Washington'ın Myanmar'a yönelik uzun süredir devam eden izolasyon politikasında değişim işaretleri belirdi. Donald Trump yönetiminin, 2021 darbesinden bu yana ülkeyi yöneten askeri cuntayla angajman kurallarını gözden geçirdiği ve küresel bir parya olarak görülen Myanmar'a yönelik yaptırımlarda esneme sinyali verdiği bildiriliyor. ABD'nin son haftalarda attığı adımlar, bölgesel dengeleri ve Batı'nın Asya stratejisini yakından ilgilendiriyor.
İzolasyon Politikasında Çatlak Sinyalleri
Myanmar, 1 Şubat 2021'de ordunun seçilmiş hükümeti devirmesi ve Aung San Suu Çii ile üst düzey yetkilileri gözaltına almasının ardından Batı'nın ağır yaptırımlarıyla karşı karşıya kaldı. ABD, darbe sonrası cunta liderlerine ve askeri şirketlere yönelik yaptırımları artırdı; ülkeye silah ambargosu uyguladı ve demokratik muhalefete destek verdi. Ancak son dönemde, özellikle Trump'ın ikinci döneminde, Washington'ın pragmatik bir çizgiye kayabileceğine dair işaretler güçleniyor.
İlk sinyal, Dışişleri Bakanlığı'nın Myanmar dosyasındaki üst düzey bir yetkilinin görevden alınması ve yerine bölgede ticari ilişkileri önceleyen bir ismin getirilmesiyle geldi. Ardından, ABD'nin Myanmar'a uyguladığı bazı yaptırımların insani yardım kuruluşlarını kapsayacak şekilde gevşetilmesi ve cuntayla insani erişim konusunda dolaylı görüşmeler yapıldığı iddiaları basına yansıdı. Beyaz Saray'dan resmi bir açıklama gelmedi, ancak Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi isimler, Myanmar'ın Çin'e yakınlaşmasını engellemek için angajmanın gerekli olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, Washington'ın Güneydoğu Asya'da Çin'in artan etkisine karşı bir denge kurmaya çalıştığını belirtiyor. Myanmar, Hint-Pasifik'te stratejik konumu, doğal kaynakları ve Çin'in Kuşak-Yol projesindeki kilit rolüyle öne çıkıyor. Trump yönetimi, özellikle kritik mineraller ve enerji yatırımları konusunda bölgede ABD şirketlerinin önünü açmak istiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Myanmar'daki askeri yönetim, Batı yaptırımlarına rağmen Çin, Rusya ve bazı ASEAN ülkeleriyle ilişkilerini sürdürdü. Çin, ülkenin en büyük ticaret ortağı ve yatırımcısı konumunda. 2021'den bu yana Myanmar, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından dışlanmış olsa da ASEAN'ın beş maddeli uzlaşısı çerçevesinde diyalog kanalları açık tutuldu. ABD'nin pozisyon değişikliği, ASEAN içindeki bölünmeyi derinleştirebilir; Tayland, Vietnam ve Singapur gibi ülkeler pragmatik ilişkileri sürdürürken, Malezya ve Endonezya gibi ülkeler cuntaya karşı daha sert bir tutum izliyor.
İnsan hakları örgütleri, olası bir angajmanın cuntayı meşrulaştıracağı ve Myanmar halkına yönelik baskıyı artıracağı uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, darbeden bu yana 3 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve ekonomik kriz derinleşti. ABD'nin tutum değişikliği, diğer Batılı ülkelerin de pozisyonlarını gözden geçirmesine yol açabilir. Avrupa Birliği ise şu ana kadar yaptırımlarını sürdürme eğiliminde.
Trump'ın kişisel iş geçmişi ve seçim kampanyasında vurguladığı "Amerika Birinci" politikası, Myanmar gibi ülkelerle yapılacak anlaşmalarda ticari çıkarların ön plana çıkabileceğini gösteriyor. Ancak Kongre'deki her iki partiden gelen insan hakları vurgusu, yönetimin manevra alanını sınırlayabilir. Şimdilik somut bir politika belgesi açıklanmış değil; gelişmeler, önümüzdeki aylarda yapılacak üst düzey ziyaretler ve yaptırım listelerindeki olası değişikliklerle netlik kazanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Myanmar politikasındaki olası bir yumuşama, Türkiye'nin Asya-Pasifik bölgesindeki dengeleri ve Batı ittifakı içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, Myanmar ile sınırlı da olsa ticari ilişkileri olan ve ASEAN ülkeleriyle son yıllarda yakınlaşan bir ülke. ABD'nin cuntayla angajmanı, Batı'nın insan hakları temelli dış politika söylemini zayıflatırsa, Türkiye gibi ülkelerin bölgedeki meşruiyet ve denge arayışlarını yeniden şekillendirebilir. Ayrıca Myanmar'daki istikrarsızlık, Çin'in bölgedeki etkisini artırmasını kolaylaştırarak küresel güç dengesinde yeni hesaplar doğurabilir. Türkiye, BM ve İİT platformlarında Myanmar'daki insani krize dikkat çekmeye devam ediyor; ancak ABD'nin pozisyon değişikliği, bu tür girişimlerin etkinliğini azaltabilir. Ankara'nın, Çin-ABD rekabetinde dengeyi gözeterek yeni bir strateji izlemesi gerekebilir.