ABD’de yaşayan Myanmar vatandaşları, ülkelerindeki iç savaş ve insan hakları ihlallerinden kaçarak Amerika’ya sığınmıştı. Ancak 2025 yılı itibarıyla bu kişiler, Geçici Koruma Statüsü (TPS) kapsamındaki haklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Amerikan mahkemelerinin verdiği son karar, Myanmar vatandaşlarının sınır dışı edilmesinin önünü açtı. Bu gelişme, mülteci hakları savunucuları tarafından büyük bir endişeyle karşılanırken, ABD’nin göç politikasındaki sertleşmenin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: TPS ve Yüksek Mahkeme kararı
Myanmar vatandaşlarının sınır dışı edilmesine yol açan karar, aslında geçen Haziran ayında ABD Yüksek Mahkemesi’nin verdiği bir karara dayanıyor. Yüksek Mahkeme, federal mahkemelerin TPS (Geçici Koruma Statüsü) uygulamalarını denetleme yetkisini sınırlandıran bir karar almıştı. Bu karar, TPS statüsünün sona erdirilmesine yönelik idari kararların yargısal denetimini zorlaştırıyor. Böylece ABD Başkanı ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) TPS’yi iptal etme kararları, mahkemelerde daha kolay uygulanabilir hale geliyor.
Temmuz ayında bir alt mahkeme, Myanmar vatandaşlarının TPS statüsünü sona erdiren bir dava kararı verdi. Bu karar, Yüksek Mahkeme’nin Haziran kararına dayanıyor ve Myanmar vatandaşlarının sınır dışı edilme sürecini başlatıyor. Karar, yaklaşık 3.000 Myanmar vatandaşını etkiliyor. Bu kişilerin çoğu, 2021 darbesinden sonra ülkeden kaçarak ABD’ye sığınmıştı. Myanmar’da askeri cunta, demokratik seçimlerle işbaşına gelen hükümeti devirmiş ve ülke iç savaşa sürüklenmişti. Birleşmiş Milletler, Myanmar’da 3 milyondan fazla insanın yerinden edildiğini ve insan hakları ihlallerinin yaygın olduğunu rapor ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Mülteci krizinin yansımaları
ABD’nin bu kararı, küresel mülteci politikaları açısından önemli bir sinyal niteliği taşıyor. Özellikle TPS uygulamasının yargısal denetimden çıkarılması, diğer ülkelerdeki benzer koruma mekanizmalarını da etkileyebilir. ABD, yaklaşık 1 milyon kişiye TPS kapsamında koruma sağlıyor. Bu statünün sonlandırılması, sadece Myanmar vatandaşlarını değil, aynı zamanda El Salvador, Honduras, Haiti gibi ülkelerden gelen göçmenleri de tehdit ediyor. Yüksek Mahkeme’nin kararı, bu ülkelerin vatandaşlarının da koruma statülerini kaybetme riskini artırıyor.
Uluslararası toplum, bu gelişmeyi endişeyle izliyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), ABD’yi geri göndermeme ilkesine saygı göstermeye çağırdı. Myanmar’da devam eden çatışmalar, ülkenin güvenli bir şekilde geri dönüş için elverişli olmadığını gösteriyor. Sınır dışı edilen kişilerin Myanmar’da ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşabileceği belirtiliyor. Öte yandan, ABD’deki göçmen hakları örgütleri, kararın yasal olarak temyiz edileceğini ve sürecin aylarca sürebileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de uluslararası mülteci politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olarak, ABD’nin koruma statülerini daraltma yönündeki eğilimini yakından izliyor. Özellikle Avrupa Birliği ile yapılan göç anlaşmaları ve Suriyeli mültecilerin statüsü bağlamında, uluslararası koruma mekanizmalarının zayıflatılması, Türkiye’nin üzerindeki göç yükünü artırabilir. Ayrıca, ABD’nin bu kararı, mülteci haklarına yönelik küresel bir gerileme sinyali olarak yorumlanabilir; bu durum Türkiye’nin Batılı müttefikleriyle olan ilişkilerinde insan hakları konusundaki hassasiyetlerini yeniden gündeme getirebilir.