ABD, 2025 yılının başından bu yana kabul ettiği yaklaşık 6 bin mültecinin tamamını Güney Afrika Cumhuriyeti’nden gelen beyaz Afrikanerlerden oluşturdu. Başkan Donald Trump yönetiminin bu uygulaması, uluslararası insan hakları kuruluşlarının ve Güney Afrika hükümetinin tepkisini çekerken, iki ülke arasında diplomatik bir krize dönüştü. Trump’ın Afrikanerlerin ülkelerinde ‘ırkçı zulme’ ve hatta ‘soykırıma’ maruz kaldığı yönündeki iddiaları, Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın tüm bu suçlamaları reddetmesine rağmen Beyaz Saray’ın politikasını şekillendirmeye devam ediyor.
Arka plan: Trump'ın Afrikaner açıklamaları ve mülteci politikası
ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası sırasında ve göreve geldikten sonra yaptığı açıklamalarda, Güney Afrika’daki beyaz azınlığın, özellikle de Afrikanerlerin, ülkenin kara çoğunluk hükümeti tarafından hedef alındığını iddia etti. Trump, bu grubun ‘çok tehlikeli bir ortamda’ yaşadığını ve ‘korunmaya muhtaç’ olduğunu söyledi. Bu söylem, özellikle Güney Afrika’da toprak reformu ve Affirmative Action (olumlu ayrımcılık) politikalarına karşı duran muhafazakar çevrelerde yankı buldu. Trump yönetimi, Ocak 2025’ten bu yana ABD’ye kabul edilen mültecilerin yüzde yüzünün Güney Afrika kökenli beyazlar olmasını, bu iddialara dayandırıyor. Oysa resmi verilere göre aynı dönemde dünya genelinde mülteci statüsü için başvuran yüz binlerce kişi bulunuyor.
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, Trump’ın soykırım iddialarını defalarca yalanladı. Ramaphosa, ‘Ülkemizde hiçbir etnik grup soykırıma uğramamaktadır. Afrikanerler, tüm Güney Afrikalılar gibi anayasal güvence altındadır,’ açıklamasını yaptı. Buna rağmen ABD’nin mülteci kabulündeki ırk temelli yaklaşım, Güney Afrika hükümeti tarafından ‘ayrımcı’ ve ‘uluslararası hukuka aykırı’ olarak nitelendirildi. Uzmanlar, ABD’nin bu politikasının 1951 Mülteci Sözleşmesi’nin evrensellik ilkesine aykırı olduğunu ve ABD’nin geleneksel mülteci kabul sistemini baltaladığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Irk temelli mülteci politikasının yansımaları
ABD’nin bu uygulaması, sadece Güney Afrika ile sınırlı kalmayarak küresel mülteci rejimine yönelik ciddi bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), mülteci statüsünün belirlenmesinde ırk, din veya etnik köken temelinde ayrım yapılmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. BM Sözleşmesi’ne göre mülteci statüsü, ‘ırk, din, tabiiyet, belirli bir sosyal gruba mensubiyet veya siyasi görüş nedeniyle zulüm göreceği korkusu’ taşıyan herkese açık olmalı. Trump yönetiminin sadece belirli bir etnik gruba öncelik vermesi, bu tanımın ihlali olarak yorumlanıyor.
Afrika kıtasında ise bu durum ABD’nin imajını daha da zedeledi. ABD, özellikle Sahra Altı Afrika’da Çin ve Rusya’nın artan nüfuzuyla mücadele ederken, bu tür bir politikanın kıtadaki itibarını sarstığı ifade ediliyor. Güney Afrika, Afrika Birliği ve diğer Afrika ülkeleri, ABD’nin bu uygulamasını ‘sömürgeci ve ırkçı bir yaklaşım’ olarak nitelendirerek kınadı. Uzmanlar, ABD’nin mülteci kabulündeki bu seçici tutumunun, küresel mülteci krizine çözüm arayışlarını olumsuz etkileyeceği ve diğer ülkeleri de benzer ayrımcı uygulamalara teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak bu gelişmeyi yakından takip etmektedir. ABD'nin mülteci politikasında etnik temele dayalı bir ayrımcılığa gitmesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası mülteci rejiminin temel ilkelerini zedelemektedir. Özellikle Türkiye, Suriyeli mültecilerin geri dönüşü ve entegrasyonu konusunda uluslararası destek ararken, büyük bir gücün bu tür bir uygulamaya yönelmesi, küresel mülteci krizinin yönetiminde öngörülebilirliği azaltabilir. Ayrıca ABD'nin bu politikası, Türkiye'nin de zaman zaman maruz kaldığı 'seçici mülteci kabulü' eleştirilerini yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, bu konuda insani yardım ve mülteci koruma ilkelerine bağlı kaldığını vurgulamalı ve uluslararası toplumu ayrımcı uygulamalara karşı ortak hareket etmeye çağırmalıdır.