ABD'li bir yetkili, Lübnan ile İsrail arasında yürütülen dolaylı görüşmelerin kapsamlı bir anlaşmaya doğru ilerlediğini açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, müzakereler deniz sınırları ve bölgesel istikrar konularında önemli mesafe kat etti. İki ülke arasında yıllardır süren gerginlik, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı nedeniyle tırmanmıştı. ABD arabuluculuğunda yürüyen sürecin, bölgedeki gerilimi azaltması ve enerji işbirliğine kapı aralaması bekleniyor. Görüşmelerde, Lübnan'ın Karish doğal gaz sahasına ilişkin talepleri ile İsrail'in güvenlik endişeleri masada. Tarafların, uluslararası hukuka uygun bir çerçevede anlaşmaya varmayı hedeflediği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı, 2000'li yılların başından bu yana iki ülke arasındaki en kritik sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle Doğu Akdeniz'de keşfedilen doğal gaz rezervleri, bölgenin jeopolitik önemini artırdı. İsrail, 2022 yılında Karish sahasında üretime başlarken, Lübnan bu sahanın bir kısmının kendi kıta sahanlığında olduğunu iddia etti. ABD'nin arabuluculuğunda başlayan müzakereler, 2023 yılında bir çerçeve anlaşmaya varılmasıyla sonuçlanmış, ancak uygulama aşamasında tıkanmıştı. Son açıklamalara göre, taraflar teknik detayları netleştirmek üzere yeniden bir araya geldi. ABD'nin bölge özel temsilcisi Amos Hochstein'ın yoğun diplomasi trafiği, anlaşmanın önümüzdeki haftalarda imzalanabileceğine işaret ediyor. Anlaşmanın, Lübnan'ın ekonomik krizine nefes aldırması ve İsrail'in enerji güvenliğini pekiştirmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Lübnan-İsrail anlaşması, bölgede yeni bir işbirliği dalgasını tetikleyebilir. Özellikle Mısır, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yürütülen doğal gaz ortaklıkları, bu anlaşmayla daha da güçlenecek. Avrupa Birliği, Rus gazına alternatif arayışında Doğu Akdeniz kaynaklarına yönelirken, bu anlaşma AB'nin enerji arz güvenliği hedefleriyle de örtüşüyor. Öte yandan, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki etkisi, anlaşmanın uygulanmasında potansiyel bir engel olarak görülüyor. Ancak ABD'nin baskısı ve Lübnan'ın içinde bulunduğu ekonomik çöküş, iki ülkeyi de uzlaşmaya zorluyor. Anlaşmanın imzalanması halinde, bölgede İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşme sürecine de ivme kazandırması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından iki yönlü bir etki yaratabilir. Bir yandan, Lübnan-İsrail anlaşması, Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel enerji işbirliği projelerine alternatif bir merkez oluşturabilir. Öte yandan, anlaşmanın Türkiye'nin kıta sahanlığı iddialarını doğrudan etkilemesi beklenmez. Ancak Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımında dışlanmamak için diplomatik girişimlerini sürdürmeli. Anlaşma, Türkiye'nin Libya ile yaptığı mutabakatın bölgedeki yansımalarını da gündeme getirebilir. Sonuç olarak, Ankara'nın bu süreci yakından takip etmesi ve kendi çıkarlarını koruyacak adımlar atması stratejik önem taşıyor.