ABD Posta İşleri Genel Müdürü David Steiner, Çarşamba günü Kongre’de yaptığı açıklamada, seçmen verilerini federal hükümetle paylaşmayı reddeden eyaletlere posta yoluyla gönderilen oy pusulalarının artık teslim edilmeyeceğini duyurdu. Steiner, bu kararın Trump yönetiminin önerdiği bir kural çerçevesinde alındığını ve yalnızca seçim güvenliğini sağlamayı amaçladığını savundu. Ancak Demokratlar ve sivil haklar örgütleri, bu adımı oy kullanma hakkını kısıtlama girişimi olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Karar, özellikle posta yoluyla oy kullanmanın yaygın olduğu eyaletlerde seçim sürecini doğrudan etkileyecek. Steiner’in ifadesine göre, yeni uygulama eyaletlerin seçmen kayıt verilerini Paylaşılan Devlet Veri Tabanı’na (SSD) aktarmayı kabul etmelerini zorunlu kılıyor. Veri paylaşımını reddeden eyaletlerde yaşayan seçmenler, oy pusulalarını posta yoluyla gönderemeyecek veya almakta gecikmeler yaşayacak. Bu durum, özellikle yoğun nüfuslu ve posta oylamasının kritik öneme sahip olduğu eyaletlerde seçmen katılımını olumsuz etkileyebilir.
Gelişmenin Arka Planı
ABD’de posta yoluyla oy kullanma uygulaması, özellikle COVID-19 salgını sonrası büyük önem kazandı. Ancak Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler, posta oylamasının hileye açık olduğu gerekçesiyle bu yöntemi kısıtlama çabası içinde. 2020 başkanlık seçimlerinde posta oylarına yönelik yoğun tartışmalar yaşanmış, ancak herhangi bir yaygın usulsüzlük kanıtlanamamıştı. Şimdi ise Trump yönetimi, seçmen verilerinin federal düzeyde toplanmasını ve paylaşılmasını zorunlu kılmayı hedefliyor. Bu veriler arasında seçmenin adı, adresi, doğum tarihi, sosyal güvenlik numarasının son dört hanesi ve imza gibi hassas bilgiler yer alıyor. Eyaletler, bu verilerin gizliliği ve kötüye kullanılma riski nedeniyle paylaşıma sıcak bakmıyor. Demokrat eyalet valileri ve seçim yetkilileri, veri paylaşımının federal hükümete seçmenleri hedef alma imkanı vereceğini ve siyasi baskı aracına dönüşebileceğini belirtiyor. Steiner ise, veri paylaşımının seçim güvenliğini artırmak için gerekli olduğunu ve posta oylarının güvenilirliğini sağlamada kritik rol oynadığını iddia ediyor. Posta İdaresi’nin bu kararı, yeni bir yasa yerine idari bir kurala dayandığı için hukuki itirazlarla karşı karşıya. Sivil haklar örgütleri ve Demokratlar, bu kuralın seçmenleri baskı altına almak ve oy kullanma hakkını ihlal etmek amacı taşıdığı gerekçesiyle federal mahkemede dava açmaya hazırlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda demokrasi ve seçim güvenliği konusundaki uluslararası normları da etkileyebilir. ABD’nin posta oylamasına getirdiği kısıtlamalar, başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer demokrasilerde de benzer tartışmaları alevlendirebilir. Özellikle posta oylamasının yaygın olduğu ülkeler (Almanya, İsviçre gibi), bu tür veri paylaşımı talepleriyle karşılaşabilir. Öte yandan, ABD’deki seçim süreçlerindeki kutuplaşma, ülkenin küresel itibarını zedeliyor. Rusya, Çin gibi rakipler, ABD demokrasisinin işlevsizliğini vurgulamak için bu tür gelişmeleri propaganda malzemesi olarak kullanabilir. Ayrıca, veri paylaşımı talebi, ABD’nin federal yapısı ve eyalet hakları konusundaki hassasiyetleri yeniden gündeme taşıyor. Eyaletler, federal hükümetin aşırı müdahalesine karşı çıkarken, bu çekişme Amerikan siyasetinin derin kırılmalarını gözler önüne seriyor. Kararın uygulanması halinde, posta oylarının kısıtlandığı eyaletlerde seçmen katılımının düşmesi ve seçim sonuçlarının meşruiyetinin sorgulanmasına yol açabilir. Bu durum, ABD’nin dünya genelinde demokrasi savunuculuğu yapmasını da zayıflatacaktır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, Türkiye’nin seçim güvenliği ve posta oylaması konusundaki tartışmaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’de posta oylaması uygulaması bulunmamakla birlikte, yurt dışı seçmenlerin oy kullanma süreçleri benzer güvenlik endişelerini gündeme getirebilir. Ayrıca, ABD’deki federal-eyalet çekişmesi, Türkiye’nin merkezi yönetim yapısıyla karşılaştırıldığında farklı dinamikler içerse de, seçim verilerinin güvenliği ve paylaşımı konusu evrensel bir sorundur. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde seçim süreçlerine yönelik algı da önemli rol oynayabilir. ABD’nin posta oylamasına getirdiği kısıtlamalar, uluslararası toplumda demokratik standartlara ilişkin endişeleri artırırken, Türkiye’nin bu tartışmalardaki konumu, dış politika tercihlerini etkileyebilir.