ABD Hazine tahvillerinde 10 yıllık faiz, uzun süredir ilk kez %5 seviyesine yaklaşırken piyasalar kritik bir eşiğe odaklandı. Analistler, bu seviyenin üzerinde kalıcı bir yükselişin ekonomik büyümeyi baskılayacağı, borçlanma maliyetlerini artıracağı ve hisse senedi piyasalarında ciddi bir değer kaybına yol açacağı görüşünde. 10 yıllık getiri, hafta içinde %4,80'i aşarak 2007'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak ekonomistler, %5'in “sihirli sayı” olduğunu ve bu noktadan sonra yükselişin sürdürülebilir olmadığını belirtiyor.
Faizlerdeki Yükselişin Arka Planı
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadelede kararlı duruşu, tahvil getirilerindeki tırmanışın ana nedeni. Fed, politika faizini 2022 başından bu yana 525 baz puan artırarak %5,25-%5,50 aralığına çekti. Buna karşın enflasyon hâlâ hedefin üzerinde seyrediyor; çekirdek enflasyon %4 civarında. Piyasalar, Fed'in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağını kestiremiyor. Son açıklanan istihdam verileri ve perakende satışlar, ekonominin beklenenden güçlü olduğunu gösteriyor. Bu da “daha uzun süre yüksek faiz” senaryosunu güçlendiriyor.
Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı'nın artan borçlanma ihtiyacı da arz yönlü baskı yaratıyor. Federal bütçe açığı 2023'te 1,7 trilyon dolara ulaştı. Hazine, bu açığı finanse etmek için daha fazla tahvil ihraç ediyor. Arz artışı, fiyatları düşürüp getirileri yükseltiyor. Ayrıca Japonya Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını azaltması ve Çin'in ABD tahvillerindeki alımlarını yavaşlatması, talebin zayıfladığı yönünde sinyaller veriyor.
Küresel Piyasalar Üzerindeki Etkiler
ABD 10 yıllık tahvil getirisi, dünya genelinde risk iştahının en önemli göstergelerinden biri. Getiri %5'i aştığında, hisse senedi piyasaları genellikle baskı altında kalıyor. Yatırımcılar, risksiz getiri olarak gördükleri tahvillerden daha yüksek faiz elde edince, hisse senetlerinden çıkıp tahvile yönelebiliyor. Bu da sermaye akımlarını gelişmekte olan ülkelerden çekerek doları güçlendiriyor. Yükselen dolar, özellikle dış borcu yüksek ülkeler için borçlanma maliyetlerini artırıyor.
Gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde de baskı oluşuyor. Türk lirası gibi yüksek cari açık veren ülkelerin para birimleri, ABD faizlerindeki her yükselişte değer kaybediyor. Merkez bankaları, sermaye çıkışını engellemek için faizleri yükseltmek zorunda kalıyor; bu da iç talebi ve büyümeyi olumsuz etkiliyor. Ancak bazı analistler, %5'in aşılması durumunda Fed'in daha şahin olamayacağını, çünkü bunun resesyon riskini artıracağını savunuyor. Nitekim Fed Başkanı Jerome Powell, son konuşmalarında “faiz artışlarında temkinli olunması gerektiğini” vurguladı.
Öte yandan, ABD'de konut kredisi faizleri 8%'e yaklaşmış durumda. Otomobil kredileri ve kredi kartı faizleri de rekor seviyelerde. Bu da hanehalkı borç yükünü artırarak tüketimi düşürebilir. Ekonomistler, 10 yıllık getirinin %5'i aşması halinde ABD ekonomisinin “sert iniş” yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD 10 yıllık tahvil getirisinin %5'e yaklaşması, Türkiye ekonomisi için kritik sonuçlar doğuruyor. Küresel risk iştahının azalması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını zayıflatıyor. Türkiye'nin yüksek dış borcu ve cari açığı göz önüne alındığında, doların güçlenmesi TL üzerinde ek baskı yaratabilir. Merkez Bankası'nın faiz politikasını daha da sıkılaştırması gerekebilir. Ayrıca Hazine'nin dış borçlanma maliyetleri artacak; bu da bütçe açığını genişletebilir. Ancak ABD faizlerinin zirveye yaklaşması, orta vadede Türkiye'ye sermaye girişini yeniden canlandırabilir. Yine de kısa vadede dalgalanmalara hazırlıklı olunmalı.