Washington'un, soykırım suçlamasıyla karşı karşıya olan Myanmar'ın askeri lideri Min Aung Hlaing ile gizli görüşmeler yürüttüğü öne sürüldü. İddiaya göre Trump yönetimi, 2021 darbesinden bu yana ülkeyi demir yumrukla yöneten cuntanın lideriyle doğrudan temas kurarak, hem bölgesel çıkarlarını korumayı hem de Çin'in artan etkisini dengelemeyi hedefliyor. Görüşmelerin içeriği ve hangi kanallarla yapıldığı henüz netleşmedi; ancak habere konu olan temaslar, ABD'nin insan hakları söylemiyle çelişip çelişmediği sorusunu gündeme getirdi.
Görüşmelerin arka planı ve Myanmar'daki durum
Myanmar ordusu, 1 Şubat 2021'de seçimle iş başına gelen sivil hükümeti devirerek yönetime el koydu. Darbe, ülke genelinde kitlesel protestolara ve silahlı direnişe yol açtı; binlerce kişi tutuklandı, yargısız infazlar ve insan hakları ihlalleri uluslararası raporlara konu oldu. BM ve insan hakları örgütleri, Rohingya Müslümanlarına yönelik 2017'deki askeri operasyonları soykırım olarak nitelendiriyor. Min Aung Hlaing, bu operasyonların merkezindeki isim olarak suçlanıyor. ABD ve Batılı ülkeler, cunta yönetimine yaptırımlar uygularken, askeri liderlere seyahat yasakları ve mal varlığı dondurma gibi önlemler aldı. Ancak Trump yönetiminin, selefinin aksine, Myanmar dosyasında farklı bir strateji izlediği anlaşılıyor. Görüşmelerin, Çin'in Myanmar'daki ekonomik ve askeri nüfuzunu dengeleme amacı taşıdığı ileri sürülüyor. Çin, Myanmar'ın en büyük ticaret ortağı ve yatırımcısı konumunda; aynı zamanda cuntaya silah tedarik eden ülkeler arasında. ABD'nin, Hint-Pasifik stratejisi kapsamında Myanmar'ı Çin'in etki alanından çıkarmak için askeri rejimle dahi olsa diyalog kanallarını açık tutmak istediği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Gizli görüşmeler, ABD'nin demokrasi ve insan hakları alanındaki itibarını zedeleyebilir. Kongre'deki bazı isimler, soykırımla suçlanan bir lidere yönelik her türlü temasın kınanması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, ASEAN ülkeleri Myanmar konusunda bölünmüş durumda; bazı üyeler cuntayla pragmatik ilişkiler sürdürürken, Endonezya ve Malezya gibi ülkeler daha sert bir tutum izliyor. Görüşmelerin açığa çıkması, ASEAN'ın Myanmar politikasını da etkileyebilir. Çin ise ABD'nin hamlesini dikkatle izliyor; Pekin, bölgede artan ABD varlığından rahatsız. Myanmar, Hint-Pasifik'te stratejik bir konumda; Bengal Körfezi'ne kıyısı olan ülke, Çin'in Kuşak-Yol projesinin önemli bir ayağını oluşturuyor. ABD'nin askeri rejimle teması, bu dengeleri sarsabilir. İnsan hakları örgütleri ise görüşmelerin, cuntaya meşruiyet kazandırma riski taşıdığı uyarısında bulunuyor. Myanmar'da darbe karşıtı direniş, şiddetlenerek sürüyor; ülke ekonomisi çökmüş durumda ve insani kriz derinleşiyor. Bu koşullarda ABD'nin cuntayla diyaloğu, sahada nasıl bir etki yaratacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Myanmar'daki darbe sonrası süreçte Batı ile benzer bir tutum izlememiş, askeri yönetimle ilişkilerini tamamen kesmemişti. Ankara, insan hakları ihlallerine yönelik eleştirilerini dile getirmekle birlikte, özellikle insani yardım ve Rohingya mültecileri konusunda aktif bir diplomasi yürütüyor. ABD'nin gizli görüşmeleri, Türkiye'nin Myanmar politikasını doğrudan etkilemez; ancak Batı'nın çifte standart eleştirilerini güçlendirebilir. Türk dış politikası açısından asıl önemli olan, Hint-Pasifik'te artan ABD-Çin rekabetinin bölgesel istikrara etkisi. Türkiye, ASEAN ile diyalog ortaklığı ve bölgesel dengelerde aktif rol almayı hedefliyor. Myanmar'daki gelişmeler, Türkiye'nin Asya açılımı ve insani diplomasi vizyonu çerçevesinde yakından takip edilmeli.