ABD'nin 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamalarına ilişkin yapılan bir kamuoyu araştırması, ülkenin 250. kuruluş yıldönümüne yaklaşırken vatandaşların önemli bir bölümünün kutlama yapma konusunda isteksiz olduğunu ortaya koydu. Anket, Amerikan toplumunda derin bir siyasi kutuplaşma ve ulusal karamsarlığın hakim olduğunu gösteriyor.
Anket sonuçları ve toplumsal iklim
The Associated Press ile NORC Kamuoyu Araştırma Merkezi tarafından yapılan ankete göre, her 10 Amerikalıdan yaklaşık 4'ü bu yıl 4 Temmuz'u kutlamayacağını belirtiyor. Kutlamayacaklar arasında Demokratların oranı Cumhuriyetçilere göre daha yüksek. Ankette, katılımcıların yalnızca yüzde 30'unun ulusal gurur duyduğu, yüzde 40'ının ise ülkenin geleceği konusunda karamsar olduğu görülüyor.
Siyasi bölünmüşlük özellikle belirgin: Cumhuriyetçilerin yüzde 60'ı ülkenin en iyi günlerinin geride kaldığını düşünürken, Demokratlarda bu oran yüzde 30. Bağımsız seçmenlerde ise karamsarlık oranı yüzde 45 civarında. Anket, katılımcıların yüzde 55'inin Amerikan demokrasisinin işleyişinden memnun olmadığını da ortaya koyuyor.
Siyasi kutuplaşma ve tarihsel arka plan
Uzmanlar, 4 Temmuz'a yönelik bu soğuk tavrın arkasında, son yıllarda derinleşen siyasi kutuplaşma ve kurumlara güvensizlik olduğunu belirtiyor. 2020 başkanlık seçimlerinin ardından yaşanan Kongre baskını, Covid-19 salgını yönetimi ve ekonomik eşitsizlikler, Amerikalıların ulusal kimlik algısını olumsuz etkiledi.
Tarihçiler, ABD'nin kuruluş mitolojisinin sorgulanmaya başlandığına dikkat çekiyor. Sömürgecilik, kölelik ve yerli halklara yönelik politikaların yeniden değerlendirilmesi, özellikle genç nesiller arasında kutlama kültürüne şüpheyle yaklaşılmasına neden oluyor. Ankette 18-34 yaş arası gençlerin yarısından fazlası 4 Temmuz'u kutlamayacağını ifade etti.
Bağımsızlık Günü'nün ticarileşmesi de eleştirilen bir diğer boyut. Ankete katılanlardan bazıları, havai fişek gösterileri ve barbekülerin ulusal bayramın anlamını yitirdiğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi kırılma, Türkiye'nin transatlantik ilişkileri ve NATO ittifakı bağlamında yakından izlenmelidir. ABD'nin içe kapanma eğilimi, özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye gibi bölgesel meselelerde Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak siyasi istikrarsızlık, ABD yönetiminin dış politikada öngörülemez adımlar atmasına yol açabilir; bu da Türkiye için hem fırsat hem risk oluşturur. Ayrıca, Amerikan toplumundaki kutuplaşma, iki ülke arasındaki kamu diplomasisi ve kültürel bağları zayıflatabilir. Türkiye'nin, ABD'nin bu dönüşüm sürecinde dengeli ve proaktif bir dış politika izlemesi önem taşımaktadır.