ABD'de 1973'ten bu yana yürürlükte olan Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası (Endangered Species Act - ESA), son 50 yılda yüzlerce türün yok olmaktan kurtarılmasını sağladı. Ancak Trump yönetimi, yasanın en kritik maddelerinden biri olan "zarar" (harm) tanımını daraltarak, nesli tehlikede olan yüzlerce canlıyı korumasız bırakma yolunda önemli bir adım attı. Yeni düzenleme, habitat tahribatını yasak kapsamı dışına çıkararak, türlerin yaşam alanlarının yok edilmesinin önünü açıyor.
Yasanın Geçmişi ve "Zarar" Tanımının Önemi
Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası, 1973'te dönemin Başkanı Richard Nixon tarafından imzalanarak yürürlüğe girdi. Yasa, nesli tükenme tehlikesi altındaki bitki ve hayvan türlerini korumayı, yaşam alanlarını muhafaza etmeyi ve ekosistemlerin sağlığını sürdürmeyi amaçlıyordu. Yasanın 4. maddesi, bir türün "nesli tükenmekte" veya "tehdit altında" olarak listelenmesini ve bu türlerin kritik yaşam alanlarının belirlenmesini öngörüyor. 9. madde ise bu türlere "zarar vermeyi" yasaklıyor.
1975'te alınan bir mahkeme kararı, "zarar" kavramının sadece doğrudan fiziksel yaralanmayı değil, aynı zamanda türün yaşam alanında ciddi değişikliklere yol açacak faaliyetleri de kapsadığını hükme bağladı. Bu geniş yorum sayesinde, orman kesimi, madencilik, tarım ilacı kullanımı ve kentsel yayılma gibi habitatı bozan eylemler yasak kapsamına girdi. Örneğin, kuzey benekli baykuşun (northern spotted owl) yaşam alanı olan yaşlı ormanların korunması, Pasifik Kuzeybatısı'ndaki ağaç kesim faaliyetlerini ciddi şekilde kısıtladı. Benzer şekilde, Florida panteri, grizzly ayı ve Amerika bizonu gibi türler bu sayede popülasyonlarını artırabildi.
Ancak Trump yönetimi, 2019'da yaptığı düzenlemeyle "zarar" tanımını daralttı. Yeni tanıma göre, bir faaliyetin "zarar" sayılabilmesi için doğrudan ölüme veya yaralanmaya yol açması gerekiyor; habitat tahribatı tek başına yeterli değil. Bu değişiklik, özellikle geniş yaşam alanlarına ihtiyaç duyan türler için büyük bir tehdit oluşturuyor. Çevre örgütleri, düzenlemenin bilimsel gerçeklerle çeliştiğini ve yüzlerce türün yok olma sürecini hızlandıracağını belirtiyor. Örneğin, göçmen kuşlar, deniz kaplumbağaları ve bazı balık türleri, üreme ve beslenme alanlarının bozulmasına karşı savunmasız hale geliyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
ABD, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri ve biyolojik çeşitlilik açısından da zengin bir ülke. Nesli Tükenmekte Olan Türler Yasası, sadece ABD'deki türleri değil, göçmen türler aracılığıyla küresel ekosistemleri de etkiliyor. Yasanın zayıflatılması, uluslararası alanda benzer düzenlemelerin gevşetilmesi yönünde bir baskı oluşturabilir. Özellikle Kanada ve Meksika gibi komşu ülkelerle yapılan göçmen tür koruma anlaşmaları sekteye uğrayabilir. Ayrıca, ABD'nin Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi ve çevre politikalarını gevşetmesi, küresel iklim çabalarına darbe vuruyor. Bu son düzenleme, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir dönemde, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik taahhütleri sorgulatıyor.
Bilim insanları, habitat kaybının türlerin yok olmasındaki en büyük etken olduğunu vurguluyor. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) verilerine göre, dünyada 42.100'den fazla tür yok olma tehlikesi altında. ABD'de ise 1.600'den fazla tür ESA kapsamında listelenmiş durumda. Bu türlerin %80'inden fazlası habitat kaybı nedeniyle tehdit altında. Dolayısıyla "zarar" tanımının daraltılması, doğrudan bu türlerin hayatta kalma şansını azaltıyor. Örneğin, Kaliforniya kondoru, kara ayaklı gelincik ve kırmızı kurt gibi türler, koruma çabaları sayesinde kurtulmuştu; ancak yeni düzenleme bu başarıları geri döndürebilir.
Çevre hukukçuları, düzenlemeye karşı yasal mücadele başlatmış durumda. Davaların temyiz süreci uzun yıllar alabilir ve bu süre zarfında türler korumasız kalabilir. Kongre'de ise bazı Demokrat senatörler, yasayı güçlendirmek için yeni yasalar öneriyor; ancak Cumhuriyetçi çoğunluk nedeniyle bu çabaların başarıya ulaşması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından Avrupa'nın en zengin ülkelerinden biri ve nesli tehlikedeki birçok türe ev sahipliği yapıyor. ABD'deki bu düzenleme, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel çevre politikalarındaki gerileme, Türkiye'nin kendi koruma mevzuatını ve uluslararası taahhütlerini gözden geçirmesi için bir uyarı niteliğinde. Türkiye, kendi Nesli Tehlike Altındaki Türler listesini güncelleyerek ve habitat koruma yasalarını sıkılaştırarak bu olumsuz rüzgara karşı koyabilir. Ayrıca, göçmen kuşlar gibi ortak türlerin korunması için uluslararası işbirliğini güçlendirmek kritik önem taşıyor.