WASHINGTON, 24 Eylül - ABD Senatosu, İran'da yürütülen savaşı sona erdirmesi veya sürdürmek için Kongre'den yetki alması yönünde Başkan Donald Trump'a çağrıda bulunmak üzere en erken Perşembe günü oylamaya gidebilir. Demokratlar, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde halk tarafından pek desteklenmeyen bu çatışmayı oylamaya taşıyor. Bazı Cumhuriyetçi senatörlerin de Trump'ın İran politikasından ayrılarak Demokratlarla birlikte hareket etmesi bekleniyor.
Savaş Yetkileri Oylamasının Arka Planı
Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, yaptığı açıklamada, "Başkan Trump'ın İran'da Kongre onayı olmadan yürüttüğü askeri operasyonlar anayasaya aykırıdır. Senato, savaş ve barış konusunda Anayasa'nın Kongre'ye verdiği yetkiyi kullanmakta kararlıdır" dedi. Oylama, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası'na dayanarak hazırlanan bir ortak karar tasarısı üzerinden yapılacak. Tasarı, ABD askeri güçlerinin İran'a karşı yürütülen düşmanlıklardan çekilmesini ve eğer Başkan operasyonları sürdürmek istiyorsa 60 gün içinde Kongre'den açık yetki almasını öngörüyor. Tasarının bağlayıcı olup olmadığı konusunda hukuki tartışmalar sürse de, sembolik olarak Kongre'nin savaş karşıtı duruşunu göstermesi açısından önem taşıyor.
Senato'da 100 üyenin bulunduğu düşünülürse, Demokratların 47 sandalyesi var. Oylamanın geçmesi için en az 51 oya ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle en az dört Cumhuriyetçi senatörün Demokratlarla birlikte oy kullanması gerekiyor. Şu ana kadar Senatör Rand Paul (Kentucky), Mike Lee (Utah) ve Susan Collins (Maine) gibi isimlerin tasarıya destek verebileceği konuşuluyor. Cumhuriyetçi Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnell ise oylamaya karşı çıkarak, "Başkanın ulusal güvenlik konusundaki takdir yetkisini sınırlamak İran'a karşı caydırıcılığı zayıflatır" ifadelerini kullandı.
Temsilciler Meclisi'nde de benzer bir tasarı geçtiğimiz ay kabul edilmişti. Ancak Senato'da yapılacak oylama, seçim öncesi son şans olarak görülüyor. Kasım ara seçimlerine kısa süre kala, Demokratlar İran savaşını seçim kampanyasının merkezine yerleştirmiş durumda. Son anketlere göre, Amerikan halkının yüzde 58'i İran'daki askeri varlığa karşı çıkıyor. Bu durum, özellikle genç seçmen ve ilerici kanat üzerinde etkili olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile ABD arasındaki gerilim, 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesiyle başladı. 2020'de Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle zirveye çıkan kriz, İran'ın misilleme saldırılarıyla daha da derinleşti. Şu anda ABD, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir askeri müdahaleyi tartışıyor. İran ise uranyum zenginleştirme oranını %60'a çıkardığını duyurdu. Bu durum, bölgede yeni bir savaş riskini artırıyor.
ABD'nin İran politikası, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. İsrail Başbakanı, "İran'ın nükleer silah edinmesine asla izin vermeyeceğiz" derken, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, "Körfez'de istikrar için ABD'nin kararlı duruşu şart" açıklamasında bulundu. Öte yandan Rusya ve Çin, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını eleştiriyor ve İran ile ekonomik işbirliğini sürdürüyor.
Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm çağrısı yapıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi, "Tarafları itidal ve diyalog çağrısı yapıyoruz. İran nükleer anlaşmasının canlandırılması için çabalarımız sürüyor" dedi. Ancak ABD'nin askeri müdahalesi, Avrupa'nın enerji güvenliği açısından da risk oluşturuyor. İran, Avrupa'nın önemli petrol tedarikçilerinden biri. Olası bir savaş, petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Senatosu'ndaki bu oylama, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, İran ile 560 kilometrelik sınırı olan ve İran'a yönelik yaptırımlara mesafeli duran bir ülke. Olası bir ABD-İran savaşı, Türkiye'nin doğu sınırında istikrarsızlık yaratabilir, mülteci akınını tetikleyebilir ve enerji tedarikinde aksamalara yol açabilir. Türkiye, İran ile ticaretini sürdürüyor ve doğalgaz alımına devam ediyor. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi söz konusu olabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da etkileyebilir; zira bazı NATO üyeleri ABD'nin yanında yer alırken Türkiye denge politikası izliyor.