Washington D.C.'nin hemen yanı başındaki Maryland banliyölerinde, çoğu Amerikalının dahi farkında olmadığı iki Temsilciler Meclisi ön seçimi, ABD tarihinin en pahalı kongre ön seçimleri sıralamasında hızla üst sıralara tırmanıyor. Söz konusu yarışlar, 2026 ara seçimlerine damga vuran kampanya harcamalarının gölgesinde, ulusal medyanın radarından kaçarken, yerel siyasetin ne denli pahalı bir oyuna dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Maryland'de kampanya kasaları dolup taşıyor
Maryland'in 6. ve 8. kongre bölgelerindeki ön seçimler, adayların yüz milyonlarca dolar harcadığı birer savaş alanına dönüştü. Özellikle 6. bölgede eski Kongre üyesi David Trone ile eyalet senatörü Aruna Miller arasındaki mücadele, kişisel servetlerin siyasete aktığı bir örneğe sahne oluyor. Trone, kendi cebinden 15 milyon dolardan fazla harcayarak rekor kırarken, rakipleri de dışarıdan gelen bağışlarla kasalarını dolduruyor. Bu yarış, 2024 ön seçimlerinde kaybeden bir adayın parasını geri kazanma umuduyla döndüğü bir kısır döngüye işaret ediyor.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre, bu iki bölgedeki toplam harcama şimdiden 30 milyon doları aşmış durumda. Oysa normal bir Temsilciler Meclisi ön seçimi için ortalama bütçe 2-3 milyon dolar civarında seyrediyor. Maryland gibi nispeten küçük bir eyalette bu rakamlar, adayların televizyon reklamlarına ve dijital kampanyalara milyonlar akıtmasına neden oluyor. Siyasi analistlere göre, bu patlama, Yüksek Mahkeme'nin 2010'da şirketlere ve sendikalara sınırsız kampanya harcaması yolunu açan 'Citizens United' kararının bir yansıması.
Bölgesel ve küresel boyut: Demokratik sürecin maliyeti
Maryland özelindeki bu pahalı yarış, ABD genelinde kampanya finansmanı tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Ön seçimlerde paranın belirleyici rolü, adayların sıradan seçmenden çok büyük bağışçılara odaklanmasına yol açıyor. Bu durum, demokratik temsilin kalitesini sorgulatıyor ve siyasete giriş engellerini yükseltiyor. Özellikle Maryland gibi güvenli Demokrat bölgelerde, asıl seçim ön seçimde kazanılıyor ve para en büyük silah haline geliyor.
Küresel ölçekte, ABD'de kampanya harcamalarının bu denli yüksek olması, diğer demokrasiler için bir uyarı niteliği taşıyor. Avrupa ülkelerinde seçim kampanyaları devlet tarafından sıkı şekilde düzenlenir ve bağışlar sınırlandırılırken, ABD'de neredeyse hiçbir kısıtlama yok. Bu durum, siyasetin giderek daha fazla özel çıkarların etkisi altına girmesine yol açıyor. Maryland'deki ön seçimler, bu sorunun en uç örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kampanya finansmanı skandalları, Türkiye'de de siyasetin finansmanına ilişkin tartışmalarla benzerlikler taşıyor. Her ne kadar doğrudan bir etkisi olmasa da, ABD'de paranın siyasetteki aşırı gücü, demokratik süreçlerin şeffaflığı konusunda küresel endişeleri artırıyor. Türkiye, kendi seçim finansmanı düzenlemelerini gözden geçirirken, bu tür örneklerden ders çıkarabilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasetindeki bu kırılganlıklar, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde lobi faaliyetleri ve etkileme çabalarının daha yakından takip edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. ABD'de kampanya harcamalarının kontrolsüz artışı, küresel demokrasi kalitesini düşürürken, Türkiye'nin siyasi aktörlerinin de bu gelişmelere karşı duyarlı olması önem taşıyor.