ABD'nin Los Angeles kentindeki federal mahkeme, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminde görev yapan ve ülkenin en kötü şöhretli cezaevlerinden biri olan Adra Hapishanesi'nin "ceza kanadı"nın yöneticisi Samir Useyman El Şeyh'i işkence suçlarından 60 yıl hapis cezasına çarptırdı. Karar, Suriye'deki iç savaş sırasında işlenen insan hakları ihlallerine yönelik uluslararası adalet çabalarında nadir bir başarı olarak kaydedildi.
Adra Cezaevi ve İşkence İddiaları
Samir Useyman El Şeyh, 2011-2014 yılları arasında Şam yakınlarındaki Adra Cezaevi'nde üst düzey yetkili olarak görev yaptı. Mahkeme kayıtlarına göre, El Şeyh'in sorumlu olduğu "ceza kanadı"nda yüzlerce mahkum sistematik işkenceye maruz kaldı. İddianamede, mahkumların kablolarla dövüldüğü, elektrik verildiği, kırbaçlandığı ve cinsel istismara uğradığı belirtildi. Bazı mahkumların işkence sonucu hayatını kaybettiği, hayatta kalanların ise ağır fiziksel ve psikolojik travma yaşadığı ifade edildi.
Dava, ABD Adalet Bakanlığı'nın İnsan Hakları ve Özel Savcılık Ofisi tarafından yürütüldü. Savcılar, El Şeyh'in 2019'da ABD'ye yasadışı yollardan girdiğini ve Los Angeles'ta yaşadığını tespit etti. 2020'de gözaltına alınan El Şeyh, 2023'te yapılan yargılamada işkence ve insanlığa karşı suçlardan suçlu bulundu. Cezanın açıklanması sırasında mahkeme salonunda bulunan kurban yakınları, kararı gözyaşlarıyla karşıladı.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, kararı "tarihi bir adalet anı" olarak nitelendirdi. Ancak Suriye'deki çatışmalarda binlerce kişinin kaybolduğu ve işkence gördüğü düşünüldüğünde, bu davanın yalnızca bir sembol olduğu yorumları yapılıyor.
Uluslararası Adalet Arayışı ve Bölgesel Etkiler
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşta, rejim güçleri tarafından işlenen insan hakları ihlalleri uluslararası toplumun gündemine sık sık geldi. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya ve Çin'in veto yetkisini kullanması nedeniyle, Suriye dosyası Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) taşınamadı. Bu nedenle bazı ülkeler, kendi yargı sistemlerinde evrensel yargı yetkisi ilkesini kullanarak Suriyeli yetkilileri yargılamaya başladı. Almanya, Fransa ve İsveç gibi ülkelerde de benzer davalar açıldı. ABD'deki bu dava, evrensel yargı yetkisinin ne kadar etkili olabileceğini gösterdi.
Karar, Suriye rejimine yakın çevrelerde rahatsızlık yaratabilir. Zira Esad rejimi, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle uluslararası alanda yalnızlaşmış durumda. Ancak son yıllarda bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme çabası içinde olan Suriye'nin, bu tür davaların gölgesinde diplomatik açılımlarını sürdürmesi zorlaşabilir.
Öte yandan, Suriye'deki iç savaşta milyonlarca insan yerinden edildi ve yüz binlerce kişi hayatını kaybetti. Adra Cezaevi, rejimin muhaliflere yönelik baskıcı politikalarının sembolü haline gelmişti. Mahkumların akıbeti hâlâ bilinmiyor; birçoğunun cesedinin bile ailelerine teslim edilmediği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye iç savaşının en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri olarak, milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor ve sınır güvenliği açısından ciddi risklerle karşı karşıya. Bu dava, Suriye'de işlenen suçların uluslararası alanda takip edilmesi ve hesap sorulması açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, benzer şekilde kendi yargı sistemi içinde Suriyeli yetkilileri yargılayabilir mi? Mevcut yasalar, evrensel yargı yetkisi konusunda sınırlı. Ancak kamuoyunda adalet talebi güçlü. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki istikrar arayışı ve rejimle yürüttüğü diplomatik temaslar, bu tür davaların yarattığı siyasi atmosferden etkilenebilir. Uzun vadede, Suriye'de kalıcı barış için adalet mekanizmalarının işletilmesi şart.