ABD Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie, polis teşkilatlarının otomatik plaka tanıma (ALPR) sistemleri olarak bilinen Flock güvenlik kameralarını satın almak için federal fon kullanmasını engelleyecek bir yasa tasarısı sundu. Cumhuriyetçi vekilin önerisi, ülke genelinde hızla yaygınlaşan bu teknolojinin gözetim ve mahremiyet endişeleriyle tartışıldığı bir dönemde geldi. Tasarı, söz konusu cihazların eyalet ve yerel yönetimlerce edinimini finanse eden federal programlara 2025 mali yılı bütçesinden fon ayrılmasını yasaklamayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kentucky eyaletini temsil eden Massie, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Amerikalıların her hareketinin izlenmesi, özgür bir toplumun temel ilkeleriyle bağdaşmaz" ifadelerini kullandı. Tasarının metni, Flock Safety ve benzeri şirketlerin ürettiği plaka tanıma kameralarının yanı sıra yüz tanıma yazılımları dahil olmak üzere çeşitli gözetim teknolojilerini kapsıyor. Söz konusu sistemler, araç plakalarını kaydederek sürücülerin hareket haritalarını çıkarabiliyor ve bu verileri kolluk kuvvetleriyle paylaşabiliyor.
Flock Safety şirketi, 2024 itibarıyla ABD'nin 50 eyaletinde 5 binden fazla polis teşkilatına hizmet verdiğini açıkladı. Şirketin verilerine göre, günde ortalama 100 milyon plaka okuması yapılıyor. Ancak bu yaygınlık, sivil haklar örgütlerinin tepkisini çekiyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), ALPR sistemlerinin masum vatandaşların konum bilgilerini saklayarak "dijital gözetim" oluşturduğunu savunuyor ve bu verilerin kötüye kullanılma riskine dikkat çekiyor.
Tasarıya destek veren bazı milletvekilleri, federal hükümetin bu tür teknolojilere mali destek sağlamasının anayasal haklara aykırı olduğunu belirtiyor. Öte yandan, kolluk kuvvetleri temsilcileri, plaka okuyucuların hırsızlık ve kayıp kişi vakalarının çözümünde kritik rol oynadığını ileri sürüyor. Örneğin, Ohio'daki bir soruşturmada bu sistemler sayesinde 250'den fazla şüpheli yakalanmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gelişme, otomatik plaka tanıma teknolojisinin küresel ölçekte yaygınlaşmasının yarattığı tartışmaların bir parçası. Avrupa Birliği, 2024 yılında sınır ötesi veri paylaşımını genişleten AI Act kapsamında yüz tanıma ve plaka okuma sistemlerine sıkı düzenlemeler getirdi. Çin ise benzer teknolojileri "güvenli şehir" projelerinde yaygın biçimde kullanıyor; ancak bu uygulamalar uluslararası insan hakları kuruluşlarınca eleştiriliyor.
Uzmanlar, ALPR verilerinin siber saldırılara karşı savunmasız olduğunu ve bu verilerin üçüncü taraflarla paylaşılmasının ulusal güvenlik riskleri doğurabileceğini belirtiyor. ABD'de 2023'te yaşanan bir veri ihlalinde, Flock sistemine ait milyonlarca kaydın ele geçirilmiş olması, bu endişeleri haklı çıkarır nitelikte. Teknoloji şirketleri, verilerin şifrelenerek saklandığını ve yalnızca resmi kurumlarla paylaşıldığını öne sürse de, bu güvencelerin yetersiz olduğu savunuluyor.
Massie'nin tasarısının yasalaşması halinde, ABD'de gözetim teknolojilerine federal desteğin kesilmesi, diğer ülkeler için de bir emsal oluşturabilir. Özellikle demokratik yönetimlerle yönetilen ülkelerde, vatandaşların mahremiyet hakları ile güvenlik ihtiyaçları arasındaki dengeye yönelik tartışmalar hız kazanıyor. Uzmanlar, bu tür yasal düzenlemelerin, teknolojinin etik kullanımı konusundaki küresel standartların belirlenmesine katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de emniyet güçleri, trafik yönetimi ve asayiş uygulamalarında benzer plaka tanıma sistemlerini kullanıyor. Ancak Türkiye'de bu sistemlerin veri paylaşımı ve saklama sürelerine ilişkin açık bir yasal düzenleme bulunmuyor. ABD'deki bu tartışma, Türkiye'de kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında gözetim teknolojilerine yönelik denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Ayrıca, küresel gelişmelerin takip edilmesi, Türkiye'nin veri güvenliği ve ulusal güvenlik öncelikleri arasında denge kuran politikalar geliştirmesine yardımcı olabilir.