Avrupa Birliği'nin Google'a yönelik antitröst baskısı, ABD'de alınan beklenmedik bir mahkeme kararıyla yeni bir belirsizliğe sürüklendi. Bir yıl önce Avrupa Komisyonu, Google'ın reklam teknolojisi (ad tech) iş kolunun ancak parçalara ayrılmasıyla rekabetin yeniden tesis edilebileceğini açıklamıştı. Ancak ABD'li bir yargıç, şirketin yalnızca belirli davranışları düzeltmesinin yeterli olacağına hükmetti. Bu karar, Brüksel'in dijital devlere karşı yürüttüğü en iddialı dosyalardan birini çıkmaza soktu.
Brüksel'in Bir Yıllık Planı ve ABD Kararı
Avrupa Komisyonu, geçtiğimiz yıl Google'ın çevrimiçi reklamcılık ekosistemindeki hâkim konumunun rekabeti bozduğu sonucuna varmıştı. Komisyon, Google'ın hem reklam alanı satıcısı hem de reklam borsası olarak hareket etmesinin çıkar çatışması yarattığını ve bu yapının ancak yapısal bir ayrıştırmayla çözülebileceğini savunuyordu. Bu, 2023'te yapılan ön soruşturmanın ana ekseniydi. Brüksel'in nihai kararında şirketin ad tech kolunun satılması veya bağımsız bir şirkete dönüştürülmesi talep edilecekti. Ancak ABD'deki bir federal yargıç, Google'ın reklam teknolojisi pazarında yasa dışı bir tekel oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, şirketin dağıtılmasının orantısız bir çözüm olacağına hükmetti. Mahkeme, Google'ın iş uygulamalarını değiştirmesinin ve rakiplerine belirli verilere erişim sağlamasının yeterli olacağını belirtti. Bu karar, ABD merkezli bir şirketin ana vatanında aldığı yaptırımın hafifletilmesi anlamına geliyor. Avrupa Komisyonu ise kararı "dikkate alacağını" ancak kendi soruşturmasının bağımsız olduğunu vurguladı.
Uzmanlara göre, ABD mahkemesinin bu tutumu, Avrupa'nın dijital egemenlik hedefleriyle çelişiyor. AB, son yıllarda Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi düzenlemelerle teknoloji devlerine karşı daha sert bir çizgi izliyor. Google'a yönelik ad tech davası, bu çerçevenin en somut sınavlarından biriydi. Şimdi ise ABD'deki yargı kararı, Brüksel'in elini zayıflatabilir. Çünkü Google, Avrupa'daki soruşturmada ABD'deki kararı emsal göstererek yapısal bir bölünmenin gereksiz olduğunu savunabilir. Ayrıca, ABD ile AB arasında teknoloji düzenlemeleri konusunda artan bir gerilim var. Washington, Avrupa'nın kendi şirketlerine ayrımcı davrandığını sık sık dile getiriyor.
Küresel Rekabet ve Düzenleyici Yaklaşım Farkları
Bu gelişme, transatlantik ilişkilerde dijital politikaların ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Avrupa Komisyonu'nun rekabetten sorumlu üyesi Margrethe Vestager, geçmişte Google'a karşı toplamda 8 milyar avroyu aşan cezalar kesmişti. Ancak şimdi asıl mesele, şirketin iş modelini değiştirecek yapısal bir müdahale. ABD'deki karar, yapısal ayrıştırmanın artık daha zor olduğunu gösteriyor. Google, karara itiraz etmeyeceğini ancak Avrupa'daki süreçte de benzer bir savunma yapacağını açıkladı. Avrupa Komisyonu ise nihai kararını bu yıl içinde vermeyi planlıyor. Eğer Komisyon, ABD'deki karara rağmen bölünme talebini sürdürürse, Google'ın AB mahkemelerine gitmesi ve yıllar sürecek bir hukuki savaş başlaması bekleniyor. Bu da dijital pazarlarda belirsizliği artıracak. Öte yandan, ABD'deki karar, diğer ülkelerdeki düzenleyiciler için de bir sinyal. Örneğin, Birleşik Krallık ve Japonya gibi ülkelerdeki rekabet otoriteleri, benzer davalarda daha temkinli hareket edebilir. Google'ın reklam teknolojisi pazarındaki payı hâlâ yüzde 30'un üzerinde. Ancak yapısal bir müdahale olmadan bu payın nasıl düşürüleceği meçhul.
Türkiye açısından bakıldığında, bu gelişme doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı sonuçları var. Türkiye, dijital platformlara yönelik düzenlemelerde son yıllarda daha aktif. Rekabet Kurumu, Google'a yönelik soruşturmalar yürütüyor ve para cezaları kesiyor. Ancak Türkiye'nin dijital ekonomi içindeki payı ve yerli teknoloji şirketlerinin rekabet gücü sınırlı. ABD ile AB arasındaki bu tür anlaşmazlıklar, küresel dijital yönetişimde standartların oluşmasını geciktiriyor. Türkiye, kendi dijital düzenlemelerini oluştururken hem AB hem de ABD yaklaşımlarını dikkate almak zorunda. Özellikle yerli girişimlerin Google'ın reklam ağına bağımlılığı, Brüksel'in alacağı kararlardan etkilenebilir. Ayrıca, transatlantik gerilim, Türkiye'nin dijital egemenlik hedefleri için bir fırsat penceresi açabilir; ancak bu alanda somut bir strateji henüz görünmüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD mahkemesinin Google lehine kararı, Türkiye'nin dijital politikalarını doğrudan etkilemese de küresel düzenleyici ortamda bir kırılma yaratıyor. Türkiye, Google'a karşı yürüttüğü soruşturmalarda ABD ve AB uygulamalarını referans alıyor. Eğer Brüksel, ABD kararına rağmen yapısal ayrıştırma talebini sürdürürse, Türkiye için emsal teşkil edebilir. Öte yandan, Google'ın reklam teknolojisindeki hâkimiyeti Türkiye'deki dijital reklam pazarını da şekillendiriyor. Yerli şirketlerin bu ekosistemde rekabet edebilmesi için düzenleyici adımlar kritik. Türkiye'nin kendi dijital rekabet kurallarını oluştururken bu transatlantik gerilimi dikkate alması ve yerli girişimleri koruyacak mekanizmalar geliştirmesi gerekiyor.