Washington ve Riyad yönetimleri, İran'ın bölgedeki vekil güçlerine karşı yürüttüğü mücadelede yeni bir cephe açtı. Irak'taki Şii milis gruplarına yönelik son hava saldırıları, Tahran'ın desteklediği ağları hedef alırken, ABD ile İran arasındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Saldırılar, İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Son haftalarda Irak'ın kuzeyindeki ve doğusundaki milis mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında, İran Devrim Muhafızları'na (IRGC) bağlı Kudüs Gücü'nün finanse ettiği grupların hedef alındığı bildiriliyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamalarda, saldırıların Amerikan askerlerine ve koalisyon güçlerine yönelik artan drone ve roket saldırılarına misilleme niteliği taşıdığı belirtildi. Suudi Arabistan'ın da kendi sınırlarına yönelik tehditleri bertaraf etmek için kuzey komşusunda operasyonlar düzenlediği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu saldırılar, İran'ın bölgesel stratejisinin kilit unsuru olan vekil güçleri zayıflatmayı hedefliyor. İran, yıllardır Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki müttefik gruplar aracılığıyla ABD ve müttefiklerine karşı dolaylı bir savaş yürütüyor. Son operasyonlar, özellikle Irak'taki Kataib Hizbullah ve Asaib Ehl el-Hak gibi grupların hava savunma sistemlerini ve komuta merkezlerini hedef alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, İran-ABD geriliminin yeni bir aşamasını temsil ediyor. 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinden bu yana en kapsamlı operasyonlar arasında yer alan saldırılar, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir. İran, uluslararası toplumun tepkisine rağmen nükleer programında ilerleme kaydederken, ABD ve İsrail, Tahran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri seçenekleri masada tutuyor.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. Irak hükümeti, kendi topraklarında yabancı güçlerin düzenlediği saldırılara karşı çıkarken, iç siyasette İran yanlısı grupların güçlü olduğu biliniyor. Suudi Arabistan ise İran'ın vekil güçlerine yönelik operasyonlarını, kendi ulusal güvenliğini koruma çerçevesinde meşru müdafaa olarak nitelendiriyor. Bu gelişmeler, Orta Doğu'daki enerji arz güvenliğini de tehdit ederken, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la ekonomik ve enerji işbirliğini sürdürürken, ABD ile de NATO müttefiki olarak stratejik ilişkilerini dengeliyor. Irak'ın kuzeyinde PKK ve uzantılarına karşı operasyon düzenleyen Türkiye, bölgedeki güç mücadelesinden doğrudan etkileniyor. Bu saldırılar, Irak topraklarında yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabilir ve Türkiye'nin güvenlik önceliklerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli rol oynayan bölgesel istikrarsızlık, Ankara'nın enerji güvenliği hesaplarını da yakından ilgilendiriyor.