ABD Posta Servisi (USPS), 2026 mali yılının üçüncü çeyreğinde 2,5 milyar dolarlık net zarar açıkladı. Cuma günü yayımlanan mali rapora göre, kurumun gelirleri giderlerini karşılayamazken, yönetim artan mali sıkıntıyı aşmak için acil çözümler arıyor. USPS, bu çeyrekte toplam 18,8 milyar dolar gelir elde etti ancak faaliyet giderleri 21,3 milyar doları buldu. Böylece net zarar, geçen yılın aynı dönemindeki 2,8 milyar dolarlık kayba kıyasla bir miktar azalmış olsa da, kurumun nakit rezervleri kritik seviyelerde seyrediyor. Bu durum, Amerikan kamuoyunda posta hizmetlerinin sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Mali daralmanın arka planı ve USPS'nin reform çabaları
USPS, 2007'den bu yana hiçbir yıl kâr açıklayamadı. Pandemi döneminde e-ticaret hacmindeki artış sayesinde bir nebze nefes alan kurum, sonrasında artan işçilik maliyetleri, akaryakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve azalan mektup hacmi ile mücadele ediyor. Özellikle dijital iletişimin yaygınlaşması, birinci sınıf posta gelirlerini her yıl ortalama %5-6 oranında eritiyor. USPS Genel Müdürü Louis DeJoy, 2021'de başlattığı “On Yıllık Plan” çerçevesinde dağıtım ağını modernize etmeye, araç filosunu elektrikli araçlara dönüştürmeye ve posta ücretlerini artırmaya çalışıyor. Ancak bu dönüşümün maliyeti, kurumun borç yükünü daha da ağırlaştırıyor. USPS'in 2026 sonu itibarıyla toplam borç yükü 200 milyar doları aşmış durumda; bunun büyük kısmı emekli sağlık sigortası ve emeklilik fonu açıklarından kaynaklanıyor. Kongre'deki bazı yasa yapıcılar, kuruma borç erteleme ve daha esnek fiyatlandırma yetkisi verilmesi gerektiğini savunuyor.
USPS'in elindeki nakit, 2026 üçüncü çeyreği itibarıyla yalnızca 1,1 milyar dolar seviyesinde. Bu, kurumun yaklaşık bir aylık operasyonel giderlerini bile karşılamaya yetmiyor. Uzmanlar, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde USPS'in 2027'nin başında ciddi bir likidite krizine gireceğini öngörüyor. Bu durum, posta dağıtım hizmetlerinin aksamaması için Kongre'nin acil mali destek paketini onaylamasını gerekli kılıyor. Ancak temmuz ayında yapılan görüşmelerde, Cumhuriyetçi ve Demokrat vekillerin kurtarma planının boyutu ve şartları konusunda henüz uzlaşamadığı biliniyor.
Küresel etkiler ve posta hizmetlerinin geleceği
ABD'deki posta krizi, yalnızca ulusal bir sorun olmanın ötesine geçiyor. USPS, uluslararası posta ve kargo taşımacılığında da önemli bir aktör. Dünya genelinde birçok ülkenin posta idaresi, ABD'ye gönderilen paketlerin teslimatında USPS'in altyapısına bağımlı. Bu yüzden olası bir operasyonel aksama, küresel tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açabilir. Özellikle Asya'dan ABD'ye yapılan e-ticaret gönderileri, bu durumdan en çok etkilenecek kalemler arasında. Uzmanlar, sürdürülebilir bir çözüm bulunamazsa, özel kargo şirketlerinin (FedEx, UPS gibi) kapasitelerini artıracağını ve posta tekellerinin pazar payının giderek daralacağını belirtiyor. Bu da dünya genelinde posta hizmetlerinin kârlılığını daha da olumsuz etkileyebilir. ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, 2025'te e-ticaret hacmi bir önceki yıla göre %8 arttı; ancak USPS'in yöneticileri, bu büyümenin yüksek maliyetleri dengelemekte yetersiz kaldığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından doğrudan bir dış politika veya güvenlik tehdidi oluşturmuyor; ancak küresel tedarik zincirlerindeki olası aksamalar, Türkiye'nin ihracat ve ithalat operasyonlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. ABD, Türkiye'nin en büyük ikinci ticaret ortağı konumunda; bu nedenle ABD'deki posta hizmetlerinde yaşanacak bir aksama, özellikle KOBİ'lerin e-ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin yaşadığı mali yapısal sorunlar, gelişmiş ülkelerdeki kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'nin, PTT üzerinden yürüttüğü kargo ve lojistik operasyonlarını modernize etme çabaları, bu tür krizlerin etkisini minimize etmek için fırsat sunuyor. Uzun vadede, Türk posta ve kargo sektörünün daha dirençli hale gelmesi, küresel ölçekte yaşanabilecek benzer aksaklıklara karşı önemli bir avantaj sağlayabilir.