ABD Senato Çoğunluk Lideri John Thune (R-S.D.), Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Senato'nun Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası'nın (FISA) genişletilmiş gözetim yetkilerini, SAVE America Act olmaksızın geçirmeye çalışacağını duyurdu. Bu hamle, Başkan Donald Trump'ın iki yasa tasarısını birbirine bağlama talebini geri çevirmek anlamına geliyor. Trump, göçmenlik reformu içeren SAVE America Act'i FISA'nın uzatılmasıyla ilişkilendirmek istiyordu. Ancak Thune, ulusal güvenlik gerekliliklerinin aciliyetini gerekçe göstererek ayrı bir yol izleneceğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
FISA'nın 702. maddesi kapsamındaki gözetim yetkileri, ABD istihbarat topluluğunun yabancı hedefleri izlemesine olanak tanıyor. Bu yetkilerin süresi 19 Nisan'da doluyor. Senato, mevcut yetkilerin kısa bir süre daha uzatılması için harekete geçerken, Thune'un açıklamaları Kongre'deki bölünmeleri de ortaya koyuyor. Trump, kampanya vaadi olarak göçmenlik karşıtı söylemleriyle bilinen SAVE America Act'in FISA'ya eklenmesini istemişti. Ancak hem Demokratlar hem de bazı Cumhuriyetçiler, bu iki konunun birbirinden bağımsız olduğunu ve birleştirilmesinin ulusal güvenlik riski yaratacağını savunuyor. Özellikle istihbarat yetkilileri, gözetim yetkilerindeki herhangi bir kesintinin terör tehditlerine karşı kör nokta oluşturacağı uyarısında bulunuyor.
Thune, basın toplantısında, "Ulusal güvenlik söz konusu olduğunda, bu iki konuyu birbirine karıştırmamalıyız. FISA'nın zamanında yenilenmesi hayati önem taşıyor. SAVE America Act ise ayrı bir tartışma konusu," dedi. Senato Adalet Komisyonu, FISA tasarısını bu hafta içinde ele almayı planlıyor. Tasarının geçmesi için 60 oy gerekiyor ve bu da iki partili desteği zorunlu kılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
FISA'nın yenilenmesi, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda ABD'nin küresel istihbarat ortaklıklarını da etkiliyor. 702. madde, Beş Göz istihbarat ittifakı (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) kapsamında yürütülen ortak operasyonların temelini oluşturuyor. Yetkilerin sona ermesi, bu ülkelerle veri paylaşımını sekteye uğratabilir. Avrupa Birliği ve diğer müttefikler, ABD'nin gözetim faaliyetlerine ilişkin endişelerini daha önce dile getirmişti. Ancak FISA'nın geçici olarak bile durması, terörle mücadele ve siber güvenlik alanında iş birliğini zora sokabilir. Ayrıca Çin ve Rusya gibi rakipler, ABD'nin istihbarat zafiyetinden faydalanmaya çalışabilir. Thune'un ayrı bir yol izleme kararı, Trump'ın göçmenlik politikalarına verilen dolaylı bir darbe olarak da yorumlanıyor. Bu durum, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içindeki ayrışmaları derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
FISA'nın yenilenmesi, Türkiye'nin ABD ile istihbarat paylaşımını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerine karşı mücadelede ABD'den istihbarat desteği alıyor. Gözetim yetkilerindeki herhangi bir kesinti, bu iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca FISA kapsamında yürütülen istihbarat faaliyetleri, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarıyla örtüşen veya çatışan alanları da kapsıyor. ABD iç siyasetindeki bu tür kırılmalar, Türkiye'nin Washington nezdindeki diplomasisini daha öngörülebilir hale getirmek için mevcut boşlukları değerlendirmesini gerektiriyor. Öte yandan, Trump'ın göçmenlik reformunun rafa kalkması, Türkiye'den ABD'ye yönelik vize ve iltica başvurularını etkileyebilir. Genel olarak, ABD'nin istihbarat ve göç politikalarındaki belirsizlik, Türk dış politikasının manevra alanını daraltıyor.