ABD Ordusu, mevcut Kamikaze İHA (KİHA) yeteneklerini genişletmek amacıyla üçüncü bir CAML (Kısa Menzilli Saldırı Füzeleri) sistemi eklemeyi değerlendiriyor. Ordunun Ateş Destek ve Hava Savunma (Fires) komutanı Korgeneral Frank Lozano, yakın gelecekte bir bilgi talebi (RFI) yayınlanacağını ve Mart-Nisan aylarında CAML-light için "erken seçimler" yapılacağını duyurdu. Lozano, bu açıklamayı savunma sanayi ile yapılan bir toplantıda yaptı. CAML sistemi, düşman hedeflerine karşı kullanılan ve kendini imha eden insansız hava araçlarından oluşuyor. Ordu, bu sistemle piyade birliklerinin yakın hava desteği ihtiyacını karşılamayı hedefliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ordusu, 2023 yılında ilk CAML sistemini (CAML-1) ve 2024 yılında ikinci sistemini (CAML-2) sahaya sürdü. Bu sistemler, özellikle hafif piyade tugaylarında kullanılıyor ve düşman zırhlı araçlarına, mevzilerine ve personeline karşı etkili oluyor. CAML, taşınabilir bir fırlatıcıdan fırlatılan ve operatör tarafından yönlendirilen bir İHA. Kamikaze İHA'lar, hedefe kilitlendikten sonra çarpışarak imha ediyor. Ordu, bu sistemlerin menzilini ve yük kapasitesini artırmak için çalışmalar yürütüyor. Lozano'nun açıklamasına göre, üçüncü sistem (CAML-3) daha hafif ve daha taşınabilir olacak, bu nedenle "CAML-light" olarak adlandırılıyor. Bu yeni sistemin, özel kuvvetler ve hafif piyade birlikleri için ideally uygun olması bekleniyor.
Korgeneral Lozano, "Yakın gelecekte bir bilgi talebi yayınlayacağız ve ardından Mart'tan Nisan'a kadar erken seçimler yapmayı planlıyoruz" dedi. Bu takvim, ordunun hızlı bir şekilde tedarik sürecini başlatmak istediğini gösteriyor. Savunma sanayi analistleri, CAML programının, ABD ordusunun gelecekteki çatışma ortamlarında insansız sistemlere verdiği önemi yansıttığını belirtiyor. Özellikle Ukrayna savaşında kamikaze İHA'ların etkinliği, bu tür sistemlere olan ilgiyi artırdı. ABD ordusu, aynı zamanda uzun menzilli ateş gücünü artırmak için başka programlar da yürütüyor.
CAML sisteminin maliyeti ve tedarikçisi henüz netleşmedi. Ancak daha önceki CAML sözleşmeleri, AeroVironment ve Teledyne FLIR gibi şirketlere verilmişti. Üçüncü sistem için de benzer firmaların rekabet etmesi bekleniyor. Ordu, CAML-light ile birlikte, daha küçük ve hafif birliklerin de bu yetenekten faydalanmasını sağlayacak. Lozano, "CAML-light, daha önceki sistemlere göre daha az lojistik yük getirecek ve daha hızlı konuşlandırılabilecek" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD ordusunun kamikaze İHA programları, küresel savunma sanayiinde önemli bir trendi temsil ediyor. Son yıllarda, birçok ülke insansız hava araçlarına ve özellikle kamikaze İHA'lara yatırım yapıyor. Türkiye, bu alanda öncü ülkelerden biri. Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB2 ve Akıncı İHA'ları, Azerbaycan, Ukrayna, Libya ve Suriye gibi birçok çatışmada etkili oldu. Türkiye'nin ayrıca Kargu ve Alpagu gibi kamikaze İHA'ları da bulunuyor. ABD'nin CAML programı, bu alandaki rekabeti artırabilir ve müttefikler arasında teknoloji transferi ve işbirliği fırsatları yaratabilir.
NATO çerçevesinde, ABD'nin kamikaze İHA yeteneklerini genişletmesi, ittifakın genel yeteneklerine katkı sağlayabilir. Ancak, bu tür sistemlerin yaygınlaşması, silah kontrolü ve etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Otonom silah sistemleri üzerine Birleşmiş Milletler bünyesinde yürütülen müzakerelerde, kamikaze İHA'ların statüsü tartışılıyor. ABD, genellikle bu tür sistemlerin mevcut uluslararası hukuk çerçevesinde kullanılabileceğini savunuyor.
Bölgesel açıdan, ABD'nin kamikaze İHA programını genişletmesi, özellikle Doğu Avrupa ve Asya-Pasifik'te caydırıcılığı artırabilir. Çin ve Rusya da benzer sistemler geliştiriyor. Rusya'nın Lancet ve Kub-BLA kamikaze İHA'ları Ukrayna'da kullanılıyor. Çin ise çeşitli kamikaze İHA modellerini ihraç ediyor. ABD'nin CAML programı, bu ülkelerle teknolojik rekabette önemli bir adım olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin CAML programını genişletmesi, Türk savunma sanayii için hem bir fırsat hem de bir rekabet unsuru. Türkiye, kamikaze İHA alanında kendi yerli sistemlerini geliştirmiş durumda ve bu alanda ihracatçı konumunda. ABD'nin yeni sistem arayışı, Türk firmaları için potansiyel işbirliği kapıları aralayabilir; ancak aynı zamanda NATO içinde teknolojik bağımsızlık tartışmalarını da beraberinde getirebilir. Türkiye'nin savunma sanayiinde kendi kendine yeterliliği, son yıllarda artan bir öncelik. ABD'nin adımları, Türkiye'nin bu alandaki rekabet gücünü koruması için Ar-Ge yatırımlarını sürdürmesinin önemini gösteriyor. Ayrıca, otonom silah sistemlerine ilişkin uluslararası düzenlemelerde Türkiye'nin aktif rol alması, gelecekteki ihracat fırsatlarını etkileyebilir.