ABD yönetimi, toksik “sonsuza dek kimyasallar” (PFAS) üreten ve kullanan Chemours şirketiyle su kirliliği davasında 450 milyon dolar (yaklaşık 16,5 milyar TL) tutarında bir anlaşmaya vardı. Adalet Bakanlığı, Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Batı Virginia eyaleti, Çarşamba günü yaptıkları ortak açıklamada, Chemours’un, Batı Virginia’daki bir tesisinden kaynaklanan kirlilik nedeniyle bu miktarı ödeyeceğini duyurdu. Anlaşma kapsamında şirket, ayrıca bölgedeki içme suyu kaynaklarının temizlenmesi ve halk sağlığının izlenmesi için ek önlemler almayı taahhüt etti.
PFAS kirliliğinin arka planı ve Chemours’un rolü
PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler), doğada çözünmedikleri için “sonsuza dek kimyasallar” olarak adlandırılıyor. Bu maddeler; kanser, karaciğer hasarı, tiroid hastalıkları ve bağışıklık sistemi bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Chemours, 2015 yılında DuPont’tan ayrılarak kurulmuş bir kimya şirketi ve başta Teflon kaplamalar olmak üzere birçok endüstriyel üründe PFAS kullanıyor. Batı Virginia’daki Washington Works tesisi, yıllardır bu kimyasalları Ohio Nehri havzasına sızdırmakla suçlanıyordu. Dava, Chemours’un federal Temiz Su Yasası’nı ihlal ettiği ve bölge sakinlerinin sağlığını tehlikeye attığı gerekçesiyle 2021 yılında açılmıştı.
Anlaşma uyarınca Chemours, 450 milyon doların yanı sıra, kirlilikten etkilenen bölgelerde su filtreleme sistemleri kuracak, toprak temizliği yapacak ve sağlık taramaları için fon sağlayacak. EPA Yöneticisi Michael Regan, anlaşmanın “PFAS kirliliğiyle mücadelede tarihi bir adım” olduğunu söyledi. Ancak çevre örgütleri, bu miktarın Chemours’un yıllık 6 milyar dolarlık geliri karşısında yetersiz olduğunu ve şirketin daha önceki benzer davalarda da cezalardan kaçındığını belirtiyor.
ABD’de PFAS düzenlemeleri ve küresel yansımaları
ABD, PFAS konusunda giderek daha sıkı düzenlemeler getiriyor. 2023 yılında EPA, içme suyunda PFAS seviyeleri için bağlayıcı sınır değerler belirlemişti. Bu dava, federal hükümetin bu tür kimyasalları üreten şirketlere karşı en büyük yaptırımı olarak kayda geçti. Benzer davalar, 3M ve DuPont gibi diğer büyük kimya şirketlerine karşı da devam ediyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın emsal teşkil edebileceğini ve diğer ülkelerdeki PFAS davalarını da etkileyebileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği de PFAS’ın aşamalı olarak yasaklanması için çalışmalar yürütürken, Çin ise bu kimyasalların üretiminde dünya lideri konumunda bulunuyor. Küresel çapta PFAS kirliliği, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için büyük bir çevre ve halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, PFAS kirliliği konusunda henüz kapsamlı bir düzenlemeye sahip değil. Ancak AB normlarına uyum süreci ve artan çevre bilinci, bu alanda adımlar atılmasını gerektiriyor. ABD’deki bu dava, Türkiye’de de benzer kirlilik davalarına emsal oluşturabilir ve sanayi tesislerinin atık yönetimi konusunda daha dikkatli olmasına yol açabilir. Ayrıca Türkiye’nin kimya sektörü, PFAS üretimi veya kullanımı yapan firmaları denetlemek ve olası kirlilikleri önlemek için mevzuatını güncellemek zorunda kalabilir. Küresel ticarette PFAS yasaklarının yaygınlaşması, Türk ihracatçıları için de yeni standartlar getirebilir.