ABD Temsilciler Meclisi, İsrail'e yönelik boykot, yatırımların geri çekilmesi ve yaptırım (BDS) hareketine katılan yükseköğretim kurumlarını cezalandıran bir yasayı kabul etti. Tasarı, federal fonlardan yararlanan üniversitelerin İsrail'i boykot etmesi durumunda bu fonların kesilmesini öngörüyor. Karar, ABD'de ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Yasanın kapsamı ve arka planı
Kabul edilen yasa, yükseköğretim kurumlarının İsrail'e karşı boykot çağrılarını desteklemesi veya bu tür eylemlere katılması halinde federal mali yardımların askıya alınmasını içeriyor. Yasa metni, boykotu 'ayrımcı' bir eylem olarak tanımlıyor ve kurumların bu tür faaliyetlerini 'İsrail'e yönelik ayrımcılık' kapsamında değerlendiriyor. Tasarının arkasında, İsrail yanlısı lobi gruplarının yoğun çabaları bulunuyor. Özellikle 7 Ekim 2023'ten sonra ABD kampüslerinde Filistin yanlısı protestoların artması, bu tür bir yasanın gündeme gelmesinde etkili oldu. Yasa, üniversitelerin İsrail ile iş yapan şirketlerden yatırımlarını çekmesi (divestment) veya İsrail kurumlarıyla işbirliğini sonlandırması gibi eylemleri de kapsıyor. Tasarı, Temsilciler Meclisi'nde çoğunlukla Cumhuriyetçilerin ve bazı Demokratların oylarıyla kabul edildi. Ancak Demokrat Parti içinde yasa karşıtı ciddi bir muhalefet bloğu oluştu; insan hakları örgütleri ve akademik kuruluşlar da yasayı 'ifade özgürlüğüne saldırı' olarak nitelendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'de kabul edilen bu yasa, İsrail-Filistin meselesinde uluslararası hukuk ve insan hakları tartışmalarını derinleştiriyor. Bir yandan ABD yönetimi, İsrail'e olan desteğini yasama yoluyla pekiştirirken, diğer yandan üniversiteler üzerindeki baskı, akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü ilkeleriyle çelişiyor. Avrupa'da da benzer yasalar tartışılıyor; ancak ABD'deki bu adım, küresel ölçekte BDS hareketini daha da görünür kılabilir. Yasa, ABD'nin Orta Doğu politikasında İsrail yanlısı çizgisini koruduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, üniversitelerin uluslararası bağlantıları ve yabancı öğrenci hareketliliği üzerinde de dolaylı etkiler yaratabilir. Yasanın Senato'dan geçip Başkan tarafından imzalanması durumunda yürürlüğe girecek olması, önümüzdeki dönemde ABD iç siyasetinde tartışmaların süreceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de kabul edilen bu yasa, Türkiye'nin Filistin politikası ve Batı ile ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İsrail'e yönelik eleştirel tutumuyla biliniyor ve BDS hareketine sempatiyle yaklaşan bir kamuoyuna sahip. Yasa, ABD'nin İsrail yanlısı tutumunu yasalaştırarak Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu daha da zorlaştırabilir. Ayrıca, Türk üniversitelerinin ABD ile akademik işbirlikleri bu yasadan etkilenebilir; İsrail ile ilişkili projelerde yer alan kurumlar federal fon kaybı riskiyle karşılaşabilir. Türkiye'nin ABD ile yaşadığı mevcut gerilimler (FETÖ, PKK/YPG, F-35 gibi konular) göz önüne alındığında, bu yasa iki ülke arasındaki diplomatik gündemi daha da karmaşık hale getirebilir. Ancak doğrudan Türkiye'yi hedef almayan bir düzenleme olduğu için kısa vadede somut bir yaptırım beklenmemeli.