ABD genelinde tüketiciler market alışverişlerinde raf fiyatlarının üzerine eklenen vergilerle karşılaşırken, çoğu eyalet temel gıda maddelerini bu vergiden muaf tutuyor. Ancak ülke çapında dokuz eyalet, market ürünlerinde uyguladıkları vergi politikalarıyla aile bütçelerine ek yük getiriyor. Alabama, Mississippi, Güney Dakota, Tennessee, Virginia, Batı Virginia, Illinois, Missouri ve Oklahoma'da yaşayan haneler, aynı ürün için diğer eyaletlerdeki tüketicilere göre daha fazla ödeme yapıyor. Bu vergiler, düşük gelirli aileleri orantısız şekilde etkilerken, gıda güvensizliği sorununu derinleştiriyor.
Gıda vergisinin tarihsel arka planı
Gıda ürünlerine uygulanan satış vergileri, ABD'de 1930'ların Büyük Buhran dönemine dayanıyor. O dönemde eyaletler, acil gelir ihtiyacını karşılamak için geniş tabanlı satış vergileri uygulamaya başladı. Zamanla, temel gıda maddelerinin bu vergilerden muaf tutulması yaygınlaştı. Bugün 41 eyalet ve Columbia Bölgesi, market alışverişlerinde en azından bazı gıda ürünlerini vergiden muaf tutuyor. Ancak dokuz eyalet, bu eğilimin dışında kalarak, gıda ürünlerine tam veya kısmi vergi uygulamaya devam ediyor. Bu eyaletlerin çoğu, düşük gelirli nüfusun yoğun olduğu Güney ve Orta Batı bölgelerinde yer alıyor.
Vergi oranları eyaletten eyalete değişiyor. Alabama'da gıda ürünlerine uygulanan eyalet satış vergisi yüzde 4, ancak yerel yönetimler ek vergi ekleyebiliyor. Mississippi'de oran yüzde 7, Tennessee'de ise yüzde 4. Illinois'de gıda vergisi yüzde 1, Missouri'de yüzde 1,225, Oklahoma'da yüzde 4,5, Batı Virginia'da yüzde 6. Güney Dakota'da ise gıda ürünleri yüzde 4,5 oranında vergilendiriliyor. Virginia, gıda vergisini 2023'te kademeli olarak kaldırma kararı aldı, ancak süreç devam ediyor.
Ekonomik ve sosyal etkiler
Uzmanlar, gıda ürünleri üzerindeki vergilerin orantısız şekilde düşük gelirli haneleri etkilediğini belirtiyor. Center on Budget and Policy Priorities'den Samantha Jacoby, bu vergilerin en yoksul ailelerin gelirlerinin daha büyük bir kısmını gıdaya harcamasına neden olduğunu söylüyor. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, en düşük gelir dilimindeki haneler, gelirlerinin yaklaşık yüzde 30'unu gıdaya harcarken, en yüksek dilimde bu oran yüzde 7-8 civarında. Gıda vergisi, bu eşitsizliği daha da derinleştiriyor. Ayrıca, enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde gıda fiyatlarındaki artışla birlikte bu vergiler aile bütçelerine ek yük getiriyor.
Bazı eyaletler, düşük gelirli aileleri korumak için gıda vergisi iadesi programları uyguluyor. Ancak bu programların erişim ve etkinlik konusunda sınırlı kaldığı belirtiliyor. Uzmanlar, gıda vergisinin tamamen kaldırılmasının daha adil bir politika olacağını savunuyor. Öte yandan, bu vergiler eyaletler için önemli bir gelir kaynağı. Örneğin, Alabama'da gıda vergisi yılda yaklaşık 500 milyon dolar gelir sağlıyor. Bu nedenle eyaletler, vergiyi kaldırmakta isteksiz davranıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye'de KDV ve özel tüketim vergilerinin gıda ürünlerinde uygulanmasıyla benzer bir tartışmayı akla getiriyor. Türkiye'de temel gıda maddeleri yüzde 8 KDV'ye tabi, bu da düşük gelirli aileler için ek yük oluşturuyor. ABD örneği, gıda vergisinin kaldırılmasının enflasyonla mücadelede ve sosyal adaletin sağlanmasında önemli bir adım olabileceğini gösteriyor. Türkiye'de de benzer bir politika değişikliği, dar gelirli hanelerin alım gücünü artırabilir ve gıda enflasyonunun etkilerini hafifletebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi vergi politikalarını değerlendirirken bu tür uluslararası örneklerden ders çıkarması mümkün.