ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, 13 Mart 2025 Perşembe günü Kongre'deki ifadesinde, Amerika'nın gıda, gübre ve diğer tarımsal girdilerde Çin'e bağımlı olmasının 'varoluşsal' bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Rollins, gıda güvenliğini ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlarken, Beyaz Saray'ın 2027 mali yılı için öngördüğü bütçe kesintilerini savundu. Bakan, ABD'nin kritik tarım ürünlerinde Çin'e olan bağımlılığını azaltması gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Rollins'in bu açıklamaları, ABD'de tarım sektörünün Çin ile olan ticari ilişkilerinin yeniden sorgulanmasına yol açtı. ABD, özellikle gübre ve bazı temel gıda maddelerinde Çin'e önemli ölçüde bağımlı durumda. Bu bağımlılık, 2018'de başlayan ticaret savaşları sırasında daha da belirgin hale gelmişti. Rollins, Kongre üyelerine yaptığı konuşmada, 'Çin karşısında kırılgan bir konumdayız ve bu, Amerikan özgürlüğünü tehdit ediyor' dedi. Bakan ayrıca, tarım sektörünün Covid-19 salgını ve ardından yaşanan tedarik zinciri krizlerinden çıkardığı derslerle, stratejik otonominin artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Beyaz Saray'ın 2027 mali yılı bütçe talebi, bazı tarımsal destek programlarında kesintiler öngörüyor. Rollins, bu kesintilerin verimlilik artışı ve teknolojik yatırımlarla dengelenebileceğini savunurken, Kongre üyeleri özellikle kırsal kalkınma ve çiftçi destek programlarındaki azaltmalara tepki gösterdi. Bakanlık verilerine göre ABD, 2024 yılında Çin'den yaklaşık 15 milyar dolar değerinde tarım ürünü ithal etti; bu, toplam tarım ithalatının yüzde 12'sine denk geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rollins'in açıklamaları, sadece ABD-Çin ticari rekabetini değil, aynı zamanda küresel gıda güvenliği tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Çin, dünyanın en büyük gübre üreticisi konumunda ve özellikle fosfatlı gübrelerde küresel arzın önemli bir kısmını kontrol ediyor. ABD'nin bu bağımlılığı azaltma çabaları, alternatif tedarikçilere yönelmesine yol açabilir. Kanada, Meksika ve Brezilya gibi ülkeler bu süreçten avantajlı çıkabilir. Ancak uzmanlar, Çin'in tarım teknolojileri ve tohumculuk alanındaki ilerlemesinin bağımlılığı artırdığına dikkat çekiyor.
Öte yandan, bu durum ABD'nin Asya-Pasifik stratejisini de etkileyebilir. Çin'in gıda güvenliği politikasını bir nüfuz aracı olarak kullanması, ABD'nin bölgede yeni ittifaklar arayışına girmesine neden olabilir. Rollins'in ulusal güvenlik vurgusu, tarım politikasının savunma ve dış politika ile daha fazla entegre olacağına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarım ve gıda sektöründe büyük ölçüde kendi kendine yeterli bir ülke olmakla birlikte, gübre ve tarım kimyasallarında dışa bağımlı konumdadır. ABD'nin Çin bağımlılığını azaltma çabaları, küresel gübre ticaretinde arz daralmasına ve fiyat artışlarına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin tarımsal üretim maliyetlerini doğrudan etkileyecektir. Ayrıca, ABD'nin stratejik otonomi politikası, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin de gıda güvenliği konusunda daha proaktif politikalar izlemesini gerektirebilir. Ankara, özellikle gübre ve ilaçta alternatif kaynaklar arayışını hızlandırmalıdır.