ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, üst düzey komutanların tüm uyarılarına rağmen, sivil kayıpları azaltma ve önleme programını (Civilian Harm Mitigation and Response) kaldırdı. Programın kaldırılmasının ardından, ABD ordusunun yürüttüğü operasyonlarda yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Bu durum, Kongre'de ve insan hakları örgütlerinde büyük tepki çekerken, programın kısmen de olsa yeniden yürürlüğe konulması bekleniyor. Pentagon yetkilileri, kararın gözden geçirildiğini ve bazı bölümlerinin geri getirilebileceğini ifade ediyor.
Gelişmenin arka planı
Pentagon'un Sivil Kayıpları Azaltma ve Müdahale Ofisi (Civilian Harm Mitigation and Response), 2022 yılında dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından, askeri operasyonlarda sivil kayıplarını en aza indirmek amacıyla kurulmuştu. Ofis, hava saldırıları ve diğer askeri harekatlarda sivil kayıplarını izlemek, araştırmak ve bu kayıpları telafi etmek için tazminat mekanizmaları geliştirmekle görevliydi.
Ancak Hegseth, göreve geldikten sonra bürokrasiyi azaltma ve savunma harcamalarını kısma gerekçesiyle bu programı kaldırmaya karar verdi. Hegseth'in kararına karşı çıkan üst düzey komutanlar, programın askeri operasyonların meşruiyeti ve stratejik hedefler açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Komutanlar, programın kaldırılmasının, sivil kayıplarındaki artışın yanı sıra, ABD'nin uluslararası itibarına da zarar vereceği uyarısında bulundu.
Nitekim, programın yürürlükten kaldırılmasının ardından geçen süreçte, özellikle Orta Doğu ve Afrika'daki hava operasyonlarında sivil kayıplarında belirgin bir artış yaşandığı bildiriliyor. İnsan hakları örgütleri, 2024 yılında ABD ordusunun yürüttüğü operasyonlarda en az 300 sivilin öldürüldüğünü, bu sayının programın kaldırılmasından önceki yıla göre önemli ölçüde yüksek olduğunu açıkladı.
Kongre'deki bazı üyeler, özellikle Demokrat Partili senatörler, Hegseth'in bu kararını sert şekilde eleştirdi. Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nde yapılan oturumda, Hegseth'in programın kaldırılması kararını savunması beklenirken, komite üyeleri bu kararın askeri etkinliği de olumsuz etkilediğini savundu. Bazı Cumhuriyetçi üyeler ise programın maliyetli olduğunu ve gereksiz bürokrasi yarattığını savunarak Hegseth'in kararına destek verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Sivil kayıpların azaltılması programının kaldırılması, yalnızca ABD iç siyasetinde değil, uluslararası kamuoyunda da yankı buldu. ABD'nin özellikle Orta Doğu'da yürüttüğü operasyonlarda sivil kayıpların artması, bölge ülkeleriyle ilişkileri olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle Suriye, Irak, Yemen ve Somali'de devam eden ABD hava saldırılarında sivil ölümlerinin artması, bu ülkelerdeki hükümetlerin ve halkların ABD'ye yönelik güvenini daha da zedeleyebilir.
Uluslararası hukuk açısından da bu programın kaldırılması, ABD'nin savaş hukukuna uyum konusundaki taahhütlerini zayıflatıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, ABD'yi sivil kayıpların soruşturulması ve hesap verilebilirliğin sağlanması konusunda daha şeffaf olmaya çağırıyor. Programın kaldırılması, ABD'nin bu eleştirilere karşı savunmasız kalmasına neden oluyor.
Öte yandan, bu gelişme ABD'nin küresel askeri stratejisini de etkileyebilir. Sivil kayıpların artması, ABD'nin terörle mücadele operasyonlarında yerel halkın desteğini kaybetmesine yol açabilir. Bu da uzun vadede ABD'nin bölgedeki askeri hedeflerine ulaşmasını zorlaştırabilir. Ayrıca, müttefik ülkelerin ABD ile askeri iş birliği konusunda daha temkinli davranmasına neden olabilecek bir güven sorunu yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin sivil kayıpları azaltma programını kaldırması, Türkiye açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'ta ABD ile farklı pozisyonlarda yer alıyor. ABD'nin PKK/YPG'ye verdiği destek, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırırken, sivil kayıpların artması bu bölgelerdeki istikrarsızlığı derinleştirebilir. Sivil kayıplar, göç dalgalarını tetikleyebilir ve Türkiye'nin üzerindeki göç yükünü artırabilir. Ayrıca, uluslararası hukukun ihlali, ABD'nin müttefikleri nezdinde güvenilirliğini zedeliyor; bu durum, NATO içinde Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde hassas dengeleri etkileyebilir. Türkiye, sivil kayıpların önlenmesi konusunda uluslararası topluma çağrı yaparak, bu konudaki hassasiyetini vurgulamalıdır.