ABD'de işverenler, son üç yıldır neredeyse çift haneli artış gösteren sağlık sigortası maliyetlerinin 2027 yılında da benzer bir seyir izlemesiyle karşı karşıya. Kaiser Aile Vakfı'nın (KFF) açıkladığı yıllık anketine göre, işveren destekli sağlık sigortası primlerindeki artışın 2027'de de yüzde 9 civarında olması bekleniyor. Bu durum, hem çalışanların maaşlarından yapılan kesintilerin hem de işverenlerin sağlık harcamalarının artmaya devam edeceği anlamına geliyor.
Üç Yıldır Süren Yüksek Artış Eğilimi
KFF'nin raporuna göre, 2025 yılında ailevi sağlık sigortası primi ortalama 25.500 dolara ulaşırken, bu rakamın 2027 yılında 30.000 doları aşması bekleniyor. Çalışanlar, bu primin yaklaşık dörtte birini kendi ceplerinden ödüyor; geri kalanını ise işveren karşılıyor. Ancak artan maliyetler, işverenlerin prim paylarını azaltmasına veya çalışanlara daha yüksek katkı payları yüklemesine neden olabilir.
Sağlık hizmetleri enflasyonu, reçeteli ilaç fiyatlarındaki artış ve kronik hastalıkların yaygınlaşması, prim artışlarının ana nedenleri arasında gösteriliyor. Özellikle diyabet ve obezite gibi kronik rahatsızlıkların tedavi maliyetlerinin artması, sağlık sigortası sistemini zorluyor.
İşverenler ve Çalışanlar Arasındaki Yük Paylaşımı
Ankete katılan işverenlerin büyük bir kısmı, artan maliyetlerin bir kısmını çalışanlara yansıtmayı planladıklarını belirtiyor. Bu, çalışanların aylık sağlık sigortası kesintilerinin artacağı, muafiyet (deductible) tutarlarının yükseleceği ve bazı yan hakların kaldırılacağı anlamına gelebilir. Küçük işletmeler ise bu yükü kaldıramayarak çalışanlarına sağlık sigortası sunmayı tamamen bırakabilir.
Uzmanlar, bu eğilimin sürdürülebilir olmadığını ve ABD sağlık sisteminde köklü reformlar yapılması gerektiğini vurguluyor. Ancak siyasi kutuplaşma, bu konuda kapsamlı bir çözüm üretilmesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki sağlık sigortası maliyetlerindeki artış, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel ilaç fiyatları üzerinden dolaylı bir etki yaratabilir. ABD'deki yüksek ilaç fiyatları, ilaç şirketlerinin küresel karlılığını artırıyor ve bu durum, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ilaç temininde maliyet baskısı oluşturabiliyor. Türkiye, yerli üretim ve biyobenzer ilaç politikalarıyla bu bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Ayrıca, ABD'nin sağlık sigortası sistemindeki sorunlar, kamu sağlık sigortasının güçlendirilmesi yönündeki Türkiye'nin politikalarını dolaylı olarak destekleyen bir argüman olarak değerlendirilebilir. Türkiye'nin genel sağlık sigortası sistemi (GSS), vatandaşlara ayrım gözetmeksizin sağlık hizmeti sunma prensibine dayanıyor; ancak sürdürülebilirlik için maliyet kontrolü ve önleyici sağlık hizmetleri kritik önem taşıyor.