ABD, son çeyrek yüzyılda giriştiği üç büyük savaşta —İran, Irak ve Afganistan— hedeflerine ulaşamadı. Her bir çatışma, planlanandan çok daha uzun sürerken, stratejik kazanımlar sınırlı kaldı. Washington’un askeri üstünlüğüne rağmen bu savaşların hiçbiri beklendiği gibi sonuçlanmadı. Peki dünyanın en güçlü ordusuna sahip ülke neden savaşları kazanamıyor? Uzmanlara göre cevap, askeri gücün ötesinde siyasi, kültürel ve stratejik faktörlerde yatıyor.
Gelişmenin arka planı
ABD’nin son büyük savaşları, 2001’de Afganistan’ın işgaliyle başladı. El Kaide’ye karşı başlatılan operasyon, kısa sürede Taliban rejimini devirdi ancak ülkeyi istikrara kavuşturamadı. 20 yıl süren işgalin ardından ABD, 2021’de çekilirken Taliban yeniden iktidara geldi. Benzer şekilde, 2003’te Saddam Hüseyin’i devirmek için başlatılan Irak Savaşı, kitle imha silahları iddiasına dayanıyordu ancak bu silahlar bulunamadı. Savaş, uzun yıllar süren bir iç çatışmaya ve bölgesel istikrarsızlığa yol açtı. İran’la ilgili olarak ise ABD, 2020’de General Kasım Süleymani’yi öldürerek doğrudan bir çatışmaya girmese de, İran’ın bölgesel nüfuzunu kırmayı başaramadı.
Askeri tarihçilere göre ABD’nin sorunu, düşmanı askeri olarak yenmekle siyasi hedeflere ulaşmak arasındaki farkı kavrayamaması. Vietnam Savaşı’ndan bu yana yapılan analizler, ABD’nin genellikle net bir çıkış stratejisi olmadan savaşa girdiğini gösteriyor. Ayrıca, işgal edilen ülkelerdeki yerel dinamikleri anlama ve meşru yerel ortaklar bulma konusunda başarısız olduğu belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin savaşları kazanamaması, küresel güç dengesini de etkiliyor. Çin ve Rusya, ABD’nin askeri angajmanlarındaki başarısızlıkları kendi çıkarları için kullanıyor. Örneğin, Afganistan’dan çekilme sonrası oluşan güç boşluğu, Orta Asya’da Çin’in etkisini artırdı. Aynı şekilde, Irak’taki istikrarsızlık İran’a bölgesel nüfuz alanı sağladı. ABD’nin savaşları bitirme biçimi, müttefikleri arasında da güven bunalımına yol açtı; özellikle NATO üyeleri, ABD’nin uzun vadeli taahhütlerine şüpheyle yaklaşıyor.
Öte yandan, ABD’nin askeri harcamaları 2023’te 877 milyar dolara ulaştı, bu dünya toplamının %40’ından fazlası. Ancak bu devasa bütçeye rağmen stratejik başarıların sınırlı olması, Pentagon’un savaş doktrinini sorgulatıyor. Askeri analistler, ABD’nin gelecekteki çatışmalarda büyük ölçekli işgaller yerine daha sınırlı, hedef odaklı askeri operasyonlara yönelmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin savaşlardaki başarısızlıkları, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve bölgesel stratejileri açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Suriye ve Irak’ta PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü operasyonlarda, askeri başarının siyasi çözüm olmadan kalıcı olmadığını görüyor. ABD’nin deneyimleri, Türkiye’nin sahada elde ettiği kazanımları diplomatik ve siyasi adımlarla pekiştirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, ABD’nin müttefiklerine yönelik güvenilirlik sorunu, Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışını ve alternatif ittifaklar geliştirme çabalarını haklı çıkarıyor.