ABD’de kişisel tasarruf oranı Mart 2025 itibarıyla yüzde 4,1’e gerileyerek Şubat 2023’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Ekonomistler, bu düşüşün enflasyon baskısı ve artan faiz oranları altında hane halklarının harcama alışkanlıklarını değiştirdiğine işaret ettiğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, panik yapmaya gerek olmadığını, zira benzer dönemlerde tasarruf oranının yeniden yükselebileceğini ifade ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, Mart 2025’te kişisel tasarruf oranı bir önceki aya göre yaklaşık 0,5 puan düşerek yüzde 4,1’e indi. Bu oran, pandemi öncesi dönem olan 2019 ortalamasının (yüzde 7,6) oldukça altında. Pandemi sırasında devlet yardımlarıyla yüzde 33’e kadar çıkan tasarruf oranı, 2021’den itibaren düzenli olarak geriledi.
Düşüşün temel nedenleri arasında yüksek enflasyonun satın alma gücünü eritmesi, faizlerin artmasıyla kredi kartı ve konut kredisi maliyetlerinin yükselmesi ve pandemi sonrası ertelenen seyahat, eğlence gibi harcamaların yeniden canlanması yer alıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli hane halklarının, artan yaşam maliyeti karşısında birikimlerini kullanmak zorunda kaldığı görülüyor.
Federal Rezerv’in faiz indirim beklentileri ertelenirken, tüketicilerin borç yükü de artıyor. New York Fed verilerine göre, hane halkı borcu ilk çeyrekte 17,8 trilyon dolara ulaştı. Kredi kartı borçları da geçen yıla göre yüzde 8 arttı. Bu durum, tasarruf oranındaki düşüşün kalıcı olabileceği endişesini doğuruyor.
Küresel Ekonomi İçin Anlamı
ABD ekonomisi dünyanın en büyük tüketici pazarı olduğundan, tasarruf oranındaki düşüş küresel talebi de etkileyebilir. Tüketici harcamaları ABD GSYİH’sinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor. Tasarrufların azalması kısa vadede tüketimi canlı tutsa da, uzun vadede hane halklarının finansal kırılganlığını artırıyor.
Ekonomistler, ABD’de resesyon riskinin düşük kaldığını ancak tüketici güveninin zayıflaması durumunda harcamaların kesilebileceğini belirtiyor. Bu senaryoda, ABD’ye ihracat yapan ülkelerin (Çin, Meksika, Almanya gibi) olumsuz etkilenmesi olası. Öte yandan, düşük tasarruf oranı yatırımcılar için risk iştahının azalmasına ve doların zayıflamasına yol açabilir.
Avrupa Merkez Bankası ve diğer merkez bankaları, ABD’deki gelişmeleri yakından izliyor. Çünkü ABD tüketici harcamalarındaki yavaşlama, küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü risk oluşturabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de tasarruf oranının düşmesi, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı kanallardan önem taşıyor. ABD tüketici talebinin zayıflaması, Türkiye’nin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya gibi sektörlerde ABD pazarına bağımlı firmalar sipariş düşüşü yaşayabilir. Ayrıca, düşük tasarruf oranı küresel risk iştahını azaltırsa, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışı yavaşlayabilir; bu durum Türkiye’nin finansman maliyetlerini artırabilir. TCMB’nin faiz politikası ve TL’nin istikrarı açısından, ABD’deki tüketim eğilimleri ve Fed’in adımları yakından izlenmelidir. Kriz sinyali olmasa da, Türkiye’nin ihracat gelirlerindeki olası yavaşlamaya karşı hazırlıklı olması gerekiyor.