ABD Başkanı Joe Biden, görev süresinin son aylarında hem iç politikada hem de uluslararası alanda bir dizi önemli adım attı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalara göre, yönetim ekonomik toparlanma, iklim değişikliği ve dış politika alanlarında yeni girişimleri hayata geçiriyor. Bu girişimler, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Demokrat Parti'nin elini güçlendirmeyi ve Biden'ın başkanlık mirasını pekiştirmeyi amaçlıyor. Ancak Cumhuriyetçilerin Kongre'deki sert muhalefeti ve bazı eyaletlerdeki yasal engeller, bu adımların uygulanmasında zorluklar yaratıyor.
Ekonomik ve sosyal reformlarda son durum
Biden yönetiminin en dikkat çeken girişimlerinden biri, geniş kapsamlı ekonomik reform paketinin Kongre'den geçirilmesi. Yaklaşık 2 trilyon dolarlık "Daha İyi İnşa Et" (Build Back Better) planı, altyapı yatırımları, eğitim, sağlık ve iklim koruma projelerini içeriyor. Ancak Senato'da Demokratların hassas çoğunluğu ve bazı parti içi anlaşmazlıklar, paketin önemli ölçüde küçültülmesine neden oldu. Bu hafta Beyaz Saray, iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji teşviklerini içeren daraltılmış bir versiyonun üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Özellikle Enflasyon Azaltma Yasası (Inflation Reduction Act) adı altında sunulan 369 milyar dolarlık iklim ve enerji harcaması, yönetimin öncelikleri arasında yer alıyor. Bunun yanında, öğrenci kredilerinin silinmesi, elektrikli araç vergi indirimleri ve reçeteli ilaç fiyatlarının düşürülmesi gibi popüler maddeler de pakette korunuyor. Ancak Cumhuriyetçiler, bu harcamaların enflasyonu daha da artıracağını savunarak karşı çıkıyor. Anketler, ekonomik kaygıların Amerikan seçmenleri arasında en önemli sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor. Biden'ın onay oranları, yükselen fiyatlar ve resesyon korkusu nedeniyle yüzde 40'ın altında seyrediyor. Yine de Beyaz Saray, reformların orta vadede olumlu etkiler yaratacağını ve seçmenlerin bu adımları takdir edeceğini umuyor.
Dış politikada son gelişmeler: Çin ve Orta Doğu
Dış politikada Biden yönetimi, Çin ile rekabet ve Orta Doğu'da istikrar arayışı olmak üzere iki ana eksende hareket ediyor. Çin ile ticaret savaşının derinleştiği bir dönemde, ABD yönetimi Tayvan'a yönelik askeri desteğini artırırken, Güney Çin Denizi'nde serbest seyrüsefer operasyonlarını sürdürüyor. Hazine Bakanı Janet Yellen, Çin'e yönelik ek tarifelerin kaldırılabileceği sinyalini verse de, bu adım henüz resmileşmedi. Öte yandan, Orta Doğu'da Suudi Arabistan ile ilişkiler, petrol üretimi ve insan hakları konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle gergin. Biden yönetimi, İran ile nükleer anlaşmayı canlandırma çabalarında ilerleme kaydedemedi. Son olarak, İsrail'in Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim politikalarına yönelik ABD'nin tutumu, iki ülke arasında pürüzlere yol açıyor. Yine de Biden, bölgedeki müttefiklerle diyaloğu sürdürüyor ve bu hafta Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir görüşme gerçekleştireceğini duyurdu. Bu görüşmenin, Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası gerilen ilişkileri normalleştirme ve petrol fiyatlarını dengeleme amacı taşıdığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişmeler, Türkiye açısından birkaç açıdan önem taşıyor. Biden yönetiminin iklim ve enerji politikaları, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon emisyonlarının azaltılması konusunda Türkiye'ye yeni iş birliği fırsatları sunabilir. Öte yandan, ABD-Çin rekabetinin derinleşmesi, Türkiye'nin İpek Yolu projeleri ve Asya ile ticari bağları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Orta Doğu'da ABD'nin Suudi Arabistan ile ilişkilerinde yaşanan normalleşme, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İsrail politikaları, Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarlarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, bu süreçte ABD ile dengeli bir ilişki sürdürmeye çalışırken, kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutmayı hedefliyor.