ABD Kongresi'ndeki Asyalı-Amerikalı yasa koyucular, varsayımsal bir savaş senaryosunda Çin kökenli Amerikalıların zorla toplama kamplarına alınması çağrısında bulunan aşırı sağcı bir podcast yayınına sert tepki gösterdi. Temsilciler Meclisi üyeleri Grace Meng, Judy Chu ve Ted Lieu'nun öncülük ettiği grup, bu tür söylemlerin topluma karşı nefreti körüklediğini ve tarihin en karanlık sayfalarına atıfta bulunduğunu vurguladı. Yasa koyucular, yayının içeriğini 'tehlikeli ve nefret dolu' olarak nitelendirirken, federal yetkililere bu tür ayrımcı söylemlere karşı harekete geçme çağrısında bulundu.
Tartışmalı podcast ve yasa koyucuların tepkisi
Olay, 'Ward Webber Show' adlı podcast'te yayınlanan bir bölümde, sunucunun Çin ile olası bir çatışma durumunda Çin kökenli Amerikalıların gözaltına alınması gerektiğini savunmasıyla başladı. Söz konusu ifadeler, 2. Dünya Savaşı'nda Japon kökenli Amerikalıların toplama kamplarına gönderilmesini hatırlattı ve ülkede geniş yankı uyandırdı.
Grace Meng, yaptığı yazılı açıklamada, 'Bu tür söylemler yalnızca topluluğumuzu hedef almakla kalmıyor, aynı zamanda ülkemizin temel değerlerine de saldırıdır' dedi. Judy Chu ise 'Tarih bize gösteriyor ki bu tür korku kampanyaları masum insanların hayatını mahvedebilir' ifadelerini kullandı. Ted Lieu da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Bu çağrılar nefret suçlarını teşvik ediyor ve derhal kınanmalıdır' dedi.
Podcast yayıncısının kimliği tam olarak doğrulanamazken, yayının aşırı sağ çevrelerde popüler olduğu biliniyor. Yayın, birçok eyalette Asyalı-Amerikalılara yönelik artan saldırıların yaşandığı bir dönemde gündeme geldi. Özellikle COVID-19 salgını sırasında Asyalılara yönelik nefret suçlarında ciddi artış yaşanmış, bu durum toplumda derin endişe yaratmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, ABD'nin Çin ile artan jeopolitik rekabetinin iç politikaya yansımasının bir örneği olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasıyla birlikte, Asyalı-Amerikalı toplumunun günah keçisi ilan edilme riskinin arttığına dikkat çekiyor. Benzer söylemlerin, Soğuk Savaş döneminde komünizm karşıtlığı adına yapılan ayrımcılıkları hatırlattığı belirtiliyor.
Çin yönetimi ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet medyası ABD'deki ırkçı saldırıları defalarca eleştirmişti. Asyalı-Amerikalı sivil toplum örgütleri, bu tür yayınların toplum üzerinde psikolojik baskı oluşturduğunu ve acilen yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini savunuyor. ABD'de 23 milyondan fazla Asyalı-Amerikalı yaşıyor ve bu topluluk ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 7'sini oluşturuyor.
Konu, ABD Kongresi'nde de gündeme taşındı. Bazı yasa koyucular, nefret söylemlerine karşı daha etkili yasalar çıkarılması için harekete geçilmesini istiyor. Geçtiğimiz yıllarda kabul edilen COVID-19 Nefret Suçları Yasası'na rağmen, uygulamada yetersizlikler olduğu belirtiliyor. Sivil toplum kuruluşları, özellikle sosyal medyada yayılan nefret söylemlerinin denetlenmesi için daha fazla kaynak ayrılmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD-Çin rekabetinin yalnızca jeopolitik alanla sınırlı kalmadığını, iç toplumsal dinamikleri de etkilediğini gösteriyor. Türkiye, küresel güç mücadelelerinde dengeli bir politika izlerken, bu tür ırkçı söylemlerin uluslararası istikrara zarar verebileceği değerlendiriliyor. Türk dış politikası açısından, Çin ile güçlü ekonomik ilişkiler sürdürülürken, ABD ile de stratejik ortaklık devam ediyor. Bu tür olayların, iki ülke arasındaki gerilimin tırmanmasına yol açması, küresel tedarik zincirlerini ve ekonomik istikrarı etkileyebilir. Türkiye'nin, ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadelede uluslararası işbirliğini desteklemesi, kendi toplumsal barışı açısından da önem taşıyor.