Batılı ülkeler, çatışma bölgelerinde sivillerin korunmasına yönelik uluslararası çabaları görüşmek üzere bu hafta Belçika'nın başkenti Brüksel'deki NATO karargahında bir araya geliyor. Çok uluslu grubun toplantısına ABD'den hiçbir delegasyon katılmıyor. Oysa bu girişimin kurucu ortaklarından biri ABD'dir. Söz konusu toplantı, savaş zamanlarında sivil kayıpların önlenmesi ve uluslararası insancıl hukukun uygulanması konularını ele alacak. Toplantıya Türkiye dahil birçok NATO üyesi ülkenin yanı sıra bazı ortak ülkelerin de katılması bekleniyor. ABD'nin yokluğu, son dönemde transatlantik ilişkilerde yaşanan gerilimlerin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Girişimin arka planı ve ABD'nin tutumu
Sivillerin silahlı çatışmalarda korunmasına yönelik bu çok uluslu girişim, ilk olarak birkaç yıl önce ABD'nin öncülüğünde başlatılmıştı. Amaç, askeri operasyonlarda sivil zararın en aza indirilmesi için ortak standartlar ve politikalar geliştirmekti. Ancak ABD'nin bu haftaki toplantıya katılmaması, Washington'un girişime olan ilgisini yitirdiği şeklinde değerlendiriliyor. NATO karargahında düzenlenen toplantıya ABD'li yetkililerin davet edilip edilmediği net değil; fakat basına yansıyan bilgilere göre Amerikan tarafı toplantıda temsil edilmeyecek. Bu durum, ABD'nin son yıllarda çok taraflı platformlardan giderek uzaklaşmasının bir örneği olarak görülüyor. Özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde başlayan ve Joe Biden yönetiminde de kısmen devam eden bu eğilim, müttefikler arasında endişe yaratıyor.
Toplantının ana gündem maddeleri arasında, sivil kayıpların izlenmesi için ortak veri tabanı oluşturulması, askeri eğitimlerde sivil koruma derslerinin artırılması ve çatışma sonrası tazminat mekanizmalarının geliştirilmesi yer alıyor. Katılımcı ülkeler, ayrıca sivillere yönelik ihlallerin belgelenmesi ve uluslararası mahkemelere taşınması konusunda işbirliğini güçlendirmeyi planlıyor. NATO kaynaklarına göre, bu girişim askeri bir operasyon değil, daha çok savunma bakanlıkları ve sivil toplum kuruluşları arasında bir koordinasyon platformu işlevi görüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ukrayna'daki savaş, Gazze'deki çatışmalar ve diğer bölgesel krizler, sivil korumanın ne kadar kritik olduğunu son yıllarda acı bir şekilde gösterdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son on yılda çatışmalarda ölen sivillerin sayısı 100 bini aşmış durumda. Bu tablo, uluslararası toplumun ortak hareket etme ihtiyacını artırıyor. Ancak ABD'nin toplantıya katılmaması, Batı ittifakı içinde bir çatlak olarak yorumlanıyor. Avrupalı müttefikler, Washington'un desteği olmadan etkili bir sivil koruma mekanizması kurmanın zorluğunu dile getiriyor. Öte yandan, ABD'nin yokluğu, Çin ve Rusya gibi aktörlerin bu alanda inisiyatif almasına zemin hazırlayabilir. Nitekim Rusya, son yıllarda uluslararası hukuk tartışmalarında sivil koruma konusunu kendi lehine kullanmaya çalışıyor.
NATO'nun rolü de bu bağlamda sorgulanıyor. NATO bir savunma örgütü olarak sivil koruma konusunda doğrudan yetkili değil; ancak üye ülkelerin ortak operasyonlarında sivil zararın önlenmesi kritik önem taşıyor. Bu toplantı, NATO'nun askeri operasyonlarda sivil korumaya verdiği önemi göstermesi açısından bir fırsat. Ancak ABD'nin yokluğu, ittifakın etkinliğine gölge düşürüyor. Avrupalı diplomatlar, ABD'nin bu tür platformlardan uzaklaşmasının uzun vadede transatlantik güvenlik mimarisine zarar verebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun aktif bir üyesi olarak sivil koruma konusundaki bu toplantıya katılıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, son yıllarda Suriye, Irak ve Libya gibi bölgelerde yürüttüğü operasyonlarda sivil zararın önlenmesine yönelik hassasiyetini defalarca vurguladı. ABD'nin toplantıya katılmaması, Türkiye'nin savunma işbirliği açısından yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir. Ayrıca, sivil koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, Türkiye'nin uluslararası alanda karşılaştığı eleştirilere karşı elini rahatlatabilir. Ankara, Batı ittifakı içindeki bu tür inisiyatiflerde yer alarak hem uluslararası hukuka bağlılığını gösterebilir hem de kendi operasyonlarının meşruiyetini artırabilir. ABD'nin çekilmesi, Türkiye'ye Avrupa ile savunma işbirliğini derinleştirme fırsatı sunabilir.