ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, ülkesinin Meksika ve Kanada ile mevcut ticaret anlaşmasını (USMCA) 'ticaret açığı' gerekçesiyle yenilemeyi reddettiğini açıkladı. Greer, üç ülkenin bugün sanal bir toplantı gerçekleştirdiğini ve anlaşmanın işleyişinin ele alındığını belirtti. ABD'nin bu hamlesi, Kuzey Amerika ticaretinde yeni bir gerilim döneminin habercisi olarak değerlendiriliyor. Kararın, özellikle otomotiv ve tarım sektörlerinde tedarik zincirlerini etkilemesi bekleniyor.
Anlaşmazlığın arka planı
USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması), 2020 yılında imzalanan ve NAFTA'nın yerini alan bir ticaret paktı. Anlaşma, 2026 yılında ortak gözden geçirme maddesi içeriyor. ABD, özellikle Meksika ile olan ticaret açığının 150 milyar doları aştığını iddia ediyor. Ottawa ve Mexico City ise bu rakamların anlaşmanın sağladığı entegrasyon faydalarını yansıtmadığını savunuyor. Greer yaptığı yazılı açıklamada, "Amerikan işçileri ve şirketleri adil olmayan ticaret uygulamalarından zarar görüyor. Mevcut düzenlemeleri değiştirmeden anlaşmayı yenilememiz mümkün değil" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu kararı, sadece Kuzey Amerika'da değil, küresel ticaret dengelerinde de yankı uyandıracak. Uzmanlar, Washington'un korumacı politikalarının diğer ticaret bloklarına da emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Avrupa Birliği ve Asya-Pasifik ülkeleri, gelişmeleri yakından izliyor. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, yaptığı kısa açıklamada "Anlaşma tüm taraflar için faydalı oldu. ABD'nin gerekçelerini anlamakta zorluk çekiyoruz" dedi. Meksika ise Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) başvurma seçeneğini masada tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Kuzey Amerika'daki ticaret ortaklarıyla yaşadığı bu anlaşmazlık, Türkiye'nin ABD ile mevcut ticaret ilişkileri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişmedir. Washington'un korumacı eğilimleri, Türkiye'nin özellikle çelik, alüminyum ve otomotiv sektörlerindeki ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, DTÖ gibi çok taraflı mekanizmaların işlevselliği sorgulanırken, Türkiye'nin alternatif ticaret ortaklıklarına (AB Gümrük Birliği güncellemesi, Asya ülkeleriyle anlaşmalar) yönelmesi daha da önemli hale geliyor. Bu süreç, Türk dış politikasının ticarette çeşitlendirme stratejisinin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha göstermektedir.