Washington'da Demokrat Senatörler, Batı Şeria'da İsrail'in Amerikan vatandaşlarına yönelik şiddeti ve diğer insan hakları ihlallerini soruşturmak amacıyla Dışişleri Bakanlığı'na rapor hazırlatmayı zorunlu kılacak bir karar tasarısını oyladı. Karar, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul dışında tüm Demokratların oyuyla ilerletildi. Bu oylama, İsrail'e yönelik eleştirilerde Demokrat Parti içinde artan cesareti gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Senato'da oylanan karar tasarısı, Dışişleri Bakanlığı'nın Batı Şeria'daki İsrail güçleri veya yerleşimciler tarafından işlenen şiddet olaylarına ilişkin kapsamlı bir rapor sunmasını öngörüyordu. Söz konusu rapor, Amerikan vatandaşlarının maruz kaldığı saldırıların yanı sıra İsrail'in insan hakları ihlallerini de belgeleyecekti. Oylama sonucunda 51'e karşı 49 gibi dar bir çoğunlukla tasarı ilerletildi; ancak Senato'da 60 oy barajı aşılamadığı için tasarının nihai olarak kabul edilmesi mümkün olmadı. Yine de bu oylama, Demokratların İsrail politikalarına yönelik tutumunda önemli bir değişimin işareti olarak yorumlanıyor.
Kararın arkasında, Batı Şeria'da son yıllarda artan yerleşimci şiddeti ve İsrail ordusunun Filistinli sivillere yönelik operasyonları var. Özellikle 2023 yılında yaşanan olaylarda çok sayıda Amerikan vatandaşı da hayatını kaybetmiş veya yaralanmıştı. Demokrat Senatörler, bu tür olayların soruşturulması ve hesap sorulması gerektiğini savunuyor. Cumhuriyetçiler ise kararın İsrail'i haksız yere hedef aldığını ve ABD-İsrail ilişkilerine zarar verdiğini öne sürüyor.
Oylamada dikkat çeken bir diğer detay, Kentucky Senatörü Rand Paul'un partisinden ayrılarak Demokratlarla birlikte hareket etmesiydi. Paul, genel olarak dış müdahale karşıtı bir çizgide olsa da bu oylamada İsrail'e yönelik eleştirel tutumuyla bilinen isimler arasında yer aldı. Öte yandan, bazı ılımlı Demokrat Senatörlerin de tasarıya destek vermesi, partide İsrail konusunda geleneksel olarak var olan geniş konsensüsün çatırdadığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD Senatosu'ndaki bu oylama, İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarına yönelik uluslararası eleştirilerin arttığı bir dönemde gerçekleşti. Son aylarda Avrupa Birliği ülkeleri ve bazı Arap devletleri de İsrail'i yerleşim faaliyetlerini durdurmaya ve sivillere yönelik şiddeti soruşturmaya çağırıyor. Ancak ABD'de Kongre'nin tutumu, İsrail'e verilen koşulsuz desteğin sorgulanmaya başlandığını göstermesi açısından kritik.
Oylamanın sembolik değeri büyük. Zira tasarı yasalaşmasa bile, Demokrat Senatörlerin büyük çoğunluğunun İsrail'in insan hakları ihlallerini soruşturma yönünde oy kullanması, Başkan Joe Biden yönetimine de bir mesaj niteliğinde. Biden yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerde dengeli bir dil kullanmaya özen gösterirken, parti tabanından gelen baskılar artıyor. 2024 seçimleri öncesinde Demokrat seçmenin bir kısmının İsrail politikalarına tepkili olduğu biliniyor.
Bu gelişme, ABD'nin Ortadoğu'daki itibarını ve arabuluculuk rolünü de etkileyebilir. Filistin yönetimi, kararı memnuniyetle karşılarken, İsrail hükümeti sert bir açıklama yaparak ABD'nin iç siyasetine malzeme olduğunu savundu. Uluslararası kamuoyunda ise ABD'nin İsrail'e olan desteğinin sarsılmaz olmadığı yönünde bir algı oluşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Senatosu'ndaki bu oylama, Türkiye'nin Filistin meselesindeki tutumu açısından önemli bir gelişme. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini ve sivillere yönelik şiddetini kınıyor ve iki devletli çözümü savunuyor. ABD'de Demokratların İsrail'e yönelik eleştirel tutumu, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yalnız olmadığını gösterebilir. Ayrıca, ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir gerilim, Türkiye'nin bölgesel dengelerde elini güçlendirebilir. Ancak tasarının yasalaşmamış olması, somut bir değişiklik yaratmayabilir. Yine de bu oylama, ABD iç siyasetinde İsrail karşıtı seslerin yükseldiğini ve Türkiye'nin Filistin konusundaki diplomasisinin gelecekte daha geniş bir destek bulabileceğini gösteriyor.