Gallup'un Salı günü yayımladığı anket sonuçlarına göre, Amerikalıların kitle iletişim araçlarına duyduğu güven 2025'teki tarihi düşük seviyesinden bu yıl yüzde 5 artış gösterdi. Yeni ankete katılanların yüzde 33'ü gazeteler, televizyon ve radyo gibi geleneksel medya kuruluşlarına güvendiğini belirtti. Artışın arkasındaki temel dinamik ise Cumhuriyetçi seçmenlerin medyaya yönelik tutumlarındaki değişim oldu.
Medyaya güvende tarihi dalgalanma
Gallup'un uzun yıllara dayanan araştırmalarına göre, Amerikalıların medyaya güveni 1970'lerde yüzde 70'lerin üzerindeyken, özellikle 2000'li yıllardan itibaren hızlı bir erozyona uğradı. 2016 seçimleri ve sonrasındaki siyasi kutuplaşma, bu güveni daha da aşındırdı. 2025'te ise medyaya güven yüzde 28 ile anket tarihinin en düşük seviyesine gerilemişti. Bu yılki yüzde 33'lük oran, söz konusu dip noktadan kısmi bir toparlanmaya işaret ediyor.
Anketin en dikkat çekici bulgusu, artışın partizan bir nitelik taşıması. Cumhuriyetçi seçmenler arasında medyaya güven bir önceki yıla kıyasla belirgin şekilde yükselirken, Demokratlar ve bağımsızlar arasında kayda değer bir değişim yaşanmadı. Uzmanlar, bu tabloyu Cumhuriyetçi seçmenlerin 2024 başkanlık seçimlerini kazanmasının ardından medyaya yönelik algılarının yumuşaması ve bazı medya kuruluşlarının yeni yönetime daha fazla yer vermesiyle ilişkilendiriyor.
Gallup araştırmacıları, medyaya güvendeki artışın yapısal bir iyileşmeden çok siyasi konjonktüre bağlı geçici bir dalgalanma olabileceğini değerlendiriyor. Zira Amerikalıların genel olarak medyaya güveni hala tarihsel ortalamaların oldukça altında seyrediyor ve her üç kişiden yalnızca biri medyaya güvendiğini ifade ediyor.
Kutuplaşma ve medya algısı
ABD'de medyaya güvenin partizan çizgilerde ayrışması yeni bir olgu değil. Ancak son on yılda bu ayrışma rekor düzeylere ulaştı. Cumhuriyetçiler uzun süredir ana akım medyayı "halk düşmanı" olarak nitelendiren söylemlere maruz kalırken, Demokratlar da muhafazakar medya kuruluşlarına mesafeli yaklaşıyor. Bu karşılıklı güvensizlik ortamında, iktidar partisinin seçmen tabanında medyaya güvenin artması, siyasi iktidarın medya üzerindeki etkisini meşrulaştırma çabası olarak da okunabilir.
Öte yandan, anket sonuçları medya kuruluşları için de bir uyarı niteliğinde. Kamuoyunun yalnızca üçte birinin medyaya güvendiği bir ortamda, gazetecilik mesleğinin itibarını yeniden tesis etmek için şeffaflık, tarafsızlık ve hesap verebilirlik ilkelerine daha fazla vurgu yapılması gerektiği belirtiliyor.
Küresel medya güveni ve yankıları
ABD'deki bu dalgalanma, küresel medya güveni tartışmalarıyla da paralellik taşıyor. Dünya genelinde birçok ülkede medyaya güven düşük seyrediyor; Reuters Enstitüsü'nün verilerine göre özellikle Batı demokrasilerinde halkın büyük bölümü haberlerden kaçınıyor ve medyayı önyargılı buluyor. ABD'deki kısmi artış, küresel bir trendin tersine dönüşü anlamına gelmiyor; aksine, medya güveninin siyasi iklimle ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor.
Bu durum, uluslararası kamuoyunda ABD medyasının tarafsızlığına yönelik algıyı da etkileyebilir. Özellikle dış politika haberlerinde, Amerikan medyasının yeni yönetimle ilişkileri, diğer ülkelerdeki izleyiciler nezdinde sorgulanmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de medyaya güvendeki bu dalgalanma, Türkiye açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türk kamuoyu, ABD medyasını uzun süredir Suriye, PKK/YPG ve FETÖ gibi konularda taraflı buluyor. Cumhuriyetçi seçmenin etkisiyle artan güven, ABD medyasının iç politikada daha fazla iktidar yanlısı bir çizgiye kayması anlamına gelebilir. Bu da Türkiye'ye yönelik haberlerde mevcut önyargıların derinleşmesine yol açabilir. Ayrıca, medya güvenindeki partizan dalgalanma, Türkiye-ABD ilişkilerinde kamu diplomasisi açısından yeni zorluklar yaratabilir; zira Türkiye, ABD kamuoyuna ulaşmak için alternatif mecralar aramak durumunda kalabilir.