deki çıkarlarını tehdit edebilir. Türkiye, bu gelişmeyi bölgesel güvenlik dinamikleri açısından yakından izlemelidir.