ABD'de obezite oranları, yıllardır süren istikrarlı artışın ardından ilk kez düşüş sinyalleri veriyor. Uzmanlar, bu değişimin arkasındaki en önemli etkenin, son yıllarda reçete sayısı hızla artan zayıflama ilaçları olduğunu belirtiyor. Ozempic ve Wegovy gibi ilaçların kullanımındaki patlama, milyonlarca Amerikalının kilo vermesine yardımcı olurken, ülke genelindeki obezite istatistiklerinde de belirgin bir iyileşmeye yol açtı. Ancak uzmanlar, bu eğilimin kalıcı olup olmadığını ve ilaçların uzun vadeli etkilerini tartışıyor.
Obeziteyle Mücadelede Yeni Dönem
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, 2010'lu yılların başından itibaren obezite oranları her yıl artış gösterdi. 2019'da yetişkinlerin %42'sinden fazlasının obez olduğu kaydedildi. Ancak 2023-2024 dönemine ait ön veriler, özellikle 35-64 yaş arasındaki yetişkinlerde obezite oranlarının ilk kez stabil hale geldiğini hatta bazı eyaletlerde düşüşe geçtiğini gösteriyor. Bu düşüşün anahtar isimlerinden biri, Novo Nordisk'in ürettiği diyabet ilacı Ozempic ve aynı etken maddeli kilo kaybı ilacı Wegovy. Bu ilaçların aktif maddesi semaglutid, iştahı baskılayarak ve tokluk hissini artırarak kilo kaybına yardımcı oluyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onayı sonrasında ilaçların reçete sayısı hızla arttı. 2023'te ABD'de yetişkinlerin yaklaşık %6'sı bu tür ilaçları kullanırken, 2024'te bu oran %8'e ulaştı. Özellikle sosyal medyanın da etkisiyle ilaçlara olan talebin her ay yeni bir rekora imza attığı bildiriliyor. Ancak bu ilaçların yüksek maliyeti (aylık ortalama 1.000-1.300 dolar) ve yan etkileri (mide bulantısı, kusma, pankreatit riski) nedeniyle herkesin erişimi mümkün olmuyor. Ayrıca, ilaçların bırakılması durumunda kiloların geri alındığına dair çalışmalar mevcut. Bu nedenle uzmanlar, ilaçların tek başına bir çözüm olmadığını, sağlıklı beslenme ve egzersizle desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.
Küresel Bir Fenomen
Bu eğilim yalnızca ABD'ye özgü değil. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya genelinde obezite oranları 1975'ten bu yana üç katına çıktı ve salgın boyutuna ulaştı. Avrupa ülkeleri de benzer ilaçlara yönelirken, Birleşik Krallık'ta özellikle NHS'in bu ilaçları kapsama kararı tartışma yarattı. Ancak bu ilaçların yaygınlaşması, sağlık sistemleri üzerinde yeni bir yük oluşturabileceği gibi, toplumda sağlıklı yaşam kültürünün ihmal edilmesi endişesini de beraberinde getiriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde obezite oranlarının hızla artması, bu ülkelerde ilaçlara erişimin sınırlı olması, sorunun çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel obezite salgını, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, OECD ülkeleri arasında obezite oranlarının en hızlı arttığı ülkelerden biri konumunda. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, yetişkin nüfusun yaklaşık %20'si obez. ABD'deki bu yeni eğilim, Türkiye için önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de benzer ilaçlar ruhsatlı olmasına rağmen, yüksek maliyet ve geri ödeme kapsamının darlığı nedeniyle erişim kısıtlı. Sağlık Bakanlığı'nın obeziteyle mücadele programları kapsamında, ilaçların yanı sıra beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının iyileştirilmesine yönelik politikalar geliştirmesi, uzun vadede bu sorunun çözümünde kritik önem taşıyor. ABD'deki deneyim, ilaçların tek başına çözüm olmadığını, bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu gösteriyor.