ABD'de ulusal matematik ve okuma test puanları 25 yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu düşüşün nedenlerini araştıracak ve politika önerileri geliştirecek kilit kurum olan Ulusal Eğitim İstatistikleri Merkezi (NCES), Hükümet Verimlilik Departmanı (Doge) tarafından kritik sözleşmelerinin iptal edilmesiyle etkisiz hale getirildi. Uzmanlar, veri toplama ve analiz kapasitesinin yok edilmesinin eğitim politikalarını körleştireceği uyarısında bulunuyor.
Puanlardaki Düşüşün Arka Planı
NCES tarafından yürütülen Ulusal Eğitim Değerlendirmesi (NAEP), 2024 yılı sonuçlarına göre 4. sınıf matematik puanları 2022'ye kıyasla 2 puan düşerek 235'e, 8. sınıf matematik puanları ise 3 puan düşerek 271'e indi. Okuma puanları da benzer bir eğilim izledi: 4. sınıf okuma 2 puan düşüşle 217, 8. sınıf okuma 3 puan düşüşle 259 oldu. Bu sonuçlar, 1990'ların sonundan bu yana en düşük seviyeler olarak kaydedildi. Kovid-19 salgını sırasında uzaktan eğitimle başlayan öğrenme kayıplarının telafi edilemediği görülüyor.
Ancak asıl darbe, verilerin toplanmasını sağlayan altyapıya geldi. Doge, NCES'in veri toplama, analiz ve raporlama süreçlerini yürüten bir dizi kritik sözleşmeyi iptal etti. Bu sözleşmeler, okullardan veri toplanması, öğretmen ve öğrenci anketleri, uzun dönemli eğilim analizleri gibi faaliyetleri kapsıyordu. NCES'in bütçesi ve personeli ciddi şekilde küçültüldü; bazı uzmanlar kurumun tamamen işlevsiz hale geldiğini belirtiyor.
Eğitim Bakanlığı yetkilileri, iptallerin "verimsizlikleri ortadan kaldırmak" amacıyla yapıldığını savunurken, eğitim sendikaları ve bağımsız araştırmacılar kararın siyasi olduğunu ve bilimsel veriye dayalı politika yapımını engellediğini dile getiriyor. NCES'in verileri, eyaletlerin ve okul bölgelerinin kaynak dağılımını, öğretmen eğitimi programlarını ve müfredat reformlarını yönlendirmek için kullanılıyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki bu gerileme, küresel eğitim trendlerinden ayrışıyor. OECD'nin 2025 PISA sonuçlarına göre, birçok ülke salgın sonrası toparlanma belirtileri gösterirken, ABD'nin düşüşü dikkat çekiyor. Uzmanlar, ABD'nin eğitim verisi toplama kapasitesini yitirmesinin, ülkenin uluslararası karşılaştırmalarda geri kalmasına ve diğer ülkelerin deneyimlerinden öğrenme şansını yitirmesine yol açacağını vurguluyor. Ayrıca, federal düzeydeki bu zayıflama, eyaletler arasındaki eğitim eşitsizliklerinin daha da derinleşmesine neden olabilir. Öğretmenler, veliler ve iş dünyası, nitelikli iş gücü açığının büyüyeceğinden endişeli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de eğitim verilerinin toplanmasının durdurulması ve puanlardaki düşüş, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da küresel eğitim politikaları ve ekonomik rekabet açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, son yıllarda PISA sonuçlarında sınırlı iyileşme kaydetmiş olsa da hâlâ OECD ortalamasının altında. ABD gibi büyük bir ekonominin eğitimde veriye dayalı politika yapma kapasitesini yitirmesi, küresel ölçekte eğitim kalitesinin düşmesine ve nitelikli iş gücü rekabetinin azalmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin eğitim reformlarını hızlandırması ve veri toplama sistemlerini güçlendirmesi için bir fırsat penceresi yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin eğitimde gerilemesi, uluslararası öğrenci hareketliliğinde ve teknoloji transferinde dengeleri değiştirebilir. Türkiye, kendi eğitim sistemini güçlendirerek bu dönüşümden avantaj sağlayabilir.