İran'ın Orta Doğu genelinde ABD askeri üslerine yönelik saldırıları, ABD ordusunun giderek daha da geçersiz hale gelen savaş stratejilerini açığa çıkardı. Kıdemli bir ABD subayına göre, ABD ordusunun bir sonraki büyük zorluğu, artık gizlenme ve hayatta kalma kabiliyeti olacak. Bu açıklama, İran destekli milislerin Irak, Suriye ve Ürdün'deki ABD üslerine yönelik artan saldırıları sonrasında geldi. ABD ordusu, on yıllardır hava üstünlüğü ve teknolojik avantajına güvenerek hareket ediyordu; ancak İran'ın insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzeleri, bu stratejinin artık yeterli olmadığını gösteriyor.
Artan Tehdit: İran'ın İHA ve Füze Saldırıları
Son aylarda İran ve vekil güçleri, ABD'nin Irak'taki Ain el-Asad Hava Üssü, Suriye'deki El-Tanf Garnizonu ve Ürdün'deki Tower 22 Üssü gibi stratejik noktalarına onlarca roket ve İHA saldırısı düzenledi. Ocak 2024'te Ürdün'deki Tower 22'ye yapılan saldırıda üç ABD askeri hayatını kaybetti, onlarca asker yaralandı. Bu saldırı, İran'ın bölgedeki askeri kapasitesini ve ABD güçlerine ne kadar yakın olduğunu gösterdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların çoğunu engellediğini açıklasa da, bazı İHA ve füzelerin hedeflerine ulaşması, hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığı noktaları ortaya koydu.
Bir kıdemli ABD subayı, "Sadece hava üstünlüğüne güvenemeyiz. Düşmanın İHA'ları ve füzeleri, bizim hava savunma sistemlerimizi aşabiliyor. Artık kendimizi nasıl gizleyeceğimizi ve hayatta kalacağımızı öğrenmeliyiz" dedi. Bu subay, adının açıklanmamasını istedi çünkü konu hassas.
ABD ordusu, on yıllardır büyük ölçüde açık alanlarda konuşlanma ve hava gücüne dayalı bir doktrin izliyordu. Ancak İran'ın asimetrik savaş yöntemleri, bu doktrini etkisiz hale getirdi. İran, düşük maliyetli İHA'lar ve balistik füzelerle ABD'nin pahalı savunma sistemlerini yormayı ve askeri varlığını sürdürülemez kılmayı hedefliyor. ABD'nin Irak ve Suriye'deki üsleri, sık sık İHA ve roket saldırılarına maruz kalıyor; bu da askerlerin moralini ve operasyonel kabiliyetini olumsuz etkiliyor.
Gizlenme ve Dağılma: Yeni Strateji Arayışları
ABD ordusu, bu tehditlere karşı yeni stratejiler geliştirmeye başladı. Öncelikle, üslerin daha küçük ve dağınık hale getirilmesi, böylece tek bir saldırıda büyük kayıp verilmesinin önlenmesi planlanıyor. Askeri uzmanlar, "dağıtık harekat" olarak adlandırılan bu yaklaşımın, İran'ın hedef bulmasını zorlaştıracağını belirtiyor. Ayrıca, askerlerin ve ekipmanın sık sık yer değiştirmesi, düşmanın istihbarat toplamasını engelleyecek.
İkinci olarak, elektronik harp ve kamuflaj teknolojilerine yatırım artırılıyor. ABD ordusu, İHA'ları karıştırabilen ve yanıltabilen sistemler üzerinde çalışıyor. Ayrıca, üslerin çevresine yerleştirilen gelişmiş sensörler ve lazer silahları gibi yeni savunma sistemleri test ediliyor. Ancak bu sistemlerin maliyeti yüksek ve henüz yaygınlaşmadı.
Üçüncü olarak, ABD askerlerinin eğitimi de değişiyor. Askerlere, saldırı anında nasıl hızlıca siper alacakları, nasıl gizlenecekleri ve nasıl karşı saldırı düzenleyecekleri öğretiliyor. Bu eğitimler, özellikle İHA saldırılarına karşı hayatta kalma becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor.
Bir savunma analisti, "ABD ordusu, Soğuk Savaş sonrası dönemde hava üstünlüğüne o kadar güvendi ki, gizlenme ve kamuflaj gibi temel askeri becerileri ihmal etti. Şimdi bu açığı kapatmaya çalışıyor" dedi. Analist, İran'ın saldırılarının sadece askeri değil, aynı zamanda psikolojik bir etki yarattığını da vurguladı: ABD askerleri, sürekli tehdit altında olduklarını hissediyor ve bu da operasyonel verimliliği düşürüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İran'ın ABD üslerine yönelik saldırıları, Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. ABD, bölgedeki varlığını sürdürmekte zorlanırken, İran nüfuzunu artırıyor. Irak ve Suriye'deki hükümetler, ABD askerlerinin varlığından rahatsız; İran ise bu durumu kendi lehine kullanıyor. Ayrıca, İsrail-Hamas savaşı ve Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, bölgede tansiyonu daha da yükseltiyor. ABD, bir yandan İsrail'i desteklerken, diğer yandan İran'la doğrudan çatışmaya girmekten kaçınıyor.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin askeri üstünlüğü sorgulanıyor. Çin ve Rusya, ABD'nin İHA ve füze saldırılarına karşı savunmasız olduğunu görüyor ve kendi askeri stratejilerini buna göre şekillendiriyor. Özellikle Çin, Tayvan'a yönelik olası bir çatışmada ABD üslerini hedef alabileceğini gösteriyor. Rusya ise Ukrayna'da İHA'ları etkin bir şekilde kullanarak ABD'nin zafiyetlerini istismar ediyor.
ABD ordusunun gizlenme ve hayatta kalma kabiliyetine yönelmesi, savunma bütçesinde de değişikliklere yol açabilir. Kongre'deki bazı isimler, hava savunma sistemlerine ve elektronik harbe daha fazla fon ayrılması gerektiğini savunuyor. Ancak bu, diğer programlardan kesinti yapılması anlamına gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ordusunun gizlenme ve hayatta kalma stratejisine yönelmesi, Türkiye'nin güvenlik politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran'ın İHA ve füze kapasitesinin bölgede yarattığı tehdidi yakından takip ediyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, son yıllarda İHA ve SİHA teknolojilerinde büyük ilerleme kaydetti ve bu alanda kendi savunma sanayisini güçlendirdi. Ancak İran'ın balistik füze tehdidi, Türkiye için de ciddi bir risk oluşturuyor. NATO üyesi olarak Türkiye, ABD'nin bölgedeki askeri varlığından doğrudan etkileniyor; İncirlik Üssü gibi stratejik noktalar, olası bir İran-ABD çatışmasında hedef haline gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin hava savunma sistemlerini güçlendirmesi ve dağıtık harekat kabiliyetini artırması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile olan ekonomik ve siyasi ilişkileri, ABD ile olan ittifakını dengelemesini gerektiriyor.