ABD’de nakit para ile yapılan alışverişlerde, özellikle küçük tutarlı bozuk paraların (penny) kullanımındaki belirsizlik tüketiciler ve işletmeler arasında kafa karışıklığına yol açıyor. Bazı işletmeler kuruşları yuvarlarken, bazıları tam para üstü veriyor; bu da ödeme sisteminde tutarsızlık yaratıyor. Bu ay ABD Temsilciler Meclisi’nden geçen ve ülke genelinde standart bir uygulama getirmeyi amaçlayan yasa tasarısı, durumu iyileştirebilir.
Pennysiz hayat: Sorunun kökeni
ABD Darphanesi’nin verilerine göre, bir kuruş (penny) üretmenin maliyeti 2,1 sent, yani nominal değerinin iki katından fazla. Buna rağmen her yıl milyarlarca kuruş basılıyor ve dolaşımdaki kuruşların büyük kısmı ya evlerde birikiyor ya da çöpe gidiyor. Tüketiciler ceplerinde taşımak istemedikleri için kuruşları sık sık atmak zorunda kalıyor; bu da hem ekonomik hem de çevresel bir israf oluşturuyor. Tasarı, perakendecilerin nakit işlemlerde toplam tutarı en yakın 5 sente yuvarlamasına izin vererek kuruş kullanımını aşamalı olarak sonlandırmayı hedefliyor. Benzer uygulamalar Kanada, Avustralya ve birçok Avrupa ülkesinde başarıyla yürütülüyor. Kanada, 2013’te kuruşu tedavülden kaldırdığında, hem darphane maliyetlerini düşürdü hem de ödeme süreçlerini basitleştirdi.
Küresel eğilim ve ekonomik etkiler
Düşük değerli madeni paraların tedavülden kaldırılması küresel bir trend haline geliyor. Avustralya 1992’de 1 ve 2 sentlik madeni paraları, Yeni Zelanda ise 1990’da 1 ve 2 sentlikleri kaldırdı. Avrupa Birliği’nde de benzer tartışmalar sürüyor; 1 ve 2 euro sentlik madeni paraların üretim maliyeti değerlerini aşıyor. Uzmanlar, kuruşsuz bir sistemin ABD’de yılda yüz milyonlarca dolar tasarruf sağlayabileceğini belirtiyor. Ayrıca, nakit işlemlerin hızlanması ve tüketici memnuniyetinin artması bekleniyor. Ancak, yasanın Senato’dan geçmesi ve uygulamanın detayları (örneğin, KDV benzeri vergilerin yuvarlamaya etkisi) hâlâ tartışma konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2005 yılında YTL’ye geçişle birlikte 1 kuruş ve 5 kuruş gibi düşük değerli madeni paraları tedavülde tutmaya devam ediyor. Ancak enflasyonist baskılar nedeniyle bu paraların alım gücü neredeyse sıfırlanmış durumda. ABD’deki bu gelişme, Türkiye için düşük değerli madeni paraların maliyet-etkinliğini sorgulamaya itebilir. Merkez Bankası’nın darphane maliyetlerini azaltması ve nakit ödeme sistemlerini modernize etmesi açısından örnek teşkil edebilir. Ayrıca, dijital ödemelerin yaygınlaştığı bir dönemde, nakit işlemlerin basitleştirilmesi kayıt dışı ekonomiyle mücadelede de dolaylı bir katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye’de şu an için böyle bir yasal düzenleme gündemde değil.