Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlığında ABD'nin önemli bir müttefiki olan Filipinler, Çin'in artan baskısına karşı askeri kapasitesini hızla güçlendiriyor ve bölgesel ittifaklarını genişletiyor. Manila yönetimi, stratejik sularda hak iddialarını korumak için hem kendi savunma harcamalarını artırıyor hem de Japonya, Avustralya ve ABD ile ortak tatbikat ve anlaşmalar yoluyla caydırıcılığını pekiştiriyor.
Filipinler'in Askeri Modernizasyonu
Filipinler, 2024 yılı bütçesinde savunmaya yüzde 30 oranında ek kaynak ayırdı. Ülke, özellikle ada savunması için denizaltı, savaş gemisi ve kıyı savunma sistemleri satın almayı planlıyor. Ayrıca, ABD'den satın alınan BrahMos seyir füzeleri ve modern savaş uçakları, Çin'in askeri varlığına karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Filipinler Sahil Güvenliği de, ihtilaflı resiflerde keşif ve varlık gösterme operasyonlarını yoğunlaştırdı.
Öte yandan, Filipinler ile Çin arasında Second Thomas Shoal (Ayungin Resifi) çevresinde yaşanan gerilim, askeri modernizasyonun aciliyetini artırdı. Manila, bu stratejik resifteki varlığını korumak için malzeme takviyesi yaparken, Çin sahil güvenlik gemileri bölgede sık sık tacizde bulunuyor.
Bölgesel İttifaklar ve ABD Faktörü
Filipinler, 2014'te imzalanan Savunma İşbirliği Anlaşması (EDCA) kapsamında ABD'ye dört askeri üs kullandırma hakkı tanımıştı. Bu üsler, Tayvan ve Güney Çin Denizi'ndeki potansiyel krizlere hızlı müdahale için üs olarak kullanılıyor. Ayrıca, ABD ile yıllık "Balikatan" tatbikatları, bu yıl rekor sayıda askerle gerçekleştirildi. Japonya ile imzalanan Karşılıklı Erişim Anlaşması (RAA) ise, iki ülke ordularının ortak eğitim ve lojistik işbirliğini kolaylaştırıyor. Avustralya da Filipinlerle deniz güvenliği programlarını genişletiyor.
Bu ittifak ağı, Çin'in bölgedeki "ikinci ada zinciri" stratejisini delmeyi hedefliyor. Uzmanlar, Filipinler'in jeopolitik konumunun, ABD'nin Çin'e karşı caydırıcılık stratejisinde kritik olduğunu vurguluyor. Ancak bazı analistler, Filipinler'in iç siyasetindeki Çin yanlısı grupların ve Pekin'le ticari bağımlılığın, bu ittifakın sürdürülebilirliğini sorgulattığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Çin Denizi'ndeki bu gerginlik, Türkiye'nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik çok yönlü dış politikası açısından önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, Çin ile ekonomik işbirliğini sürdürürken, Filipinler gibi ABD müttefikleriyle de askeri ve savunma sanayii alanında angajmanını artırabilir. Özellikle İHA/SİHA teknolojisi ve savunma sistemleri ihracatı, Manila'nın modernizasyon ihtiyaçlarına cevap verebilir. Ayrıca, Filipinler'deki Müslüman nüfusla tarihsel bağları olan Türkiye, Mindanao barış sürecinde oynadığı arabulucu rolünü bölgesel diplomaside bir koz olarak kullanabilir. Ancak, Çin'in tepkisini çekmemek için denge politikası hassasiyeti gerekiyor.